BDDK ile dolarizasyondan liralaşmaya önemli adım!...

Nevzat SAYGILIOĞLU
Nevzat SAYGILIOĞLU EKO ANKARA nevzatsaygilioglu@atilim.edu.tr

Geçtiğimiz cuma akşamı mesai saatinden sonra BDDK bir karar yayımladı.

BDDK bu kararı açıklamakla da yetinmedi, hafta sonu boyunca ve bu haftanın başında basın açıklamaları yaptı. Örneğin 26 Haziran pazar günü bile 8 sayfalık basın açıklamasını yayımladı. Hafta başında bu tavrına devam etti, hatta şekillerle sistemin nasıl işleyeceğini açıkladı.

Dolayısıyla bu çabaları takdirle karşılamak gerekiyor.

Nitekim bu karar ile birlikte geçen hafta sonu 17.37 lirayı gören dolar kuru, pazartesi günü 16.04 liraya kadar geriledi ve şimdilik aşağı yukarı 16.50 lira bandına yerleşti. Yani yaz sıcağında beklenen doların ateşinin düşürülmesi başarıldı.

Bu kararla dolardaki düşüş devam etmese de uzun bir süre artışın olmayacağı yönünde finans çevrelerinin yorumları var.

BDDK’nın yerinde kararlara imza attığını ve bankacılık sektörü düzenlemelerinde isabetli kararlarıyla çok ciddi bir rol oynadığını söylemek gerekir.

Anlaşıldığı kadarıyla bu kararın alınmasında iki önemli neden etkili olmuş.

Birincisi, bazı şirketlerin ihtiyaçları olmadığı halde döviz mevduatlarında demir atması ve kur hareketlerinden yararlanması tavrının önünü kesmekti. Yani döviz ihtiyacı olmayan şirketlerin döviz fiyatlarını etkileyen davranışlarının önüne geçmekti. Bu şekilde Merkez Bankasının ve Hükümetin dolarizasyonla mücadelesine katkı sağlamaktı.

Ancak; iş dünyası bu noktada, kamu otoritesinin genel kararlar almak yerine sorunlu şirketlerin üzerine gidilmesi gerektiği yönünde bir tavra sahip. Zira yaşın arasında kurunun da yanma riski veya ihtimali var.

İkincisi de dolarizasyondan kaçışla beraber liralaşmayı güçlendirmekti. Yani piyasalardaki ikili para biriminin kısmen de olsa Türk Lirası lehine çevrilmesine yardımcı olabilmekti.

İş dünyası, bu konu için de iyi niyetli ve fakat piyasaları tekli para sistemine hemen çevirmenin zorluğunu dile getiriyor.

Buraya kadar her şey normal!...

Peki yapılan düzenlemeler etkin sonuç verebilecek mi? Daha da önemlisi bu sonuçlar kalıcı olabilecek mi?...

Konuyu iki gündür bankacı, sanayici ve iş dünyası temsilcisi kişilerle paylaşıyoruz; bu düzenlemelere ilişkin yorumlarını alıyoruz.

İlk ve en önemli tespit şu: Piyasaların işleyişini bozmamak, özellikle reel kesimin kendine özgü ve özel strateji, politika ve uygulamalarına engel olmamak gerekiyor. Bu şekilde ani ve belirsiz müdahalelerin, sonunda kaynakların etkin kullanımını bozacağı ortada.

İkinci önemli tespit de firmaların kamuoyunun önünde konuşmayacağı gerçeği. Zira firmaların kendilerine özgü politikaları ve mikro çözümleri var. Bunlar her şeyden önce firmaların kendi özel ve mahrem konuları.

Örneğin;

- İhracat yapan bir firmanın ve özellikle KOBİ ölçeğindeki bir işletmenin Dahilde İşleme Rejimi çerçevesinde ithalatı için dövize ihtiyacı olabilir,

- Yakın bir gelecekte döviz cinsi borcu veya yükümlülüğü bulunan bir şirket kısa süreli de olsa döviz tutabilir,

- Özellikle 3 aylık ve yıllık periyodlara göre aktifte döviz varlığının bulunması veya bulunmaması o firmanın bağımsız değerlendirmesi için farklılık arz edebilir,

- Yurt dışı müteahhitlik firmalarının yurt dışında bulunan şantiyelerinin harcamaları için döviz bulundurma zorunluluğu Türk Lirası cinsi kredi ihtiyacında kısıtlılık veya sıkıntı yaratabilir.

Açıkçası firmaların içinde bulunduğu sektöre, konjonktüre ve koşullara göre çok farklı sonuçlar ve durumlar söz konusu olabilir.

Üçüncü önemli bir konu da yeni düzenlemenin yaratacağı çok ciddi bürokrasi olacak. Düzenlemenin bir tarafında firma, bir tarafında banka ve ortada da bağımsız denetim kuruluşunun olması yeni bir bürokrasi anlamına gelecek. Nitekim BDDK’nın yayımladığı 8 sayfalık basın açıklamasında da bunun işaretlerini görüyoruz.

Konu ile ilgili görüştüğümüz bankacılar da sistemin anlaşılması ve sağlıklı uygulanabilmesi için zamana ihtiyaç olduğu görüşünde. Anlaşılan o ki bayram günlerine rastlayan önümüzdeki Temmuz ayı konuyu anlamaya çalışmakla geçecek. Kaldı ki 30 Haziran dönemi de önemli olacak.

Sonuç olarak; Cumhurbaşkanı’nın sürekli diline pelesenk ettiği büyüme için “üretim, yatırım, ihracat, istihdam” gerçeğinin, iş dünyasının ekosistemini korumakla mümkün olacağını unutmamalıyız.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar