Belirsizlik çağında yönetim kurulları

Dünya artık “risklerin” değil, belirsizliğin dünyası.

Risk ölçlebilir, belirsizlik ise ölçülemez. Çünkü belirsizliğin içinde “bilinmeyen bi­linmeyenler” vardır. Tahmin çoğu zaman ye­tersiz kalır. BCG, Heidrick & Struggles ve INSEAD’in gelişen ülkelerden 100’den fazla yönetim kurulu üyesi ile yaptığı çalışma net bir gerçeğe işaret ediyor: Yönetim kurulları artık riskleri değil, belirsizliği yönetmek zo­runda. Bu durum gelişen ülkelerde faaliyet gösteren şirketler için iki kat zorlayıcı.

Belirsizlik kalıcı bir yönetim koşulu

Jeopolitik kırılmalar, ticaret rejimleri­nin değişmesi, yapay zekâ sıçramaları, iklim şokları, enerji güvenliği ve sosyal kutuplaş­ma aynı anda ve yüksek hızda etkileşiyor.

Rapordaki ifade durumu özetliyor: Belir­sizlik çözülmesi gereken bir problem değil, liderlik edilmesi gereken bir koşuldur.

Bu noktada yönetim kurulunun rolü deği­şiyor. Yönetim anlık krizin içindeyken, yöne­tim kurulu perspektifi ve uzun vadeli amacı korumak zorunda. Artık yönetim kurulu yal­nızca gözetim organı değil, dengeleyici bir akıl merkezi.

Gelişen ülkelerde temeller sarsılıyor

Gelişen ülkelerde şirketler yalnızca küre­sel belirsizlikle uğraşmıyor. Aynı zamanda dalgalı regülasyonlar, politik oynaklık, vergi ve mali istikrarsızlık gibi yerel kırılganlık­larla da mücadele ediyor. Raporda yer alan bir yönetim kurulu üyesinin ifadesi çarpıcı: Gelişmiş ülkelerde yönetim kurulları belir­sizlik altında ince ayar yapıyor. Biz ise fırtı­na sürerken temelleri kurmaya çalışıyoruz. Türkiye’de birçok şirket bu tabloyu yaşıyor. Bu nedenle mesele sadece iyi yönetilmek de­ğil, iyi yönetişim standartlarını ülkede inşa eden şirket olmak.

Yönetim kurulları ekosistemi de etkilemeli

Raporda öne çıkan kavramlardan biri “ecosystem stewardship”. Yönetim kurulu artık sadece şirketin değil, bulunduğu eko­nomik ekosistemin de sorumlusu. Afrika’da­ki bir finans kuruluşunda yönetim kurulu, regülatör ile birlikte risk çerçevelerini ta­sarlıyor. Regülasyona uymak yerine, regü­lasyonun oluşmasına katkı veriyor. Bu yakla­şım güven oluşturuyor, kurumsal standartla­rı yükseltiyor. Türkiye’de bunu yapan şirket sayısı az. Oysa büyük şirketler sektörel stan­dart belirleyici olabilir, şeffaflık çıtasını yükseltebilir ve regülasyon tasarımına katkı verebilir. Bu, doğrudan rekabet avantajıdır.

Dayanıklı yönetim kurulu: Sert ve yumuşak kollar

Rapor YK açısından sahip olunması gere­ken iki unsurdan bahsediyor. Sert kollar: rol netliği, disiplinli gözetim, zayıf sinyal takibi, senaryo çalışmaları ve board seviyesinde bir “disruption playbook”. Yumuşak kollar: gü­ven ortamı, psikolojik güvenlik, farklı görüş­lerin duyulması ve değerler üzerinden karar alma kültürü. Çarpıcı ifade şu: Dayanıklılık, likidite ile olduğu kadar değerlerle de ilgili­dir. Türk şirketlerinde en zayıf halka genel­likle burası. Çünkü birçok yönetim kurulu hâlâ sunum dinleyen ve onay veren yapıdadır.

Türk şirketleri için somut öneriler

Bu çalışma Türk şirketleri için net bir yol haritası sunuyor:

* Yönetim kurulu gündemi rapor ve kont­rolden, zayıf sinyaller ve gelecek risklere kaymalı.

* Board seviyesinde yazılı bir “disruption playbook” oluşturulmalı.

* Yönetim kurulunda psikolojik güvenlik sağlanmalı.

* Regülatör ve sektör ile ortak akıl geliş­tirilmeli.

* Yönetim kurulu öğrenen bir yapıya dö­nüşmeli.

Bu dönemde iyi yönetenler değil, iyi yönetişim kuranlar kazanacak

Belirsizlik dönemi geçmeyecek. Ancak bu dönemden sonra yeni bir denge oluşacak. O denge oluştuğunda kurumsal yapısı güçlü, yönetim kurulu etkin ve güven üreten şirket­ler kendi sektörlerinin yeni büyükleri ola­cak. Bu raporun güçlü mesajı şu: Yönetim ku­rulları artık sadece şirketi değil, ülkenin ku­rumsal geleceğini de şekillendiriyor. Rapora göz atmanızı tavsiye ederim.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 12.792,81 0,00 %
Dolar 44,0804 0,03 %
Euro 50,8585 -0,67 %
Euro/Dolar 1,1524 -0,71 %
Altın (GR) 7.213,58 -1,21 %
Altın (ONS) 5.095,29 -1,13 %
Brent 111,35 22,63 %