Aynı yollardan gidip farklı sonuçlar beklenir mi?

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Elbette beklenmez. Daha iyi sonuçlar isteniliyor ise, şüphesiz yolu değiştirmek gerekir. Düşünün ki 40 birimden oluşan bir bütünün sadece bir parçasında bu 40’ın dörtte biri bulunmakta. Ne kadar da orantısız bir dağılım demek için daha fazla bilgiye gerek yok aslında. Neyden söz ettiğimi bilmeseniz dahi eminim orantısızlık yeterince dikkatinizi çekmiştir. Gelelim neden bahsettiğime. Bu oran, İstanbul’un Türkiye coğrafyasındaki yeri ve nüfus olarak oranı. Yüzölçümünün 1/40’ı olan İstanbul’da nüfusun dörtte biri, yani 80 milyonun dörtte biri anlamına gelen 20 milyon yaşamakta. Çok sık dile getirmez olsak da artık, Türkiye’nin en son 50 yılına damgasını vuran en önemli sorunlarından bir tanesi bu. Kırkta birinde dörtte bir nüfus sıkışmış durumda.

Yıllarca köyden kente göç nasıl önlenir dedik, sonra sıkıldık dememeye başladık. Ardından doğudan Batı’ya göç nasıl engellenir dedik; bir müddet sonra onu da tartışmayı ve konuşmayı bıraktık. İşte gelinen nokta ve ortaya çıkan tablo bu. Bir yandan coğrafyada dağılım eşitsizliği ortaya çıkarken, diğer yanda tarımda ve çiftçilikte olumsuza dönen bir tablo oluşmuş oldu. Lojistik üs olabilir miyiz acaba diye düşünürken İstanbul’un lojistiğini nasıl çözeceğimizi bilemez olduk. Öte yandan olası bir Marmara depreminde bu nüfus yoğunluğunun ne gibi sonuçlara yol açacağı konusuna da hiç değinmiyorum. Pandemi döneminde İstanbul’da yaşanılan e-ticaret siparişlerinin ne denli zor ulaştığını ve insanların günlerce beklediklerini düşündüğümüzde bile tablonun ürkütücülüğünü anlamak zor olmasa gerek.

Yıllardır dış ticaret derim, katma değerli ihracatın önemine değinirim, sanayi alanında önemli yatırımlara ihtiyacımız var derim ve yabancı sermaye yatırımcılarını ülkemize çekmemiz gerektiğini söylerim. Bütün bunların olabilmesi için değişimin sadece mevzuatlarda olmasının yeterli olmadığının önemli bir kanıtı bu tablo ve ülkemizdeki en marjinal değişimin olması gereken noktaların belki de başında geliyor göçü önleyebilmek ve nüfusun dengeli yerleşimini sağlamak.

Yabancı yatırımcı demişken, pandemi sonrasında dünyada daha fazla bu konuda hareket olacağını şimdiden söyleyebilirim. Hatta yavaş yavaş da olsa başladılar bile. Bu konuda önemli referans çalışmalardan birisi Dünya Bankası tarafından her yıl yapılan ve 190 ülke ekonomisindeki regülasyonları karşılaştırarak ortaya çıkan İş Yapma Kolaylığı Endeksi, orijinal adı ile Doing Business raporu. Henüz 2020 raporu yayınlanmadı ve halen 2019 raporu referans teşkil ediyor. Zira 2020 raporu yaşanan COVID-19 salgını ile çok da standartları yaratmayacak. Rapor, iş yapma kolaylığı sağlayan ülkelerde yeni bir şirket kurmak için mülk sahibi olma, izin alma kolaylığı, yatırımcı koruması, sınır ötesi ticaret, vergiler ve e-kayıt gibi konuları ele alırken, lojistikteki durumu ve bürokrasiyi de son derece göz önünde bulundurmakta. 2019 raporunda, Türkiye 32. sırada. Sadece bu veriyi alıp kulağımızın üzerine yatabilir miyiz, asla.

Değerlendirmede bakılan hususlar ise şöyle: Gümrük, gümrük ve sınır işlemlerinin etkinliği, altyapı, ticaret ve taşımacılık altyapısının kalitesi, lojistik hizmet kalitesi, lojistik hizmetlerin kalitesi ve yetkinliği, uluslararası sevkiyatlarda rekabetçi fiyatlar, rekabetçi fiyatlarla sevkiyatların düzenlenmesinin kolaylığı, takip ve izleme, sevkiyatların takibi ve izlenebilmesi, zamanında teslimat, sevkiyatların alıcıya zamanında ulaşması. Türkiye’nin lojistik performansına baktığımızda ise 2016’da 34. ve 2018'de de 47. sırada yer almış durumdayız. Türkiye gümrükte verdiği hizmetlerde ise 2007 yılında 33. sıradayken 2018’de ise 58. sıraya gerilemiş durumda. Bu kez yorum yapmadan noktayı koyayım, yorumum için yazının başlığını hatırlamanız yeterli. Kıssadan hisse.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Üretimi sevsek mi? 16 Nisan 2021
Dış ticaretin yönü 09 Nisan 2021
Globalizmden glokalizme 02 Nisan 2021
Suez 26 Mart 2021
“Adamlar yapmış” 12 Mart 2021
Hangi ambargo daha iyi? 12 Şubat 2021