Belirsizlik çağı ve altın rallisi
Küresel ekonominin son birkaç yılı önemli belirsizliklere işaret ediyor. Geçtiğimiz günlerde Işık Üniversitesi’nde verdiğim bir dersimde öğrencilerimden günümüzde şirketlerin yatırım analizlerini zorlayan faktörlere yönelik bir beyin fırtınası yapmalarını istedim. Gençler hızla bir riskler listesi oluşturdu.
Bu listenin en başında siyasi gelişmeler, jeopolitik gerilimler, ABD-Çin belirsizliğinin olası etkileri, küresel borç miktarında artış, enerji güvenliği, iklim değişikliğinin gıda enflasyonu gibi çeşitli makro verilere etkileri gibi faktörler üst sıralarda yer aldı. Bu liste son yıllarda ekonomi gündemini de epey meşgul ederken, birkaç jeopolitik iyileşme olasılığı haricinde yılın kalan kısmı için daha ılımlı bir görünüm bizi bekliyor diyemeyiz.
Güvenli liman rallisi. . .
Malum altın bu kaotik düzende her yatırımcı için güvenli liman. Finans tarihinde Dünya savaşları döneminin hemen öncesine denk gelen Altın Standardı dönemi ve hemen sonrasındaki Bretton Woods dönemlerinde de altın her zaman en itibarlı kıymet olarak kabul edilmiş ve Dünya ticareti de bu güven unsuruna bağlı yön bulmuştu. Altının geçmiş yirmi yılı incelendiğinde iki büyük sıçrama göze çarpmakta.
Elbette birisi 2008 küresel kriz ve sonrası birkaç yıla denk gelen dönem. Lehman Brothers’ın batışıyla başlayan küresel panik, bankalara ve itibari para sistemine duyulan güveni sarsmıştı. Parasal genişleme, faizlerin sıfır düzeylerine gerilemesi bu dönemde altın fiyatlarında kendi tarihinde büyük bir ralliye dönüşmüştü. 2008 yılı Ekim ayında ortalama 720 USD/ons seviyesinden 2011 yılı Eylül’ünde 1.920 USD/ons seviyesine çıkmış ve yaklaşık %166 değer kaydetmişti.
Pandemi sonrası kalıcı belirsizlik
Altının fiyat hareketlerinde 2011 – 2020 arası sınırlı dalgalanma mevcut. Bu dönemin olayları FED’in faiz artış sinyalleri, Brexit, Trump 1.0 dönemi gibi faktörler sıralanırken, bu 9-10 yılın basit aritmetik ortalaması 1,400 USD/ons seviyelerine işaret etmişti. 2020’de pandeminin yarattığı şok dalgası, rekor düzeyde parasal genişlemeye yol açtı; bu da sonraki yıllarda hızla artan enflasyonun ve borç yükünün temelini atmış oldu. 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı, enerji ve tedarik zincirleri şokları, Trump 2.0 politikaları, tarifeler derken; 2024 başında 2,480 USD/ons’luk fiyat, bu hafta başı 4,300 USD/ons’u bile aştı.
Elbette MB reservlerinde altın talebi bu ivme için bir katalizör oldu. Dünya Altın Konseyi raporlarına göre, MB’lerin 2020 yılında 255 ton altın alımı, 2021 yılında 450 tona yükseldi. 2022 yılı ise altın talebinde bir dönüm noktası oldu. MB’ler 1,136 ton altına yatırım yaptı. 2023 ve 2024 yıllarında bu veri; 1,037 ton ve 1,045 ton olarak gerçekleşti. 2025 Ağustos ayı itibarıyla bu yıla ilişkin veri, MB’lerin yaklaşık 444 tonluk altın alımına işaret etti. Henüz yıl sonu rakamlarını bilmiyoruz. Muhtemelen önceki yıllara göre daha sınırlı bir alım rakamı oluşacak olsa da, halen altın tarafında net alıcılı bir dönem yaşanmakta.
Olağan bir ralli mi?
Altın fiyatları bir süredir farklı göstergelerle açıklanamayan bir duruma işaret ediyor. Mesela jeopolitik risklere yönelik ılımlı haberler gelse de, altın fiyatları yükselmeye devam ediyor. Küresel raporlar altın için 2026 yılına ilişkin 5000 USD/ ons tahmini yapıyor. ABD’de hükümet kapalı, Trump – FED gerilimi malum, ayrıca kendisi Çin’e vergi koyduğunu açıklayarak tarifeler düğmesine yeniden bastı.
Bloomberg Economics tarifeler nedeniyle küresel ekonominin 2027 yılı sonuna kadar 1,4 trilyon dolarlık bir gerilemeye maruz kalacağı yönünde tahminini açıkladı. Uluslararası Finans Enstitüsü küresel borcun 2025 yılının ikinci çeyreği itibarıyla 337 trilyon USD’ye ulaştığını açıkladı. Geleneksel para sistemine güven azaldı. Altın da artık güvenli liman olmanın ötesine geçmiş, olası çöküş senaryoları kapsamında kutsal varlık algısına dönüşmüş durumda. Altındaki artış MB’lerin rezervleri için epey değerli. Altın yatırımcısı için varlık balonuna dikkat çekilen bir dönem kaç kere yaşanmıştı?