Batıda orta vadede enflasyon

Tuğrul BELLİ
Tuğrul BELLİ GÜNDEM t.belli@turkishbank.com

Kaç zamandır bazı medya kuruluşlarında bizdeki gittikçe artan ve kontrolden çıkmaya yaklaşan enfl asyon ile Avrupa’daki bazı mallardaki fiyat artışlarını karşılaştırılıp “bakın onlarda durum bizden de kötü” şeklinde bir muhabbet dönüyor. Öncelikle şunu unutmayalım: Batıdaki fiyat artışları genele yayılmış değil, spesifik bazı ürünlerde. Böyle bir durumun ortaya çıkmasında 2020’deki daralma sonrasında zaten uzun zamandır gevşek olarak sürdürülen para politikasının üzerine bir de gevşek maliye politikasının eklenmesi ve özellikle Avrupa’da enerji politikasının yanlış kurgulanması da bir etken. (Nitekim her zaman ki gibi Fransa kendi devlet çıkarları doğrultusunda akılcı bir karar alarak zaten halihazırda elektriğinin çoğunu elde ettiği nükleer santrallerini artırma kararı aldı.)

Piyasaların Batıdaki enfl asyonun geçici mahiyette olduğu görüşünde oldukları aşikar. Eğer bu görüşte olmasalardı mesela dün ABD’de 12 aylık tüketici enflasyonu geçen ayki yüzde 5.4 düzeyinden 1990’dan beri en yüksek düzeyi olan yüzde 6.2’ye çıkmış olmasına karşın ABD 10-yıllık devlet tahvillerinin hâlâ yüzde 1.5 civarlarında kalmasının pek bir mantığı da olmazdı. (Tabii ki, bir Dünya parası olan doların arz-talep dinamiklerini etkileyen başka unsurlar da var. Ancak 10-yıllık vadede yüzde 1.5’lik faiz gene de çok düşük bir enfl asyon beklentisine işaret etmekte. Hele bir de piyasaların Powell’ın yerine ismi geçen Brainard’ın Powell’dan daha da güvercin olacağı inancında olmasına karşın).

Batıda enfl asyondaki artışın (ki AB’deki yüzde 3.4’in çok da yüksek olduğu iddia edilemez) arkasında bazı geçici sebepler var: Hatırlanırsa, Avrupa’da pandemi öncesi dönemde 2014-2019 yılları arasında ortalama enfl asyon sadece yüzde 0.9 olmuştu. Pandemi sürecinde ise ilk başlarda talebin çok keskin bir şekilde düşmesi sonucunda enfl asyon yüzde 0.3’e kadar gerilemişti. Bunda örneğin Almanya’da KDV’lerini geçici bir süre sıfırlanmasının da etkisi vardı. Bu sene KDV geri yükseltilince ister istemez fiyatlar da artmış oldu. Diğer bir ifadeyle şu anda yükselen enfl asyonda önemli bir baz etkisi söz konusu. Ancak bu baz etkisi yeni yılla birlikte sona erecek. Enfl asyondaki artışın bir başka sebebi de güçlü maliye politikalarının devreye girmesiyle büyümenin beklentilerin üzerine çıkmış olması oldu. Örneğin İMF’nin önceki Dünya Ekonomik Görünümü raporunda 2021’de küresel büyümenin 2019’un seviyesinden sadece yüzde 0.2 büyüyeceğini öngörürken son Ekim raporunda bu artışı yüzde 2.6 olarak revize etti. Maliye politikalarının orta vadede genişlemeci bir şekilde devam etmesi (özellikle bu konuda daha konservatif bir yaklaşım sergileyen AB bağlamında) ülkelerin borçluluk oranlarına bakıldığında mümkün değil zaten. Öte yandan, tabii ki, hepimizin bildiği gibi talepteki bu güçlü artış bazı mallarda arz-talep uyumsuzluğunu da beraberinde getirdi. Ancak serbest piyasa şartlarında tabii ki bu uyumsuzluğun ilelebet sürmesi beklenemez.

Enfl asyondaki artışın sebebi olarak enerji fiyatlarındaki artışa ayrı bir vurgu yapmamız gerekirse, bu sektördeki artışların da tabii ki baz etkisinden ve arz-talep uyumsuzluğundan etkilenmiş durumda olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bunun ötesinde, enerji fiyatlarındaki artış aynı zamanda tüm ekonomiyi etkileyebildiği için orta vadede büyümeyi yavaşlatıcı ve anti-enfl asyonist bir gelişme olmak durumunda. Kısaca, enerji fiyatlarındaki artışın bizatihi kendisi önümüzdeki dönemlerde enfl asyondaki olası artışın önündeki engel olmakta. Biz ise Batıdaki geçici fiyat artışlarını mesele ederek kendi ekonomimizde sürmekte olan artan enfl asyon olgusunu göz ardı etmemeliyiz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Hissedilmeyen büyüme 02 Aralık 2021