Aynı makine, farklı sonuçlar…
Aynı makine…
Bir iklimde “zarar” yazarken; diğer iklimde (ki komşu işyerinde de olabiliyor) başarının, büyümenin, kârın, “tasarruf/sermaye” birikiminin kaynağı olabiliyor…
***
Fransa Milli Futbol Takımı en yakın örnek…
Avrupa Şampiyonu PSG’nin futbolcularına: Mbappé, Digne, Upamecano, Koundé, Saliba, Tchouaméni, Olise gibi, Avrupa’nın öne çıkan liglerinde şampiyon olan takımların beyni sayılan oyuncular ekleniyor…
Ve…
Bu takım, İspanya ve İngiltere karşısında, çaresiz kalabiliyor…
Hatta Paraguay’ı son anda geçip, 2 ay önce Fildişi Sahilleri’ne yenilebiliyor…
***
Fark mı?
Makineyi, sistemin parçası haline getirdiğinizde ortaya çıkabiliyor…
Ekonomik faaliyette de maliyet yapısı, marka algısı, satış modeli ve kaynakların kullanımı (tahsilat hızından stok seviyesine, depolamadan lojistik maliyetlerine birçok değişkenin birleşimi, doğru kurgulandığında finansman yük olmaktan çıkıp, rekabet avantajına dönüşebiliyor) farkı artırıyor…
***
Yani:
Sporda olduğu gibi ekonomide de doğru ürünü üretmek, çoğu zaman yeterli olmuyor…
Aynı doğruluğu/esnekliği satış modelinde de görmek gerekiyor…
Kendine güvenen, bunun için ve/veya bu nedenle, müşteriye de güven veren, sadece satış anına değil satışın süreçlerine de odaklanan, rakiplerin modeline de hakim olan bir yaklaşım, farkı daha da yaratıyor…
Hepsi için:
Bilimsel/sağlıklı/verimli düşünebilen ve bunları bir potada birleştiren bir yönetim gerekiyor…
VELHASIL
Aynı makineyi, daha verimli kullanabilmenin temelinde “insan” bulunuyor…
Ama…
Dayatılan ve alışkanlık haline getirilen algoritma tabanlı yaşamın, insan beyninde meydana getirdiği odaklanma sorununun, düşünüldüğünden çok daha büyük bir sorun olduğu görmezden gelinebiliyor…
Üretimde de, geliştirmede de verimsizliğin (zararın, geliştirememenin, üretememenin) temeli olan bu hastalığı, iyileştirme zorunluluğumuz bulunuyor…
***
Bu hastalığın da, diğer birçok hastalıkta olduğu gibi, “kesin sonuç” veren onlarca tedavi yöntemi de bulunuyor…
***
Mesela, çalışan kesimdeki dikkat eksikliği ve zihinsel tükenmişlik gibi handikaplar eğitimle aşılabiliyor…
Örneğin Türk bilim insanlarının bir araya geldiği Cognicise gibi geliştiriciler, sürdürülebilir dikkat performansını10 saniyelerden, 9 dakikaya kadar uzatan eğitim teknolojisi geliştirebiliyor… (Bu alanda kafa yoran bilim adamlarımızın sayısı da artıyor)
Örneğin, ailelerin aldığı küçük önlemler dahi dikkat performansını, yüzde 2 bin, 3 bin gibi oranlarda artırabiliyor…
Örneğin, gelişmiş ülkelerde anaokuldan üniversitelere, sokaklardan işyerlerine kadar uygulanan başarılı modellerin ayrıntılarına, internet aracılığı ile tek tıkla ulaşılabiliyor…
***
Yeter ki sorunları ortaya koymakla yetinmeyip, çözmek isteyelim…