Beklentiler ve mevsimsellik

Orkun GÖDEK
Orkun GÖDEK Bakış Açısı

Fed sonrası dönemi anlayabilmek adına son üç yazının tamamını o eksende kaleme almaya çalıştım. Konuyu daha fazla uzatıp kimseyi sıkmak kanaatinde değilim. Ancak, bu demek olmuyor ki hikayeyi tamamladık. Her ne kadar yerel varlıkların küresel eğilim ile olan makası son yıllar içerisinde oldukça inişli çıkışlı bir patikada ilerliyor olsa da dışarısı için aynı şeyleri söylemek kolay değil. Bir zincir halinde başlıklar ilişkili konumda. O nedenle ne Fed ekseninden çıkmak ne de diğer değişkenlerden ayrı kalmak mümkün değil.

Bilinen gerçeklerin üzerinden daha farklı şekilde geçmeye çalışalım. İsterseniz öncelikle bazı konuları daha net bir pozisyonda konuşalım. Global para politikaları dünyanın kayda değer bir kısmında değişim sinyalleri veriyor. Bunun içerisinde Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, kısmen Fed ve göz ardı etmenin mümkün olmadığı bir takım gelişmekte olan ülkeler yer alıyor. Burada sözünü ettiğimiz ‘değişim sinyalleri’ kimi yerlerde alışık olunduğu üzere günlük kararlar neticesinde alınmıyor. Dahası, planlamalar uzun vadeli yapılıyor. Daha net bir ifade ile söylemek gerekirse; öncü göstergelerin ürettiği mesajlar dikkatli şekilde okunuyor, iletişimi de bir o kadar özenle kuruluyor.

Yazının ikinci paragrafına yine, yeni, yeniden değinmemin elbette bir nedeni var: Geçtiğimiz hafta global fiyatlamaların içerisinde olduğu sendeleme eğilimi ve yön arayışında öne çıkan başlıklardan birisi, belki de en önemlisi büyümeye dair kaygıların yeniden dile getirilmesiydi. Açıkçası henüz o alarm noktasına geldiğimize dair ciddi şüphelerimiz var. Havayolu taşımacılığı, farklı mobilite göstergeleri, arz-talep arasındaki problemlerin sürmesi ve yerkürenin önemli bir kısmında yeniden açılış-normalleşme süreçlerinin devam etmesi ana gerekçelerimiz konumunda. Karşı tarafta yer alan kampta ise savunulan argüman Covid-19’da bu kez de Delta ve Delta+ varyantlarının daha sık bir frekans ile konuşuluyor olması. Endişeleri anlamak ve özellikle Asya’da artırılan tedbirleri yakından izlemekle birlikte büyüme açısından ciddi risk teşkil ettiği başlığında uzlaşıyı henüz sağlayamıyoruz. Diğer yandan devam eden aşılamada 3.4 milyar doz seviyesine gelinmesi, ilk aşamadaki arz probleminin nispeten daha dengeli bir resim ortaya koyuyor olması ve gelişmişlerden gelişmekte olan ülkelere doğru yayılım içerisine girilmesi gibi gerçekleri tek çırpıda göz ardı etmenin kolay ve doğru olmadığına inanıyoruz.

Büyüme dair farklı tartışmaların yürütülmesi ise yanlış değil. Ne gibi? Belirsizliklerin bugüne kıyasla daha yüksek olduğu ve aşılamada henüz ivmenin artırılmadığı dönemi gösterir ilk çeyrek rakamlarının ardından nisan-haziran döneminde kimi makro verilerin zirve yapmış olabileceğinden söz edebiliriz. Burada emtia fiyatlarındaki yükselişin mecburen talep üzerinde yarattığı baskılama ve normalleşme ile birlikte üretimden hizmete geçiş sürecinin yeniden belirmesi gibi iki önemli ayrıntıyı da dikkate almak gerekiyor. O vakit ‘kaygı’ kelimesinden ziyade ‘geçiş, pandemide bir diğer yeni normal, dengelenme’ gibi ifadeleri kullanmak daha doğru olabilir.

Peki, neden yazının önemli bir kısmını büyüme teması üzerine şekillendirmek zorunda kaldık? Farklı gerekçeler nedeniyle. Öncelikle mayıs ayındaki yüksek seviyelerin ardından enflasyon beklentilerindeki geri çekilmenin –piyasa nezdinde oluşanlar- çıkış noktası Çin’in kritik rezervlerden kullanım kararı alması kadar Fed’in değişen yönlendirmesine de dayanıyor. Enflasyon başlığında daha proaktif bir izlenime geçen duruş beklentileri baskılarken, büyümeye yönelik iyimserliği de kısmen törpülüyor. Gün sonunda oluşan resim ise nominal ve reel faiz hadlerindeki düşüşün bir kısmını açıklıyor. Neden bir kısmını? Çünkü hikayenin bununla sınırlı olduğunu düşünmekve trend dönüşünden söz etmek için zamanlama hatası yapma riskimiz oldukça yüksek. Buradaki en önemli gerekçelerden birisi sıklıkla dile getirdiğimiz pozisyonlanma riski. Bir diğeri ise temmuz ayı sonundaki muhtemel borç tavanı konusu. O nedenle ezber bilgi olan “düşük faiz ortamı iyidir” yaklaşımından ziyade bugünlerde ihtiyacımız olan şey aksi şekilde faiz hadlerinin biraz daha yüksek olması ki beklentileri de toparlayacaktır.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Beklentiler ve iletişim 14 Eylül 2021
Sesli düşünme zamanı 17 Ağustos 2021
Rotada sapma yok 10 Ağustos 2021
Yol haritasının mesajları 03 Ağustos 2021
Denge arayışı 27 Temmuz 2021