Avrupa’ya ikinci “birlik” mi geliyor?

Zeynep GÜRCANLI
Zeynep GÜRCANLI Yedi Düvel zeynep.gurcanli@dunya.com

Ukrayna savaşı Avrupa’da da tüm dengeleri değiştirdi.

O kadar ki, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ortaya Avrupa Birliği’nin yanı sıra, yeni bir “siyasi birlik” yaratma önerisini ortaya attı.

Önerinin yapılış şekli dikkate değer; Fransa halen Avrupa Birliği’nin dönem başkanlığını yürütüyor. Macron da “dönem başkanı” sıfatıyla Avrupa Parlamentosu toplantısında yaptığı konuşmada ortaya koydu “Avrupa’da yeni bir siyasi birlik daha kurulsun” önerisini.

Dolayısıyla da tartışma daha bir anlamlı hale geldi.

Macron’un önerisi, ayrıntıları belli olmamakla birlikte, hâlihazırda mevcut olan Avrupa Birliği’ne dokunmamak, ama AB’ye üye olmayan Avrupalı ülkeleri de kapsayacak yeni bir “siyasi birlik” oluşturmak üzerine kurulu.

Öneriye karşı ilk akla gelen eleştiri, yaşlı kıtada halen sadece Avrupa Birliği’nin değil, ondan daha geniş üye yapısına sahip –Türkiye de tam üye- Avrupa Konseyi’nin de bulunması; Dolayısıyla üçüncü bir siyasi birlikteliğin işlevinin Avrupa Konseyi’nden nasıl farklı olacağı sorusu geliyor akıllara.

Nitekim böyle bir eleştiri gelebileceğini öngörmüş olmalı ki Macron da konuşmasında,  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de bağlı olduğu Avrupa Konseyi’nin halihazırda Avrupa’nın “hukuk merkezi” olduğunu, bir de “siyasi merkeze” ihtiyaç olduğunu söyledi.

AMAÇ UKRAYNA’YI KÜSTÜRMEMEK Mİ?

Macron’un önerisinin perde arkasındaki fikrin ise, Avrupa Birliği’ne resmen üyelik başvurusunda bulunan Ukrayna’nın “küstürülmemesi” olduğu yorumları yapılıyor. Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne üyeliğinin, -adaylık statüsü verilse bile- hemen gerçekleşmesinin mümkün olmadığını söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı, belli ki hem Ukrayna’yı dışlamamak, hem de Rusya’dan Avrupa’ya daha fazla tepki çekmemek üzere bu formülü bulmuş.

Formül işler mi? Haziran ayında yapılacak Avrupa Birliği zirve toplantısında Ukrayna’nın tam üyelik başvurusu resmen görüşülecek. Oradan çıkacak cevap, Macron’un yeni bir Avrupa siyasi birliği önerisinin daha doğmadan ölüp ölmeyeceğini de gösterecek.

AVRUPA’NIN STRATEJİK ARAYIŞI

Macron’un yapmış olduğu öneriyi sadece Ukrayna ile sınırlamak da mümkün değil; Fransa Cumhurbaşkanı’nın konuşması aslında Avrupa’nın içine düştüğü stratejik çıkmazı da gösteriyor.

İngiltere’nin Brexit ile AB dışına çıkması ile birlikte, Birliğin Atlantik ilişkisi de, dünyada stratejik bir güç olma hayali de büyük yara aldı.

Nitekim bunun somut örneği çok yakın zamanda yaşandı. Fransa’nın Avustralya’ya denizaltı satış anlaşması, devreye İngiltere ve ABD’nin girmesi ile iptal edildi. Fransa dışlanırken, denizaltıların Avustralya’ya İngiltere ve ABD tarafından satışı gündeme geldi. Üstelik  Avustralya, İngiltere ve ABD bunun üzerine bir de AUKUS adı altında yeni bir stratejik birliktelik kurmayı ihmal etmediler.

AUKUS olayı Fransa’da büyük şok yarattı. Eğer İngiltere AB içinde kalmış olsaydı, konu büyük bir ihtimalle farklı ilerlerdi. Macron da bunu göz önüne almış olacak ki, İngiltere’yi de “yeni Avrupa siyasi birlikteliği” adı altında bir şekilde Avrupa Birliği’ne bağlamanın arayışına girdi.

TÜRKİYE’NİN ÜYELİK SÜRECİ SIKINTIYA DÜŞEBİLİR

Macron’un Avrupa’da yeni siyasi birlik önerisi, Türkiye’nin yılan hikayesine dönen Avrupa Birliği tam üyelik sürecini de etkilemeye aday;

 İş ciddiye binerse, Türkiye’yi AB üyesi yapmak istemeyen, ancak –tıpkı İngiltere’de olduğu gibi- stratejik birlikteliğin dışına da çıkarmak istemeyenler açısından bir çözüm olarak görülebilir Macron’un önerisi.

Normal koşullarda  “tam üye adayı” unvanını almış, üstelik üyelik müzakerelerine de başlamış olan Türkiye’nin, AB’de kazanmış olduğu bu statüden vazgeçip daha gevşek olacak yeni birlikte yer alma önerisini reddedeceği aşikar.

Ancak AK Parti hükümetleri döneminde dış politika geleneksel olmaktan, uzmanlar tarafından yürütülmekten çok uzak; Daha çok savrulmalarla, ani dönüşlerle, öngörülemezlikle anılıyor bugünlerde Türk dış politikası.

AK Parti hükümetinin bir gün Batı karşıtı söylemde bulunurken ertesi gün stratejik hedef olarak AB üyeliğinden bahsetmesinin artık yeni “normal” olduğu düşünüldüğünde;

Macron’un ortaya attığı Avrupa siyasi birliği önerisine nasıl yaklaşılacağını da tahmin etmek kolay değil.  

AB’de 50 yıllık uğraş sonucu, zar zor elde edilmiş “tam üyelik müzakelerindeki ülke” statüsünü kaybetmemek için dikkatle izlenmesi gereken bir süreç kapımızda.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar