26 °C
Ömer Faruk ÇOLAK
Ömer Faruk ÇOLAK EKONOMİ ATLASI dunyaweb@dunya.com

Avrupa Birliği terk edildi

Avrupa Birliği Bakanlığı kapandı. Bu simgesel bir gelişme, fakat anlamlı. Çünkü Türkiye’nin AB macerasına noktayı koyduğuna ilişkin önemli bir işaret. Zaten AB’de, Türkiye Masasındaki yetkilisi de tam üyelik görüşmelerini en az beş yıl askıya alınmasını AB Konseyinden isteyeceğini açıkladı. Ortaya çıkan bu tablodan Türkiye’de ne hükümet, ne de halkımız hiç rahatsız olmadı. AB yanlısı iş dünyası örgütleri bile sessiz, kayıtsız kaldı.

Açıkçası gönlüm elvermediğinden bu yazıyı kaleme aldım. Türkiye’nin AB macerası 31 Temmuz 1959 tarihinde üyelik için başvurması ile başladı. İlişkiler hep inişli çıkışlı oldu. Fakat Türkiye 1996’da AB ile Gümrük Birliğine girmeyi başardı. 2005 yılında da, 2013 yılında tamamlanması öngörülen tam üyelik görüşmelerine başladı. Başladı ve orada kaldı. On üç yılda bir ilerleme sağlanamadı. Sonuçta bugün ilişkiler koptu diyebilir.

Türk halkı, AB’yi pek anlamadı. Dışa kapalı özelliğini (kişiliğini) koruyan, başına gelen her türlü sorunu dış güçlere bağlayan halk için AB’nin bir anlamı yoktu. İktidar partisi gibi, diğer siyasal partiler de bu konuda kayıtsız kaldı. Türkiye neden vazgeçtiğini bilmeden AB’ne elveda dedi.
AB nedir? AB sadece ekonomik ve parasal birlik değil. Aynı zaman da kültürel ve yaşamsal birlikteliğin bir ifadesi. İnsanı ötekileştirmekten vazgeçenlerin birlikteliği. Elbette buna aykırı davranan (Macaristan, Avusturya) gibi ülkeler, siyasetçiler, gruplar oldu. Ancak AB’nin ortak aklı bunlardan her zaman daha güçlü idi.

AB ekonomik güç olarak satınalma gücü paritesine göre 19.9 triyon dolar ile dünyanın ikinci büyük ekonomisi (23.1 trilyon dolar ile Çin ilk sırada). AB bu GSYH’yı üstelik sadece dünya nüfusunun %7’si (517 milyon kişi) ile sağlıyor. Yani kişi başına üretkenliği çok yüksek. AB, 2008 krizinden ciddi şekilde etkilendi. Ancak krizin üzerinden geçen 10 yılın sonunda AB’de enflasyon oranı %2’de kalırken (Haziran 2018), işsizlik oranı %7,1’e geriledi (Nisan 2018 dönemine göre), yılın ilk çeyreğinde büyüme oranı ise %2,4’ ulaştı. AB, bu olumlu verilere erişirken 63.9 milyar Euro cari fazla verdi ve Cari fazla/GSYH oranı %1,6 oldu. AB’de, bütçe açığı oranı da %1’e kadar geriledi.

Fark yaratan ülke Almanya

Almanya tarihsel olarak Türkiye için hep önemli bir ülke oldu. I. Dünya Savaşında aynı tarafta yer aldık. II. Dünya Savaşı sonrasında Almanya’nın ilk işçi talep ettiği ülkelerin arasında Türkiye yer aldı. Bugün yaklaşık 4 milyon Türk Almanya’da yaşıyor, çalışıyor. 2017 yılı sonunda Türkiye AB’ne 73,9 milyar dolarlık ihracat yaptı ve AB’nin ihracattaki payı %47,1 oldu. Bu büyük ihracatta Almanya ilk sırada yer aldı. Türkiye Almanya’ya geçen yıl 15,1 milyar dolarlık ihracat yaptı ve Almanya’nın toplam ihracatımızdaki payı %9,6 düzeyinde gerçekleşti.

Almanya AB’nin lokomotif ülkesi, 2008 krizini de tabiri caiz ise küçük sıyrıklarla atlattı. 2010 yılından bu yana Euro Bölgesinin üzerinde bir büyüme trendini yakaladı. Almanya, geçen yıl da %2,5 büyüdü, 2018 yılı beklentisi ise %2,2 dolayında. Almanya bu büyümeyi yakalarken enflasyon oranı %1,7’de, işsizlik oranı %3,5 kalırken, cari fazla oranı %8,1, bütçe fazlası oranı %1,4’e kadar yükseldi. Neresinden bakarsanız bakın Almanya parlayan bir yıldız gibi.

Şimdi içinde böyle bir yıldızın olduğu AB’den Türkiye vazgeçti, vazgeçmek içinde her şeyi yaptı.

Üstelik sadece bir ekonomi devi ile ortaklığı bozmadık, aynı zamanda Rönesans’ı, sanayi devrimini gerçekleştirmiş, çağdaş uygarlığın öncü gücünü terk ettik.
Bu durumda söylenecek tek bir cümle var. Hayırlı olsun.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.