Biden mi kazandı, Trump mı kaybetti?

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Trump gitti, Biden geldi. Geldi de acaba bundan sonra ABD’de acaba ne değişecek. Biden’ın sözlerinden de seçim politikalarından da bazı şifreleri çözmeye çalışırken, bir yandan da seçimi kazananın mı yoksa kaybedenin mi hanesine yazmalı ona karar verelim birlikte. Şifreleri çözmemiz önemli; ne de olsa süper gücün tavırları dünya ekonomisine de, siyasetine de önemli ölçüde etki etmekte. Genellikle başkanlar değişse de politikalar pek değişmiyor. Fakat yine de başkanın duruşunu anlamak önemli.

Trump nasıl oldu da kaybetti. 45. başkan göreve geldiğinde, bizleri şaşırtan sözler sarf etmiş, ABD’nin artık korumacı bir tavır takınacağını ve ekonomide kendi yarattığı değerlerden daha fazla getiri elde etmek için üretime önem vereceğini belirtmiş; aslında inceden inceye Çin’e ve güçlenen Uzakdoğu ülkelerine ve hatta AB’ye karşı dahi sergileyeceği tavrın sinyallerini vermişti. Ben de yazılarımda da katıldığım televizyon programlarında da durumu “ileride ticaret savaşlarına tanık olabiliriz, hem de bir hayli şiddetli” şeklinde yorumlamış idim. Ve tarih de beni haklı çıkarttı. Ancak kendi seçmenine oynayan Trump, tüm bu korumacılık söylemlerine rağmen içerideki tutarsız davranışları ve en önemlisi de ırkçı tutumları ile belki de ABD’li seçmenin en çok önem verdiği demokratik yaklaşımlarla seçimi kaybetti. Diğer bir deyişle fark yaratma çabaları da onun koltuğu yeniden elde etmesine yetmedi. Çok zor bir seçimi kazanmış olma başarısına rağmen, hayal kırıklığı yaratan tavırları adeta Biden’a seçimi kazandırdı. Aslında karşısında kim olsaydı kazanacaktı zaten. Sorunun cevabı da bu olsa gerek; Biden kazanmadı, Trump kaybetti, hem de ağır bir yenilgi ile.

Yeni başkan yeminini etti ve ülkenin 46. başkanı oldu. İlk kadın başkan yardımcısı seçilerek tarihe geçen Kamala Harris de neredeyse eş başkan edasıyla görevine başladı. Biden, ayağının tozu ile ABD'nin tarihi önemdeki ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu belirterek zorlukları ancak "birlik" olarak aşabileceklerini belirtti. Ülkede demokratik anlamda önemli bir problem olduğunun altını çizdi. Zaten seçim politikalarında da Trump’ı vurduğu yer de burası idi.

Biden, artan aşırıcılık, beyazların üstünlüğü ve iç terörle yüzleşecekleri ve bu tehditleri yenecekleri mesajını verirken; dış politika ve ekonomiye pek de değinmeden iç meselelerin üzerinde daha fazla durulacağının yahut daha çok önem taşıdığının mesajını vermiş oldu. Bu kadarla bitmedi, aslında çok hafif geçse de ekonomideki tavırlarının da sinyallerini ortaya koydu. Konuşmalarında dünyaya da bir mesaj vererek, "İttifak ilişkilerimizi tamir edeceğiz ve dünya ile bir kez daha yakın ilişkiler kuracağız." diyerek daha çok ekonomi savaşlarına işaret etmiş oldu.

Şimdi biraz şifre çözelim. Bu şifreleri çözerken, devir teslimde söylediği mesajlar ile sınırlı kalmadığımı önceki tüm açıklamaları ile birleştirdiğimi söylemeliyim. Bana göre; Trump yukarıda bahsettiğim mesajında da yer aldığı üzere evvela müttefikleri ile arayı düzeltecek ve gümrük vergisi uygulamalarında geri adım atacak. Ancak Çin’e karşı tavırlarında bir anda esneme ve genişleme olmayacak; Kanada, Japonya, İngiltere ve AB ülkeleri ile gümrük vergisi engellerini ortadan kaldırıyor olacak. Ucuz iş gücüne sahip ülkeleri Biden’da risk olarak gördüğünü daha önce belirtmişti.

ABD’nin olası Türkiye politikalarına ilişkin olarak tahmin yürütmek zor; olumlu gelişmeler bizi bekliyor demek isterdim, ancak şu anda bunu ne yazık ki diyemiyorum. Öte yandan, Biden başkanlığında uygulanabilecek bir diğer önemli politika ABD’nin Trans Pasifik Ortaklığı’na (TPP) yeniden katılması olabilir ki, bu olası anlaşmanın AB ile imzalanacağı ve bizim kapsam dışında olacağımız gerçeği beni bir parça ürkütüyor.

Daha önce de söylediğim gibi "Ya dışındasındır çemberin ya da içinde yer alacaksın. Kendin içindeyken, kafan dışındaysa çaresi yok kardeşim mutsuz olacaksın…" Değişen dünyanın, gelişen ülkeler arası ilişkilerin dışında kalmamak ümidiyle.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Üretimi sevsek mi? 16 Nisan 2021
Dış ticaretin yönü 09 Nisan 2021
Globalizmden glokalizme 02 Nisan 2021
Suez 26 Mart 2021
“Adamlar yapmış” 12 Mart 2021
Hangi ambargo daha iyi? 12 Şubat 2021