Beş yıl önce on yıl sonra

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Yılın ilk yedi ayını geride bıraktık, son yılların genelinde olduğu gibi başlan­gıcında tahmin edilenden çok daha fark­lı ilerleyen bir yıl yaşıyoruz. Kasım ayın­da yapılacak olan ABD ara seçimleri dışın­da yılın geri kalanına dair kesin olan pek az şey var. Şüphesiz belirsizliklerin en büyü­ğü ABD ile İran arasındaki sürecin nereye doğru evrileceği. Son haftalar bize büyük ölçüde gösterdi ki, nihai bir barış anlaşma­sı imzalanmadıkça köprünün altından çok sular akar. ABD ile İsrail’in aklındaki Hür­müz Boğazı işleyişi ile İran’ın hakim bir devlet olarak müsaade edebileceği bir uy­gulama arasında temel farklılıklar var. Ge­çen yıl yaşanan 12 gün savaşından bu ka­dar kısa süre sonra bir daha başlayan savaş, aralık ayında ABD seçimlerinin ardından devam edebilir, başta komplo teorisi olarak dile getirilen bu senaryonun ihtimali maa­lesef giderek artıyor. Yurt dışı piyasalarda ise yüksek teknoloji üreten şirketlerin ya­rattığı pozitif ivme ile beraber jeopolitik risklerin dengelendiğini görüyoruz.

Fiyat artışları kaçınılmaz

İçerde görünüm nasıl diyecek olursanız, beklentinin bir nebze altında kalan tem­muz ayı enflasyonunun ardından gözler gelecek hafta yapılacak olan enflasyon ra­poru sunumunda olacak. TCMB tarafın­dan son toplantıda iletilen hedeflerin yu­karı yönde revize etmesi gerçekçi olacaktır ancak bekleyelim görelim moduyla önceki yıllarda olduğu gibi bu sın toplantıya da bı­rakılabilir. Mevsimsellikten arındırılan ra­kamlar bize gösteriyor ki, yüzde 30 civarı bir tempoda giden yıllık enflasyonun bu yı­lı daha aşağıda tamamlaması giderek zorla­şıyor. Zaten yılın ilk yedi ayında %20 ile ara hedefin çok üstünde yer aldık, ağustos ayı­na dair ön tahminler yüzde 1,5-2 civarın­da şekillenmekte. Eylül-ekim dönemiyle beraber okula dönüş teması ve canlanan iç talebin getirdiği fiyat artışları kaçınılmaz. Dolayısıyla yaz aylarında düşmeyen enf­lasyonun sonbaharda düşmesi zaten eşya­nın tabiatına aykırı bir durum.

Derin faktörler devreye giriyor

Böylece üç yıldan uzun bir süredir devam eden dezenflasyon sürecinde azalan sana­yi üretimi istihdamı, finansman zorlukları yaşayan şirketler gibi yaşanan problemle­ri haklı çıkartacak ne elde ettik ya da ede­bildik sorusu öne çıkıyor. Bu tür program­lar ne kadar kısa süreli olursa o kadar et­ki gücü yüksek ve kontrolünüz dahilinde gerçekleşiyor. Zaman dilimi genişledikçe, sizin belirleme gücünüz dışında ama eko­nomiyi derinden etkileyebilecek faktörler devreye girebiliyor, son örnekte enerji fi­yatlarında yaşanan dalgalanma gibi. Sade­ce altın fiyatlarında yaşanan düşüşün dahi tasarruf tercihleri üzerinden konut ve oto­mobil piyasasına olan yansımaları da ben­zer bir örnek olarak sunulabilir. Genel se­çimlere iki yıldan az bir sürenin kaldığı or­tamda, 2027 ve 2028 yılına dair program aynı sıkılıkta devam edecek varsayımıy­la yapılan tahminlerde hata payı oldukça yüksek kalabilir. Sonuç olarak sadece TL değerlenmesi ve dışarıda işlerin yolunda gitmesi beklentisine dayalı programın ba­şarılı olma ihtimali giderek azalıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.393,85 0,00 %
Dolar 48,5888 0,09 %
Euro 56,5078 0,23 %
Euro/Dolar 1,1616 0,04 %
Altın (GR) 6.787,54 -0,91 %
Altın (ONS) 4.328,66 0,28 %
Brent 104,55 -1,55 %