Batı cephesinde yeni bir şey var

Otuz küsür yıldır 'gurbette' olan bir dosttan naçizane uyarı: Mümkünse kendi toprağınıza daha sıkı sarılın ve zor da olsa orada 'daha iyi bir hayat' arayın; çünkü hayalini kurduğunuz Batı da durak­lama devrinden çöküş devrine doğru sey­r-ü sefer halinde ve evdeki bulguru heba et­me riski tavan hiç olmadığı kadar yüksek.

Bunun en net sinyalleri Avrupa’dan. Eurostat, yaşam memnuniyetinin son on yılın en düşük seviyesine indiğini duyur­du. Almanya’da tüketici güveni pandemi döneminden bile zayıf. “Avrupa rüyası”­nın mıknatısı olan Almanya'da son dö­nemde gelenler değil gidenler konuşu­luyor. Yaşadığım Zagreb'de son dönem Almanya dâhil, "Avrupa gurbeti"nden dö­nen o kadar çok insan hikâyesi duydum, okudum ki.

Almanya'dan kaçış mevsimi

Veriler vahim. Almanya’da reel ücretler üç yılda yüzde 4 eridi. Büyük şehirlerde kiralar 2020’den bu yana yüzde 22 arttı. Enerji faturaları pandemi öncesinden or­talama yüzde 38 yukarıda. Ekonomi dur­gunluğun bir tık üstünde patinaj yapıyor. Bu tabloyu gören pek çok göçmen "Artık bu çileyi çekmeye değmiyor" diyerek ba­vul topluyor. Özellikle de ekonomisi "yeni Almanya" olma yolunda ilerleyen Polon­ya'ya dönüş yüzde 29 arttı. Romanya’ya geri dönenlerin sayısı pandemi öncesinin iki katı. Hırvatistan yeni devlet destek programıyla kalifiye vatandaşlarını geri çekiyor, Zagreb’e dönüş dört yılda yüzde 25 arttı.

Aslına bakarsanız bu gidişatın ardın­da sadece para yok. Ifo Enstitüsü araştır­masına göre, Alman toplumunun yüzde 61’i geleceğe dair kaygılı. Avrupa genelin­de moral iklimi griye dönmüş durumda. Buna karşılık Doğu Avrupa ülkeleri da­ha cazip hale geliyor. Hırvatistan 2017’de 700 euro civarında olan ortalama ücre­ti 2025’te 1250 euro seviyesine çıkardı. Polonya’da asgari ücret son on yılda dört kat arttı. Yaşam maliyetleri Almanya’nın çok altında. Berlin’de kreş ücretleri yüzde 35 yükselirken Zagreb’in yaşam maliyeti Münih’ten yüzde 41 daha düşük.

Doğu Avrupa daha cazip

Eurostat verilerine göre Hırvatistan, Polonya, Romanya ve Litvanya pozitif göç dengesi veriyor. Almanya ise yıllar son­ra ilk kez net çıkış yaşıyor. OECD rapo­ru "Memleketine dönenlerin yüzde 57’si yüksek eğitimli" vurgusu yapıyor. Avrupa Komisyonu'ndan yaşlı kıta için “kalifiye beyin kaybı” uyarısı geldi. Bu eğilim sos­yal devlet kavramını zora sokuyor. Yaşlı nüfus artıyor, orta sınıf eriyor, üretken iş gücü azalıyor, 'zengin' Batı ülkelerinden kendi memleketlerine dönenler 'karar de­lik' açmaya başladı.

Örneğin Hırvatistan'da yapılan bir an­ket, dönenlerin hikâyesini bir cümlede özetliyor. “Almanya'daki mevcut şartla­ra bakınca, artık kendi ülkemde daha iyi yaşamam mümkün.” Aynı cümleyi bugün bir Polonyalı, bir Romen, bir Litvanya­lı da kuruyor. Aslında kimse kendi ülkesi 'gül bahçesi' diye dönmüyor. Fakat birçok emekçi için Batı Avrupa’daki yaşam mali­yeti, konut fiyatları, asayiş sorunlar artık dayanılmaz hale geliyor. 'Gelişmiş Batı'ya kıyasla daha dinamik bir ivme kazanan Doğu Avrupa, üstelik de 'memleket' olun­ca daha mantıklı seçime dönüşüyor.

Velhasıl Avrupa’nın bugünkü dertleri enflasyon, enerji krizi, asayiş sorunları ve hatta savaş korkusu dâhil bir kokteyl. Bir yandan üçüncü dünyadan milyonlar ha­la Avrupa'ya, özellikle de Almanya'ya ka­pağı atma derdinde. Ama 'Avrupa hayali' filminin sonuna geldik. Bu coğrafyada iş güç sahibi olup da, “Evime, ülkeme dön­sem daha iyi olur” diyen göçmenlerin sa­yısı hızla artıyor. Ukrayna'daki savaş ve Trump'ın delilikleri ile katlanan ekono­mik ve siyasi krizler dünyayı bir bilinme­ze sürüklerken, "fırtına zamanında kendi evinde oturup kapıyı pencereyi kapatma" kaygısına düşenler artıyor. Batı cephesin­de yeni bir şey var ve buraya 'kapağı at­mak' için bavul toplayanların sakin ka­fayla bir daha düşünmesi fena olmaz.

Yazara Ait Diğer Yazılar