Bankalar sendikasyonları artırırken...
Bankalar 2010 yılında uluslar arası piyasalardan sendikasyon kredilerrini hem yüzde 96 oranında çevirirlerken, faiz oranlarını libor artı yüzde 1.1 seviyesine gerilettirdiler. 2011 yılı beklentileri de yüzde 100 üzerinde bir çevirme sağlayabilecekleri yönünde. Bu gelişme bir yandan enerji ve altyapı alanında daha büyük miktarlı daha uzun vadeli, daha düşük faizli kredi vermelerine imkan yarattı. Bir yandan da Merkez Bankası kararlarına karşın tüketici, konut gibi kredi alanlarında önemli artış yapmadan yola devamın sağlanmasına fırsat verdi. Borsa finans servisimizin haberinde bankaların hem sendikasyon miktarlarını artırdığını, hem de faiz oranlarını düşürdükleri ortaya çıkıyor. 2008 yılında libor artı 2.5 olan borçlanma maliyetleri libor artı 1.1 seviyesine gerilerken, 2008'de sendikasyon kredilerini çevirme oranı yüzde 70 iken, 2009'da yüzde 65'lere inerek 7.3 milyar seviyesinde kaldı. 2010 yılında çevirme oranı yüzde 96'lara ulaşırken, miktarı da bir yıl öncesine göre yaklaşık iki katına 14.3 milyar dolara ulaştı. Bir yandan miktar artarken, bir yandan maliyetlerde düşüş gözlendi.
Sektör temsilcileri bu gelişmeyi değerlendirirken, 2011'e de iyi başlangıç yaptıklarını, bu yılda 14 milyar dolar civarındaki sendikasyonu yüze 100'ün üzerinde çevireceklerine inandıklarını belirtiyorlar. Türk bankalarıyla sendikasyon görüşmelerine yen yabancı banka katılımları olduğunu, yelpazenin geliştiğinin altını çiziyorlar. Borçlanırken elde edilen kredi faizlerinin rakamın birçok Avrupa ülkesine göre daha düşük olduğunu belirtiyorlar. Ve bankalarımıza uluslar arası ilginin artığını açıklıyorlar.
Merkez Bankasının içerde soğutma operasyonun paçal maliyeti artırması, bankaları uluslar arası piyasalara yöneltti. Dört faktör bankalarımızın bu kararında etkili oldu:
-Bankaların bilanço yapılarının borçlanabilecek sonuçlara sahip olması,
-Yurt içinde piyasalarda kredi taleplerinin, kaynak isteklerinin canlı olması,
-Uluslar arası piyasalardaki borç vericilerin borç verme isteğine karşın, çok fazla sağlıklı alıcı bulamamaları,
-Sendikasyon kredilerinde sürelerin uzaması ve faiz düşürme imkanının ortaya çıkması,
Türk Bankalarının sendikasyonları artırmalarına, dış kredi kullanım taleplerini artırmalara yol açtı.
Buna karşın Bankalarımızın 570 milyar liralık toplam kredisi içersinde yurt dışı sendikasyonlarla yaratılan 14.7 milyar dolarlık yaklaşık 20 milyar liralık imkan küçük ölçüde kalıyor. Bu alanda daha önemli bir büyüme imkanı olduğunu ortaya koyuyor. Bankacılık sektörü Merkez Bankası tarafından atılan adımlara karşı maliyetini azaltmaya yöneliyor. TL'nin yanı sıra dış kaynaklara yöneliyor. Dışardan kredi imkanının ve bundan yararlanma isteğinin artması sonucunu doğuruyor.
Merkez Bankası'nın son kararlarının ardından bankaların piyasaya verdikleri kredi faizlerini önemli ölçüde artırmaması, çok düşük artışlarla yetinmelerinde de sendikasyonların önemli katkısı olduğuna inanılıyor. Bankalar sendikasyonlarla hem uzun vadeli, hem de büyük miktarlı kredi taleplerine cevap verme imkanı da elde ettiler. Enerji ve altyapı yatırımlarında kullanılabilecekleri imkan da yaratılmış oldular. Bu alanlardaki canlılık da bunun göstergesi…
Bankaların sendikasyonları artırırken elde edilen bu kaynağı nerelerde kullanacakları önemlidir. Vade uzatmayı, daha büyük yatırımları daha düşük faizle desteklemeyi sağlayarak önemli imkan yaratabilir. Gelişmeler bu yönde sonuçlar için kullanıldığını gösteriyor.
Bankalarımızın Merkez Bankası'nın son kararlarıyla iç piyasada karlılıklarının azalacağının ortaya çıkmasıyla yöneldikleri bir başka alan da yurt dışında yeni fırsatlar araştırmaları sonucunu getirdi. Bu yönde de bu yıl içinde Türk Bankalarının çevre ülkelerde banka satın almalar ile yeni pazar genişlemeleriyle karlılıklarını artırmaya çalışacaklarını düşünmek yanlış olmaz…