Ben bıktım Merkez Bankası bıkmadı

Emrah LAFÇI
Emrah LAFÇI Ekonominin Doğası dunya@dunya.com

Ben aynı konuyu farklı şekillerde yazmaktan sıkıldım, Merkez Bankası aynı konuyla ilgili farklı tarihlerde aynı hatayı yapmaktan sıkılmadı. Bu hafta tarih bir kez daha tekerrür etti ve Merkez Bankası prematüre bir faiz indirimi yaptı. Konu her ne kadar artık kabak tadı vermiş olsa da önemini koruyor. Her hatalı karardan sonra döviz yükseliyor, borsa düşüyor, döviz yükselişi kaynaklı enflasyon yükseliyor, enflasyon yükseldikçe de uzun vadeli faizler yükseliyor. Sonuçta elimizde hem yüksek enflasyon hem yüksek faiz hem de yüksek kur kalmış oluyor. Bu sonucun kime ne faydası var? İhracatçı yüksek kurdan dolayı mallarını daha rahat satıyor olabilir. Ama ihrcatçılarla konuşunca onlar da bizi belirsizlik ve öngörülemezlik kötü etkiliyor diyorlar. İçerideki üretici zaten bu denklemden rahatsız. Ara malı ve enerji fiyatları yükseldiğinden üretim maliyetleri yükseliyor, ki bunu ÜFE’den rahatlıkla görebiliyoruz. Tüketici zaten mutsuz. Bahsettiğim sebeplerle enflasyon %20’lere geldi. Her şey ateş pahası. Sanayici memnun değil. Kredi faizleri çok yüksek. Konut alacak olanlar alamıyor, konut kredi faizleri de çok yüksek. Listeyi daha fazla uzatırım ama canınızı sıkmak istemiyorum.

Şahap Kavcıoğlu yeni Murat Uysal olma yolunda

Geçen yıl Murat Uysal zamanında Merkez Bankası’nın hangi aksiyonları aldığına ve bunun sonucunda hangi bedelleri ödediğimize biraz yakından bakalım. Bakalım ki şu anda aynı uygulamalarla nereye doğru gittiğimizi daha net görmüş olalım.

2 önceki Merkez Bankası Başkanımız Murat Uysal 6 Temmuz 2019 tarihinde Murat Çetinkaya’nın yerine göreve getirildi. Selefi Murat Çetinkaya’nın görevden alınma gerekçesini Cumhurbaşkanı Erdoğan 4 ay sonra şu sözlerle açıklayacaktı; “Önceki Merkez Bankası’nı (başkanı) görevden aldık, çünkü laf dinlemiyor adam. Yeni arkadaşımız ile devam ettik, dedik ki faiz oranlarını düşüreceğiz." “Yeni Arkadaş” olarak bahsedilen Murat Uysal görev süresi boyunca üzerine düşeni yaptı ve %24 olarak aldığı politika faizini bir gece ansızın görevden alındığında %10.25 olarak halefi Naci Ağbal’a 7 Kasım 2020’de devretti. 13.75 puan faiz indirmesine ragmen görevden alınma gerekçesinin ne olduğunu halen Türkiye’de Sayın Erdoğan dışında bilen kimse yok.

Murat Uysal çok şanslı bir dönemde göreve geldi. Göreve geldiğinde halihazırda sıkı bir para politikası izleniyordu. Türkiye’de %15’ler civarında bir enflasyon varken politika faizimiz %24’tü. Faiz indirimi için gereken şartlar oluşmuştu. TL’ye güven artmıştı, dolar kuru düşüyordu, enflasyonda önümüzde parlak günler vardı. 2018 yazında çok yüksek aylık enflasyonlar yaşadığımız için 2019 yaz ve sonbaharında doğal olarak enflasyon düşük çıkacaktı. Nitekim öyle de oldu. Böylece faiz indirimi için her şey hazırdı. İlk 3 toplantıda toplamda 10 puanlık bir indirim yapıldı faizde. Bu arada Türkiye ekonomisi de 2018’den gelen yaralarını sarıyordu, büyüme rakamları da 2019 son çeyreği itibariyle oldukça kuvvetli geliyordu. Uysal için bu “dolce vita”yı bozan pandemi oldu. Bizi de asıl ilgilendiren kısma işte şimdi geldik.

Başımıza bunlar gelebilir

Salgın nedeniyle bütün dünya finansal piyasalarında problemler başlayınca Türkiye’nin de hem CDS’leri yükseldi hem de para birimimiz değer kaybetti. Bu arada enflasyon oranımız %12’ler seviyesinde ve CDS’imiz 500-600 bps düzeyindeyken Uysal faiz indirimlerine devam etti. Teorik olarak (gerçekleşen enflasyonu dikkate aldığımızda) %17’ler civarında bir faizimiz olması gerekirken politika faizimiz Mayıs 2020’de %8.25’ti. Bir de bunun yanında “Aktif Rasyosu” gibi kredi artışını körükleyen uygulamalar devreye girdi. Tasarruf sahipleri TL yatırımdan doğal olarak kaçtılar. Bütün bunların sonunda tarihin en yüksek altın ithalatlarından biri gerçekleşti, döviz mevduatlarının toplam mevduatlar içindeki payı %55’i geçti. ağustosta böyle gitmeyeceği anlaşıldı ama faiz artırmaktan çekinildiği için “Geç Likidite Penceresi (GLP)” uygulamasına geri dönüldü. Merkez Bankası politika faizi olan haftalık repo üzerinden değil GLP üzerinden fonlama yaparak, politika faizini artırmadan fiilen yaptığı fonlama maliyetini artırmaya başladı. Bu uygulama Uysal’ın görevden alındığı tarihe kadar devam etti. GLP üzerinden fonlama da yeterli gelmeyince eylülde politika faizi %10.25’e yükseltildi. Fakat politika faizi %10.25 olmasına rağmen Kasım 2020’de görevi bırakırken Merkez Bankası’nın piyasayı fonladığı faiz oranı yukarıda bahsettiğim GLP uygulaması nedeniyle %14.75’ti. Velhasıl bir kez daha baskıyla faizi düşük tutmaya çalışmak doları yükseltirken dolaylı olarak enflasyonu ve faizleri yükseltmişti. Naci Ağbal geldiğinde politika faizi %10.25’ten %15’e yükseltildi ve bu küçük bir infial yarattı. Halbuki fiilen artış 4.75 puan değil, 0.25 puandı. Artırımın büyüğünü zaten Murat Uysal yapmıştı ama anormal yollardan olduğu için sonuçları sınırlı oldu. Rasyonalite bir şekilde irrasyonel uygulamalara karşı galip geldi. Ama olan yine arada bu yükselişlerden olumsuz etkilenen biz vatandaşlara ve şirketlere oldu.

Böylece geçen yılın bir özetini yaparak, bu yıl başımıza gelebilecek olanlarla ilgili bir projeksiyon yapmış olduk. Eğer Merkez Bankası perşembe çıktığı yolda devam ederse; kur yükselir, enflasyon yükselir, faizler yükselir. Dayanılmaz hale gelince Merkez Bankası faiz artırmak zorunda kalır, Şahap Kavcıoğlu da bir gece ansızın sürpriz bir kararnameyle uykusundan uyanabilir. Bu arada tabii olan yine bize olur.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar