Avrupa dijital bağımlılıkla yüzleşiyor

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Rekabet Hukuku Danışmanı Recep Gündüz

Avrupa Birliği, Davos’tan he­men önce sessiz sedasız ama dikkat çekici bir adım attı. Avru­pa Komisyonu, “Açık Kaynak Di­jital Ekosistemler” başlığıyla plan duyurdu.

Metin teknik görünü­yor olabilir ama derdi teknik değil. Brüksel açıkça şunu söylüyor: Av­rupa, dijital dünyada başkalarına fazlasıyla bağımlı. Açık kaynak ya­zılımlar dijital ekonominin belke­miğini oluşturuyor fakat ortaya çı­kan değerin büyük bölümü Avrupa dışına akıyor. Bulut bilişim, yapay zekâ, yüksek performanslı hesap­lama… Hepsinde tablo benzer. Bu çağrının Davos’tan hemen önce ya­yımlanması tesadüf değil. AB’nin başına gelecekleri artık sağır sul­tan bile duymuştu.

Davos’ta ise bu kaygı artık açık açık dile getirildi. Donald Trump, Grönland üzerinden verdiği me­sajla “eski güzel günlerin bittiğini” ilan etti. ABD, çıkarlarını korumak için askeri ve teknolojik gücünü daha sert kullanacağını söylüyor­du. Kanada Başbakanı da aynı min­valde konuştu. Transatlantik iliş­kilerde yeni bir perde açıldı. Brük­sel’de ise tek bir soru yankılanmaya başladı: Bu teknoloji bağımlılığıyla nereye kadar?

Bu köşede daha önce yayımlanan “Ekonomik Dev, Teknolojik Cüce” başlıklı yazıda da altını çizmiştim. AB ile ABD arasındaki kavga yeni değil. Dijital Pazarlar Yasası ve Di­jital Hizmetler Yasası çerçevesin­de ABD’li teknoloji devlerine ke­silen milyarlarca avroluk cezalar, Washington tarafından uzun sü­redir “tarife dışı engel” olarak gö­rülüyor. Brüksel ise “milliyet değil, pazarın sağlığı” diyor. Ama Davos sonrası bu tartışma artık hukukun ötesine geçti; jeopolitiğin tam orta­sına yerleşti.

“Bağımlılıklar silah olarak kullanılabilir”

Avrupa Komisyonu’nun tek­noloji dosyalarından sorumlu is­mi Henna Virkkunen, bu ruh hâli­ni en net ifade eden isimlerden bi­ri. Virkkunen, “bağımlılıklar silah olarak kullanılabilir” diyerek as­lında Avrupa’nın korkusunu özet­ledi. Mesele artık rekabet değil; gü­venlik, egemenlik ve kriz anında ayakta kalabilme meselesi.

Bu noktada Avrupa’nın masaya koyduğu seçenekler giderek sert­leşiyor. Bugüne kadar ABD’nin gü­venlik şemsiyesini kaybetmemek için açık bir çatışmadan kaçınan AB, yüzde 15’lik tarifeleri bile ka­bullenmişti. Ancak Grönland geri­limi bu dengeyi bozdu. Avrupa Par­lamentosu transatlantik ticaret anlaşmasının onayını durdurdu. 93 milyar dolarlık karşı tarife pa­keti konuşuluyor. Bir zamanlar Çin için tasarlanan “ticaret bazukası”, artık ABD’ye çevrilebilir.

Masadaki ihtimaller hafif değil. ABD’li şirketlere tarifeler, stratejik ürün ihracatına kısıtlamalar, kamu ihalelerinden dışlama… Hatta da­ha ileri senaryolar var: Yeni dijital vergiler, sosyal medya platform­larının faaliyetlerinin sınırlandı­rılması, fikri mülkiyet haklarının kısıtlanması, ABD’li şirketlerin Avrupa’da yatırım yapmasının zor­laştırılması. Kısacası Silikon Vadi­si, Brüksel’in radarında.

Brüksel’de ciddi ciddi sorulan soru

Benzer bir sertleşme siber gü­venlikte de görülüyor. Çinli firma­ların telekom altyapısına erişimini sınırlamayı hedefleyen Siber Gü­venlik Yasası ve Dijital Ağlar Ya­sası, başlangıçta Huawei’ye odak­lanmıştı. Şimdi ise kapsamın bulut hizmetleri ve uydu teknolojilerine doğru genişletilmesi planlanıyor. Artık Microsoft, Amazon, Google ve Starlink gibi isimler de “riskli bağımlılık” başlığı altında anılıyor. Üzerine bir de “ağ ücretleri” tartış­ması ekleniyor: Netflix ve Google gibi devler, taşıdıkları devasa veri trafiği nedeniyle ekstra vergilendi­rilebilir mi? Brüksel’de bu soru cid­di ciddi soruluyor.

Bu adımların, Dijital Pazarlar Yasası ve Dijital Hizmetler Yasası ekseninde zaten gergin olan ilişki­leri daha da sertleştirmesi kaçınıl­maz. Google, Meta, Apple ve Ama­zon’a yönelik cezalar ve soruştur­malar, Washington’un gözünde çoktan bir ticaret silahına dönüş­müş durumda. Avrupa ise dijital alanda rekabet gücü üretemediği için bu alanı bir pazarlık kozu ola­rak kullanmaya çalışıyor. Eski bir Meta yöneticisi olan Avrupa Parla­mentosu üyesi Aura Salla’nın “veri ham madde sayılsın ve gümrüklen­sin” önerisi, bu arayışın ne kadar yaratıcı ama aynı zamanda ne ka­dar riskli olduğunu gösteriyor.

Bu gerilimden kazançlı çıkabi­lecek taraflardan biri Çin. Nitekim AB’nin Çinli elektrikli araçlara uy­guladığı sert tarifeleri yumuşat­ma sinyalleri vermesi dikkat çeki­ci. Hindistan da boş durmuyor. AB ile imzalanan serbest ticaret anlaş­ması, Yeni Delhi’nin bu çatlaklar­dan faydalanma isteğinin bir gös­tergesi. Ama işin bir de gerçekçilik boyutu var. Plan yapmak başka, uy­gulamak başka. Avrupa’nın kendi içindeki görüş ayrılıkları, özel sek­törün direnci ve vatandaşların alış­kanlıkları bu stratejilerin önünde ciddi engeller. ABD teknolojisinin kısa vadede ikame edilmesi hâlâ zor.

Bu noktada Brüksel’in karşı kar­şıya olduğu temel çelişki daha da belirginleşiyor: Bir yandan ABD’ye bağımlılığı azaltmak isteniyor, di­ğer yandan Avrupa ekonomisi­nin günlük işleyişi hâlâ Amerikan menşeli yazılımlara, bulut altyapı­larına ve platformlara dayanıyor. Kamu kurumlarından bankacılığa, savunma sanayiinden sağlık sis­temlerine kadar uzanan bu bağım­lılık zinciri, radikal kopuş senaryo­larını siyasi olarak cazip ama eko­nomik olarak son derece riskli hâle getiriyor. Bu nedenle Avrupa’nın attığı adımlar çoğu zaman “tam ko­puş” değil, kontrollü baskı ve pa­zarlık stratejisi olarak şekilleniyor.

Üstelik bu baskının maliyeti de doğrudan Avrupalı tüketiciye ve iş­letmelere yansıyabilir. Dijital ver­giler, ağ ücretleri ya da platform kısıtlamaları; kısa vadede ABD’li şirketleri hedef alıyor gibi görünse de uzun vadede Avrupa’daki dijital hizmetlerin pahalanması ve ino­vasyonun yavaşlaması riskini de beraberinde getiriyor. Avrupa’nın esas sınavı tam da burada: Dijital egemenlik arayışı, kendi ekonomik dinamizmini boğmadan nasıl sür­dürülecek?

Dünya siyasetinde plakalar ye­rinden oynarken, bu tablo Türkiye için de önemli bir uyarı. Batı ittifa­kı askeri, ekonomik ve politik ola­rak çatırdarken, Türkiye’nin özel­likle dijital ekonomi alanında dur­duğu yeri yeniden düşünmesi artık lüks değil, zorunluluk.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.321,19 1,53 %
Dolar 46,9993 0,06 %
Euro 53,6808 0,13 %
Euro/Dolar 1,1403 -0,11 %
Altın (GR) 6.197,31 -0,49 %
Altın (ONS) 4.076,06 -0,79 %
Brent 78,4930 3,31 %