Bahar gelirken

Filiz KARAOSMANOĞLU
Filiz KARAOSMANOĞLU SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM filiz@itu.edu.tr

Yeni yıl başlar. Umutlarımız yenilenir. Üst başlıkta sağlık ve mutluluk isterken, hedefl erimiz için gayret ederiz. Küçük, büyük dileklerimiz, beklentilerimiz bizi canlı tutar. Bir yanda da kış bahara yol alırken, doğa yavaş yavaş uyanır. Havaya, toprağa, suya düşen cemreleri takip ederken, Birleşmiş Milletler (BM) günleri mühim hususları yaşamın ve gezegenimizin değerini, yanlışlarımızı, yapılması gerekenleri bize duyurur. İstanbul’umuzun mimozalardan erguvanlarına coşmasını beklerken, BM mart ayı günleri yaygın etkisi için çalışırım, yazarım ve konuşurum. Bir konunun BM dünya ya da uluslararası günü olması kolay değildir.

Halen tanımlama almak için uğraş verilen, yaygın kutlanan günler var. Örneğin Küresel Geri Dönüşüm Günü iş dünyası ve sivil toplumun büyük desteği ile kutlanırken, bugünün BM tarafından tanınması için Uluslararası Geri Dönüşüm Bürosu (BIR) ile BM Sınai Kalkınma Örgütü (UNIDO) büyük bir çaba gösteriyor. Mart ayı mutluluğun, yeşil ve mavinin ayıdır.

BM 2011’deki mutluluk ve refah başlıklı ilk konferansında mutluluğu “Temel İnsan Hedefi” olarak kabul eden ve “Tüm insanların mutluluğunu ve refahını teşvik eden ekonomik büyümeye daha kapsayıcı, adil ve dengeli bir yaklaşım” getiren kararı aldı. Dünya Mutluluk Günü ilk kez 2013’te “Birlikte daha mutlu bir dünya yaratalım” diyerek kutlandı.

Dünya Mutluluk Günü 2022 resmi temasını BM “Herkes İçin Mutluluk, Ukrayna”olarak duyurdu. Bugün dünyamız benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıya iken, sağlığımız, refahımız, mutluluğumuz her zamankinden daha mühim. Mutluluk için Eylem Hareketi (http://www.actionforhappiness.org) aynı fikirdeki kuruluşlarca da desteklenen eylemleri halen 190 ülkede 284 bin üye ile yapıyor.

Bu yıl Daha Mutlu ile kendi mutluluğumuz için zaman ayırma; Daha İyiliksever diyerek başkalarının mutluluğuna katkı verme için hareketimizi sürdürüyoruz. Mutluluk kişinin dileklerine, özlemlerine eksiksiz ve sürekli ulaşmasındaki duygusudur. Bu duygu için vücut kimyamız harekete geçer. Tanımında saadet ve bahtiyarlık saklıdır. Neşelenmek, sevindiğinde anında, kısa vakitte mutlu hissetmek başkadır.

Aynı koşullarda kişilerin mutluluğunu değerlendirmesi de farklı olabilir. Yaşamımız ilerlerken evimizde, okulumuzda, işimizde, ülkemizde belli değişkenlere göre mutluyum, mutsuzum diye kanaatimiz vardır. Mutluluk herhangi bir enstrümantal analizle ölçülemez ya da bir standarda göre hesaplanamaz. Seçilen değişkenlere göre veriler toplanır ve regresyon analizi yapılır. 18 Mart 2022 günü Dünya Mutluluk Raporu’nun 10. yıldönümü baskısının çevrimiçi tanıtımını izledim. Raporda özellikle COVID-19’un günlük yaşamın farklı yönlerini nasıl değiştirdiğini izlemeye odaklanılarak, olumlu ve olumsuz duygulara etki bileşenleri incelendi.

Ortalama Yaşam Değerlendirmesi sonuçlarına çoklu değişkenli regresyon analizi ile ulaşıldı (Meraklısına: Home | The World Happiness Report). Dikkatimi çeken en olumlu sonuç COVID-19’un toplumda iyilikseverlik artışıyla gönüllülük, yabancılara yardım ve hayır kurumlarına bağışlardaki büyük artış ile güven duygusuna etkisi. Kamu kurumlarına, devletine daha fazla güven duyulan, eşitsizliğin daha düşük olduğu ülkelerde 2020 ve 2021’de pandemi kaynaklı ölümler çok daha az olurken, bu ülkelerde insanlar kriz dönemlerinde de mutlu olabildiler. 2022 Dünya Mutluluk Raporu’na göre yapılan sıralamada İskandinav ülkeleri yine üst sıralarda yer alıp, Finlandiya en mutlu ülke olurken, Türkiye 8 sıra gerileyerek 146 ülke arasında 112. oldu.

Güzelim ülkemizde acının, tatlının yan yana olduğu, çok ama çok zor bu günlerde mutluluğumuzu yönetmek hiç ama hiç kolay değil. BM Dünya Sağlık Örgütü en son açıklamasına göre pandeminin tam ortasındayız. Zor günler sürecek. Biliyorum. Ancak yaşadığımız her gün di’li geçmiş zaman olup uçup gidiyor. Unutmayalım. Daha Mutlu olacağım diyerek kendimiz için, Daha İyiliksever olacağım diyerek sivil toplumda gayrete başlayalım.

Mutluluğumuzu yönetme becerimizi geliştirerek, sürdürülebilir yaşam kültürümüzün temel öğelerinden biri yapmalı, dimdik ve dirençli olmalıyız. Çünkü çok çalışmadan, çok üretmeden ülkemizde refah ve mutluluğumuz artamaz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
İTÜ’müzün arısı 10 Mayıs 2022
Yaratıcı ekonomi 21 Nisan 2022
Biyoekonomi coşarken 21 Aralık 2021
İklim şövalyeleri 25 Kasım 2021
Yeşil pasaportlu ihracat 17 Ağustos 2021