Beklenen enflasyonda hane halkı tümden ayrıştı
Enflasyonda son bir yılda kaydedilen ciddi düşüş, devam eden sıkılaştırma önlemleri ve 2026 için öngörülen iddialı düşük hedeflere rağmen hane halklarının yüksek beklentisi kırılamadı.
Enflasyon oluşumunda psikolojik faktör olarak önemli rolü bulunan bekleyişlerde 2025 yılı boyunca yaşanan düşüş piyasa katılımcıları ve reel sektör cephesinde devam ederken, hane halkı beklentisi ise ocak ayında arttı. Hane halkının aralıkta yüzde 50,9’a kadar inmiş olan gelecek on iki ayın sonu itibarıyla beklediği yıllık enflasyon bu ay yüzde 52’nin üzerine çıktı, beklentilerde diğer kesimlerle fark daha da açıldı.
Halkın algısı ile TÜFE’nin oranı farklı
2024 sonunda yüzde 44,38 düzeyinde bulunan tüketici fiyatları (TÜFE) bazında yıllık enflasyon, 2025 yılının tümünde 13,49 puan düşerek yüzde 30,89’la son 49 ayın en düşük düzeyine indi. Şubat başında açıklanacak ocak ayı verisine göre yıllık enflasyonun yüzde 30’unda altına inmesi güçlü olasılık görülüyor. 2026-2028 Orta Vadeli Programı’na (OVP) 2026 sonu için yüzde 16 enflasyon hedefi konuldu. Merkez Bankası’nın tahmin aralığı da halen orta noktası yüzde 16 olmak üzere yüzde 13-19. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise son konsültasyon raporunda bunu yüzde 22 olarak öngörüyor.
Ancak hane halkının odaklandığı gıda, kira, ulaştırma maliyetleri, vergi, ceza, harç gibi kalemlerde gerçekleşen artışlar TÜFE ortalamasının üzerinde. Bu nedenle halkın günlük yaşamda hissettiği enflasyon da açıklanan resmî enflasyon oranlarının üzerinde olmaya devam ediyor. Bu durum resmi enflasyon verisine inançsızlığı süreğen hale getiriyor. Hane halkının enflasyon beklentisi de buna göre şekilleniyor.
Dört haneden üçü “yükselir” diyor
Beklenen enflasyonda, kesimler arası uçurum, ocakta daha da açıldı. Gelecek on iki ay sonrasının yıllık enflasyon oranına ilişkin beklenti önceki aya göre piyasa katılımcılarında 1,15 puan düşerek yüzde 22,20’ye ve reel sektörde 1,90 puan düşerek yüzde 32,90’a gerilerken, hane halkında 1,18 artarak yüzde 52,08’e çıktı.
Kesimlerin her ay ölçülen ileriye yönelik yıllık enflasyon beklentileri 2025 boyunca, açıklanan resmi enflasyon verilerinin üstünde ancak bununla paralel biçimde genel olarak aşağı yönlü bir seyir izlemişti. Ocak itibarıyla kesimlerin enflasyon beklentisi, bir yıl öncekinin piyasa katılımcılarında 3,18, reel sektörde 10,90 ve hane halkında 6,74 puan altında.
Son bir yıldaki düşüşlerle beklentilerin indiği düzeylere bakıldığında; veri erişimi ve analiz kapasitesi yüksek piyasa katılımcılarda bu oranın resmi hedefleri kısmen yakınsarken, reel sektör beklentisinin bunun hala çok üzerinde olduğu görülüyor.
Resmi istatistiklere kuşkuyla yaklaşım içinde ve Türkiye’nin kronik enflasyon geçmişinin hafızasını taşıyan hane halkının beklentisi ise hedef enflasyonun aşırı farkla olmaya devam ediyor. Tüketici fiyatlarının “daha hızlı veya aynı oranda” artacağını düşünen hane halkı oranının ocak itibarıyla önceki aya göre bir miktar düşse de hala yüzde 73,83’le çok yüksek olduğu dikkati çekiyor.
BETAM ölçümü yüzde 55,3’ü gösteriyor
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü’nün (BETAM) hane halkına yönelik enflasyon beklenti araştırması ise TÜİK ölçümünden daha yüksek bir beklenti ve önceki aya göre daha yüksek bir artış oranını ortaya koyuyor.
Dr. Öğretim üyesi Gökhan Şahin Güneş yönetiminde gerçekleştirilen araştırmaya göre, ocak ayında bir yıl sonrası için ortalama enflasyon beklentisi önceki aya göre 3,4 puan yükselerek yüzde 55,3’e çıktı.
Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmeleri (CATI) yöntemiyle 2-8 Ocak 2026 tarihleri arasında 1.272 katılımcı ile gerçekleştirilen anket çalışmasından elde edilen verilere göre Önümüzdeki bir yıl içinde enflasyon oranının güncel enflasyon oranından (yüzde 30,9) düşük olacağını tahmin edenlerin oranı bir önceki aya kıyasla 2 puan azalarak yüzde 31,3 oldu.
Enflasyon beklentilerinin dağılımına göre katılımcıların yüzde 31,3’le en büyük bölümü enflasyon oranının yüzde 21-40 arasında olacağını tahmin etti. Yaş gruplarına göre en düşük beklenti yüzde 51,5’le 35-44 yaşta, en yüksek beklenti ise yüzde 61,4’le 65 yaş üstünde. Enflasyon beklentisi erkeklerde ortalama yüzde 55, kadınlarda yüzde 55,8.
Yüksek beklentiye rağmen düşer mi?
Ekonomi literatüründe “self-fulfilling” (kendi kendini gerçekleştiren dinamik) denilen beklentilerin reel enflasyonu yaratmasında, sadece hane halkı değil, tüm kesimlerin beklenti düzeyi rol oynuyor. Ancak Türkiye’de asıl direnç noktası olarak, diğer kesimlerle büyük çapta ayrışan hane halkı beklenti düzeyi öne çıkıyor.
Hane halkı beklentisinin yüksek olduğu dönemlerde de enflasyon düşebiliyor. Bu düşüş, baz etkisiyle, kurun baskılanması ile ve talebin idari tedbirlerle daraltılması ile mümkün olabiliyor. Ancak bu düşüş olgusu kırılgan bir özellik taşıyor ve politikalar gevşer gevşemez geriye dönebiliyor, en ufak bir şokta enflasyonda sıçrama yaşanabiliyor. Enflasyonda Türkiye’nin son 20–30 yılı, tam olarak bunun hikâyesi niteliğinde.
Kesimlerden biri veya birden fazlasının enflasyon beklentisinin hedefin çok üzerinde olması Merkez Bankasının faiz politikasını etkisizleştiren, dezenflasyona direnç oluşturan bir faktör. Beklentiler düşmeden enflasyonu kalıcı olarak düşürmek mümkün olmadığı için para politikası önlemleri ile birlikte beklentilerin çıpalanması da önem taşıyor.