Benim dünyamdan DÜNYA gazetesi

Bumin DOĞRUSÖZ
Bumin DOĞRUSÖZ HUKUKA GÖRE bumin.dogrusoz@dunya.com

Asistan olduğumun ilk günü merhum Prof. Dr. Salih Şanver beni odasına çağırdı ve “ne yapıyorsun” dedi. Bir hocaya verilecek en güzel cevabı verdim. “Kitap okuyorum” dedim. “Sen kitap okuyarak mı vergici olacağını sanıyorsun” dedi. Hoca sertti. Kolay cevap verilemezdi. Zaten sorunun gidişi “evet” demeyi mümkün kılmıyordu. Hayır desem, cümleyi nasıl bitirecektim. Hiçbir fikrim yoktu. Sonra beni Hesap Uzmanları Kurulu’na, Veysi Seviğ Hocaya gönderdi. Ona çıraklık edeceksin, o da öğretmeyi sever, “sana öğretecek” dedi.

Yılar geçti. Doktoramı bitirmiştim. Yetişmemde ve bugüne gelmemde büyük katkısı olan Veysi Hoca, “artık senin yazı yazman gerek” dedi ve beni rahmetli Nezih Demirkent’e götürdü. DÜNYA gazetesi o zamanlar Cağaloğlu’ndaydı. Üst katlardan birindeydi Nezih Beyin odası. Darmadağınık bir oda. Her köşede gazete ve kitap yığınları. Tam çalışan adam odası. Hoca beni tanıttı. Nezih bey şöyle bir bana baktı ve “iyi, yazsın” dedi.

Böylece 31 Mayıs 1990 Perşembe günü ilkyazım yayınlandı. Önceleri haftada bir gün, perşembeleri, sonraları da iki gün, salı ve perşembeleri. 2007 yılına kadar, tam 17 sene yazdım.

Özgürce yazabiliyoruz

Bu arada ben büyüdüm, gazete büyüdü, yeni binasına taşındı, tirajını arttırdı. Ekonominin gündemini belirler hale geldi, vs.

Yazdığım 17 senelik süre boyunca, yazılarıma kimse karışmadı, yönlendirmedi, öyle yazma, böyle yaz demedi. Hiçbir yazım geri dönmedi. Ama gazetenin dışından müdahale etmeye çalışanlar olmadı mı? Oldu.

3568 sayılı Kanun’un yasama görüşmeleri sırasında, bende kanunun hatalı yönlerini yazıp, imza / tasdik zorunluluğunun kanunla getirilmesi gerektiğini, bu konuda yürütmeye takdir yetkisi verilmesinin yanlışlığını, müteselsil sorumluluğun ağırlığını vs. yazıyordum. Bu yazılarımı Kanuna karşıymışım gibi algılayan ve Kanunun bir an önce çıkması için çabalayan zamanın bazı oda başkanları Nezih Beye mektup yazıp beni şikayet etmişler. Bana yazı yazdırmamasını talep etmişler. Nezih Bey beni çağırdı, gittim. “Bak senin için böyle bir mektup geldi” dedi. Okudum, “savundukları yanlış, köşemde cevaplayayım mı?” dedim. Nezih Bey, “boşver, aynen devam et bildiğin gibi yazmaya” dedi. Tabii ki eleştirilen yazılarımı güvendiği yazarlara okutmuştu. Kişiliği ve gazeteye hâkim olan ilkeleri, DÜNYA’nın bağımsızlığını ve tarafsızlığını oluşturuyor ve koruyordu.

DÜNYA'da 2'nci perdem

2007’de ayrıldığım DÜNYA’ya, 6 Nisan 2015’de yayınlanan yazımla yeniden döndüm. O günden bu güne devam. Bu defa dönmeme vesile olan, DÜNYA’nın kıdemli yazarlarından Osman Arolat ve bu günkü patronumuz Hakan Güldağ idi. İkinci perde de 6 sene olmuş, birinci dönem ile toplam 23 sene. Bazen ben bile hayret ediyorum, nereden buldum bu kadar konuyu diye? Sonra da “Maliye sağ olsun” diyorum.

Bu gün de aynı ilkeler devam ediyor. Özgürce ama tabii bilimsel ilkelerle ve aklın yolu ile. Yazdıklarıma geri dönüşler, gazetenin iş adamından kamu otoritelerine kadar izlendiğini, bazen bir düzenlemenin bazen bir içtihadın oluşumuna katkıda bulunduğunu ve DÜNYA’nın ekonomi yaşamının ayrılmaz parçası olduğunu gösteriyor.

Kendi uzmanlık alanımdan da DÜNYA’ya bakınca, ne gördüğümü de söyleyeyim. Vergi hukuku çıkar çatışmasından beslenen bir hukuk dalıdır. Mükellefin parası üzerindeki mülkiyet hakkı ile kamu giderlerini karşılamaya çalışan hazine menfaatı daima çakışır. Arada dengeyi kurmak da vergi hukukunun işidir. DÜNYA’nın da tüm yazarları ile yaşayan vergi hukuku alanında bu dengeye hizmet ettiğini, olması gereken adil vergi hukuku için çabaladığını görmek, bana gurur veriyor, “iyi ki buradayım” dedirtiyor.

Evet, DÜNYA, 41 yaşında. Nice 41 yıllar diliyorum DÜNYA’ya. Çünkü Türk ekonomisinin ve ekonomi hukukunun sana ihtiyacı var.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Bir önemli toplantı 17 Ağustos 2021