Bankacılık sektörü acil önlem planlarını önceden oluşturacak

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Ezgi İvecan - EY Türkiye Finansal Risk Yönetimi Direktörü

Kriz diye tabir ettiğimiz, ekonomilerde istikrarsızlıkların arttığı süreçler; büyümelerin negatife döndüğü, küresel sermaye hareketlerinin yavaşladığı, böylece ülke ekonomilerinin, piyasaların ve insanların derinden etkilendiği dönemlerdir. Ancak bu dönemin sonrasında alınan tedbirler güvenin tekrar tesis edilmesi yoluyla hem toparlanmaların hızlandırılması hem de ilerleyen süreçlerde daha güçlü ve sağlam bir yapıya dönüşme fırsatı yaratır.

Nitekim 2008 mali krizi de etkili olduğu coğrafyaların finansal piyasalardaki yansıması dikkate alındığında çok sayıda ihtiyari regülasyonun doğumuna ön ayak olmuştur. Bunlardan bazıları tüm bankaları bazıları da sistemik önemli bankaları hedef alan düzenlemelerin bir kısmı hızlıca kurumlara adapte edilmiş, bir kısmı da zamana yayılmak suretiyle finansal kurumların uymakla yükümlü olduğu uygulamalar halini almıştır.

Bu yazının odağında her ne kadar bankalar olsa da sigorta şirketleri ve diğer finansal kurumlar için de dikkate alınabilecek hususları içeriyor.

BDDK 20 Haziran’da bankalardan taslak bir önlem planı oluşturmalarını talep etti

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), proaktif risk yönetimi yaklaşımının bir gereği olarak pandeminin hemen öncesinde, 20 Şubat 2020 tarihinde, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na yaptığı ekleme ile kurumca sistemik önemli olarak belirlenen bankaların herhangi bir suretle mali bünyelerinde bozulma yaratacak hallerin ortaya çıkması ihtimaline karşın, yine BDDK tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde “önlem planı” hazırlamakla yükümlü kıldı. Ülkemizde sistemik önemli bankaların tespitinde BDDK gösterge temelli bir yaklaşım benimsemiştir. Bu yaklaşımda büyüklük, bağlantılık, karmaşıklık ve ikame edilemezlik kriterleri ile bu kriterlere ait göstergeler dikkate alınır. Söz konusu düzenlemede, ilgili madde ile sistemik önemli bankalara mali bünyelerinde bozulma yaratacak hallerden herhangi birinin gerçekleşme veya gerçekleşme ihtimalinin ortaya çıkması durumlarında, konsolide veya konsolide olmayan bazda önlem planı oluşturmaları ve bu plan doğrultusunda ortaya konacak tedbirlerin bir ya da birkaçını almaları gerekliliği getirilmiştir. İlgili kanun maddesinin eklenmesinin hemen ardından ortaya çıkan ve tüm dünya ekonomilerini derinden etkileyen COVID-19 salgını ile birlikte, BDDK 2020 yılı Haziran ayı başında sistemik önemli bankalardan taslak bir önlem planı oluşturmalarını talep etti.

Önlem planı kavramı ilk olarak Avrupa Birliği (AB) mevzuatında yürürlüğe girdi. Bununla birlikte ilgili birlik çerçevesinde faaliyet gösteren bankalardan bir dizi şiddetli fakat makul stres senaryoları altında hayatta kalabilmeleri için güvenilir aksiyonları belirleyen kurtarma planları geliştirmeleri beklendi. Söz konusu uygulamalarda yol gösterici olması amacıyla, AB regülasyonlarına kurtarma planlarında dikkate alınacak senaryolara ve kantitatif/kalitatif indikatörlere ilişkin rehberler gibi yönergeler de dahil edildi. Geçtiğimiz yıllar itibarıyla Avrupa Bankaları tarafından hazırlanan ve ilgili otoriteler ile paylaşılan önlem planları değerlendirilmiş, olağanüstü ve bankanın mali bünyesinde tehlike yaratabilecek durumların ele alındığı ve aksiyonların ortaya koyulduğu bu planlar zamanla daha netleşmiştir.

BDDK tarafından usul ve esasların belirlenmesine yönelik düzenleme çalışmaları devam etmekte olan önlem planı hazırlıklarının etkin ve sonuç odaklı olarak geliştirilebilmesi amacıyla bankalar tarafından sağlanması gereken iki temel unsurun başında, erken uyarı sistemleri ve finansal yönetim sistemlerinin risk yönetimi ile entegrasyonu geliyor.

Önlem planı çalışmalarında bankalar sistemik, bankaya özgü ve birleşik olmak üzere asgari üç senaryo dahilinde, temel iş kollarının, kritik işlevlerin ve önemli iştiraklerin kritik fonksiyonlarının sürekliliğini sağlayacak kurtarma seçeneklerinin tetikleneceği noktaları tarifleyerek bu şok durumlarından kurtarırken, hem paydaşlarla hem de kamu ile yapılacak iletişimin gereklilikleri ile birlikte sürecin yönetişimini de ortaya koymak durumundadır. Bankaların bu süreçte faydalanabileceği unsurların başında erken uyarı sistemleri gelmektedir. Bankalar önlem planları için senaryoları ve aksiyonlarını oluştururken erken uyarı sistemlerinden beslenilebilirler. Bu noktada ilgili gösterge ve sinyallerin, bankanın gerekli aksiyonları alabilmesine olanak verecek süreyi sağlayabilecek nitelikte olması önemlidir. Diğer taraftan, kurtarma stratejilerinin yeterince net, sağlam, zamanlı ve kesin olabilmesi çalışmanın ana amacı olduğundan, oluşturulan seçeneklerin bankaya bu kapasiteyi sağlaması, ilgili senaryolar altındaki baskılara yanıt verebilmesi, kurumun modelleme ve değerleme kabiliyetlerinin ne kadar güçlü olduğu ile ilintilidir. Bu nedenle, mali verilerin risk indikatörleri ile bağlantısının kurulmuş olması (risk ve finans veri entegrasyonları vasıtasıyla) söz konusu çalışmalar yapılırken ihtiyaç duyulacak simülasyonlara hız kazandıracaktır. Simülasyonlar oluşturulan aksiyon planlarının test edilmesine olanak vereceğinden, süreçte kurtarma alternatiflerinin ne kadar güvenilir olduğu ve başarıyla etkinleştirilebilmesinin önündeki engellerin neler olduğuna dair bilgiler vererek, hem öğretici olabilecek hem de planın geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.

Sistemik öneme haiz bankalar büyüklükleri, ilişki içinde oldukların ağın genişliği gibi finansal ve reel piyasalardaki konumları nedeniyle herhangi bir mali sıkıntı yaşamaları durumunda ekonominin geneline yansıyabilecek olumsuzluklara karşı daha tedbirli ve proaktif olmak durumundalar. Bu sebeple bu bankalar, yukarıda sözü edilen bir dizi potansiyel stresin üstesinden gelmek için test edilmiş net stratejilere ve bir stres durumunun yaklaşmakta olduğu konusunda uyarıları alabilmek üzere iyi bir erken uyarı sistemine sahip olmalı, bu yolla elde ettiği bilgileri etkin bir şekilde işleyebilmek üzere risk yönetimini finansal yönetimlerine entegre etmelidir.

İçinden geçtiğimiz salgın süreci bankalarda bu ve benzeri uygulamaları yasal bir gereklilik sonucu yapılması zorunlu bir çalışma olmaktan çıkarmış, basiretli bir yönetimin ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir. Bundan sonraki süreçte ise, önceki bölgesel krizlerin de ötesinde tüm dünyayı etkisi altına alan ve henüz derinliği ölçülemeyen bu küresel krizin ihtiyari düzlemde ne gibi yeni düzenlemelere ön ayak olacağını da ilerleyen günlerde hep birlikte göreceğiz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar