Belirsizlik ortamında iş yapmak
Son yıllarda “belirsizlik” en çok duyduğumuz kelime olmaya başladı. Covid19 ile başlayan küresel belirsizlik ortamı Rusya-Ukrayna savaşanın başlaması ile devam etti.
Donald Trump’ın ABD başkanı olarak seçilmesi ile küresel ekonomik belirsizlikler artarken, İran-ABD savaşı ile son yılların zirvesini yaptı diyebiliyoruz. Bu çıkarımları kendi gözlemlerimiz ile yapabildiğimiz gibi Ahir ve diğer yazarların (2022) oluşturduğu Küresel Belirsizlik Endeksi de aynı şeyi sayısal olarak söylüyor (kaynak: https://worlduncertaintyindex.com/).
Son dönem küresel belirsizlikler
Son döneme dair en önemli gelişme petrol fiyatlarındaki yüksek ve oynak seyir. İran-ABD savaşı ile Şubat 2026’da başlayan süreç devam ediyor. Savaş sadece petrol fiyatları üzerinden değil, küresel tedarik zincirindeki aksaklıklar üzerinden de birçok ekonomiyi olumsuz etkiliyor. İran ve ABD’nin istekleri birbirleri açısından karşılanamaz görünüyor. Bu bağlamda savaş kaynaklı belirsizlik ortamının dönem dönem azalarak ya da artarak devam edeceğini düşünüyoruz.
Dünyada faizlerin artış trendine girmesi de başka bir belirsizlik kaynağı. Artan bütçe açıkları sonucu yükselmeye devam eden borç yükü gelişmiş ülke ekonomilerini zorlamaya başladı.
2025 yılı başında %1,2 seviyelerinde olan Japonya hazinesi tahvillerinin getirileri %3 seviyesine yükseldi. Aynı dönemde Almanya tahvilleri %2,8’den %3,6’ya, ABD tahvilleri %4,1’den 5,2’ye yükseldi. Artışın ardında yatan temel sebebin uzun vadeli enflasyon beklentileri olmadığı anlaşılıyor. Daha ziyade reel faizlerde artış söz konusu. Bir başka deyişle, yatırımcılar bu ülkelerin tahvillerini satın almak için daha fazla risk primi talep ediyorlar.
Diğer taraftan, bu ülkelerin mali disiplinin sağlanması konusunda bir planları yok. Tam tersine mevcut küresel koşullar ülkeleri özellikle savunma sanayi için daha fazla harcama yapmaya zorluyor. Bu durumda borç yükünü yönetmenin bir yolu gelirleri artırmak. Ekonomik aktivitenin, dolayısıyla vergi gelirlerinin, güçlü seyretmesi bu ülkeler içini elzem görünüyor. Yeni vergi uygulamaları ya da daha yüksek vergi oranları (özellikle üst gelir grubu için) önümüzdeki dönemde konuşulacak konular arasında görünüyor.
Rusya-Ukrayna savaşı ve etkileri de bir diğer belirsizlik kaynağı. Savaşın jeopolitik sonuçları yanında hem enerji hem de gıda fiyatları üzerinde olumsuz etkileri sürüyor. Rusya’da rafinerilerin zarar gömesi sonucu yükselen rafineri marjları petrol fiyatındaki artışa ek olarak hem enflasyonda hem de dış ticaret dengesinde olumsuz sonuç yaratıyor.
Yurt içi gelişmeler
Son dönemde fon piyasasında yaşanan gelişmeler küresel belirsizliklerin önüne geçti. Fonlarda kalan tasarruflara ek olarak hisse senedi fiyatlarındaki gerilemenin yaratacağı servet etkisi tüketim harcamalarını olumsuz etkileyebilir. Diğer taraftan, yaşanacak ödeme güçlükleri ekonomide domino etkisi ile tahsilat sorunu yaratabilir. Bu nedenlerle, son alınan “ara ödeme” kararının önemli olduğunu düşünüyoruz.
Bu karar ile birlikte cari ödeme süreçleri rahatlayacaktır. Diğer taraftan kazanılan süre zarfında nihai çözüme ilişkin politika arayışları devam eder. Bu tür sorunların çözümünde hız ile maliyet arasında bir ödünleşme olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla en hızlı çözüm en optimal çözüm olmayabiliyor. Kurumlarımızda bu süreçleri yönetecek bilgi ve tecrübe birikimi olduğunu biliyoruz. Bu çerçevede en doğru çözümün ortaya konacağını düşünüyoruz.