Avrupa’nın yeni dünya düzeniyle sınavı
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in Avrupalı liderlere “Kasabada artık yeni bir şerif var” diye bağırdığı, konferans Başkanı Christoph Heusgen’in kürsüde gözyaşlarını tutamayıp ağladığı 2025 Münih Güvenlik Konferansı’nın üzerinden bir yıl geçti ve 2026 Münih Güvenlik Konferansı geçen hafta Almanya’da yeniden toplandı.
Rubio’nun “Medeniyet çöküşü” iddiası
Aralarında Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın da bulunduğu Avrupalı ve Amerikalı liderleri bir araya getiren Münih Güvenlik Konferansı bu yıl, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun sömürgeci ve kolonyal döneme öykünen, Avrupa’nın ırkçı siyasetçilerine kucak açan konuşmasıyla başladı.
Her ne kadar Avrupa açısından bir yıl önce Vance’in yaptığı konuşmadan daha uzlaşmacı bir tona sahip olsa da, mesajı aynı çizgideydi:
“Batı, iklim ‘kültü’ ve kitlesel göçten kaynaklanan kötü tasarlanmış politikalar nedeniyle kendi tercihiyle bir medeniyet çöküşüyle karşı karşıya. Ve kurtarılması gerekiyor.”
Rubio ayrıca Trump yönetimindeki ABD'nin yeni bir dünya düzeni kurmaya kararlı olduğunu belirterek, “Gerekirse bunu tek başımıza yapmaya hazırız, (ancak) tercihimizi ve umudumuzu, bunu Avrupa'daki dostlarımızla birlikte yapmaktan yana kullanıyoruz” dedi.
Rubio’nun Avrupalılara ABD’ye katılma çağrısı yaptığı bu sözleri Avrupalı liderleri bir nebze olsun rahatlattı. Her ne kadar ABD Başkanı Donald Trump kafasına estikçe Grönland’ı Danimarka’nın elinden alma tehditleri savursa da ABD onları henüz tamamen terk etmemişti. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin geçen sene Trump’a dediği gibi, “Babacık” hala Avrupa’yla birlikte hareket etmek istiyordu, ancak bunu yaparken Avrupa medeniyetinin temsil ettiği bir çok şeyin ayaklar altına alınması gerekecekti: ABD’deki MAGA’cılara göre iklim krizi diye bir şey yoktu, göçmenler Avrupa ve ABD’yi “özünden uzaklaştırıyordu” ve mutlaka engellenmeleri gerekiyordu, ABD’nin başını çektiği “yeni dünya düzeni”nde, insan hakları ve demokrasi gibi kavramlar yalnızca birer ayrıntıydı.
Avrupa, değişen dünyaya “uyanacak” mı?
Nitekim Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rubio’nun konuşmasını dinledikten sonra ABD ile ilişkiler konusunda “çok rahatladığını” söyledi.
Konferanstan birkaç gün önce Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Bu uyanışın zamanıdır. Avrupa’nın uyanma zamanıdır” demişti.
Macron ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, konferansta, Washington ile ittifakı sürdürmeye çalışırken, Avrupa güçleri için yeni ve bağımsız bir yol çizmeye çalışan konuşmalar yaptılar. Her iki lider de, Avrupa’nın nükleer caydırıcılığı konusunda görüşmelere başladıklarını duyurdu.
Cumartesi günü, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesinin “Brexit yıllarının İngiltere'si olmadığını” söyleyerek, Avrupa ile daha yakın bir savunma ilişkisi kurulması gerektiğini savundu.
Dünya yıkıcı siyaset döneminde
Dünya değişiyordu, Avrupa’nın bir yandan ABD’nin yanında olduğunu hissetmeye ihtiyacı vardı ancak diğer yandan özellikle savunma alanında kendi başının çaresine bakması gerekiyordu. Nitekim bu ihtiyaç, Münih Güvenlik Konferansı Raporu’nda açık açık dile getirilmişti:
“Dünya, yıkıcı bir siyaset dönemine girmiştir. Dikkatli reformlar ve politika düzeltmeleri yerine, kapsamlı yıkım günün gündemindedir. Ülkelerini mevcut düzenin kısıtlamalarından kurtararak daha güçlü ve daha müreffeh bir ulus inşa etme sözü verenlerin en önde geleni, mevcut ABD yönetimi. Sonuç olarak, inşası başladıktan 80 yıl sonra, ABD öncülüğündeki 1945 sonrası uluslararası düzen şu anda yıkılmaktadır.”
Birçok Batı toplumunda, reformdan çok yıkımı tercih eden siyasi güçlerin (Avrupa’daki aşırı sağcı siyasi partiler gibi) ivme kazandığına dikkat çekilen raporda, bundan sonrası içinse oldukça karamsar bir tablo çiziliyor:
“İlkelere dayalı işbirliği yerine işlem bazlı anlaşmaların, kamu çıkarları yerine özel çıkarların ve evrensel normlar yerine bölgesel hegemonyaların şekillendirdiği bir dünya görebiliriz. İronik olarak, bu, yıkıcı siyasete umut bağlayanlar değil, zengin ve güçlüleri ayrıcalıklı kılan bir dünya olacaktır.”