Bir buruk 23 Nisan

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Geçen yıl tam da 100.yılı olmasına rağmen, ne yazık ki coşku ile kutlayamadık Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı. Daha da ötesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış yıldönümünü. Bu yıl da tablo ne yazık ki aynı. Yine evlerdeyiz, yine çocukların cıvıltısından ve stadyumlarda yapılacak olan törenlerden uzak. Hepimiz bir an önce bu sarmaldan kurtulmanın ve eski günlere dönebilmenin hayalini kuruyoruz. Ancak her şeye rağmen, evlerimizden de olsa, Türk bayraklarımızı asıp balkonlarımızdan töreni gerçekleştirebiliriz, gerçekleştirmeliyiz.

Nasıl eski günlere döneceğiz, bunun için yeterince çaba harcanılıyor mu konusu pek çok kişi veya kuruluş tarafından ülkemizde de, dünyada da tartışılıyor. Tabi her ne kadar hayaller eski günlere kavuşmak olsa da, bunun çok da kolay olmayacağını da aslında hepimiz biliyoruz, kendimize itiraf edemesek de. Tedavi sürecine dair eleştirilere bir kulak verelim evvela. Acaba sıralama doğru mu yapıldı, mesela iş dünyasına mı daha öncelik verilmeliydi. Birkaç gündür tartışılan tam kapanma konusunda bir aksiyon alınamadı, belki de en önemli fırsat idi bu hafta sonu ile bayrama dek olan tarih aralığı. Biz iş insanları, iş dünyasının devamlılığı, üretimin ve dış ticaretin sürekliliği açısından konuya daha fazla odaklandığımız için, belki de biraz daha bu gözlükle konuya yaklaşıyoruz. Ancak realist olmak gerekirse, ekonominin rahatlaması için de buna ihtiyaç var. Bugün Bursa’da pek çok otomotiv endüstrisinde faaliyet gösteren firmanın COVID nedeniyle kapanmak veya üretimi kısmak zorunda kaldığına tanık oluyoruz. Oysa belki de iktisadi faydası olan kurumlar faaliyetlerine devam etmeyi tercih ediyor ve mavi yakalılarını aşılatmak istiyorsa öne çekmek için parasını maliyetini de ödeyebilir. Yine limanların, lojistik firmalarının, biz gümrük müşaviri firmaların hiç durmadığını ve halen sahada olduğumuzu düşündüğümüzde, tüm bu sektörlerin aşıda öncelikli olması gerektiğini ve tüm bunların hesaplanarak adım atılması gerektiğini düşünenlerdenim. Zira fabrikayı kapamanın maliyeti çok daha yüksek. Üstelik planlama bu şekilde olsa idi, ki halen buna zaman var, buradan devlet de önemli bir gelir sağlayabilir.

Söylenecek çok söz, ele alınacak çok konu, üzerine tartışılacak çok gündem var. Galiba pek çoğumuz artık bunları duymaktan da bir hayli yorulduk. Örneğin bu hafta üç yeni Bakan ile tanıştık ve bu dahi kimsenin ilgisini çekmiyor desem abartmış olmam. Ancak ben Dışyönder Başkanı sıfatı da taşıdığım için yeni Ticaret Bakanı Sn. Mehmet Muş’a yeni görevinin hayırlı olmasını diliyorum. Kendisiyle bakanlığından çok önce tanışıklığımız olduğu için, bolca dış ticaret sohbetimiz ve fikir alışverişimiz olmuştur, yine bizlerle bu diyalogları sürdüreceğini düşünüyorum. Zaten başarı ancak istişare ve fikir alışverişleri ile gelir.

COVID, bizleri test ediyor. Pek çok açıdan dayanma gücümüzü sınıyor ve adeta hepimizi bir sınavdan geçiriyor. Öyle ki, birey ve toplum sağlığı her manada bozulmuş durumda ve kimsenin birbirini anlamaya çalışmaya, bırakın anlamayı dinlemeye dahi tahammülü yok. Oysaki olması gereken, tam da bu dönemde daha fazla dinleyerek hareket etmek. Ütopik değil, bir ülkenin aşı politikasını dahi belirlerken toplum ile istişare ederek, fikirlerini alarak bu kararları almak, inanın devleti mağdur göstermez, tam tersine yüceltir. Bu dönemde hepimizin birbirimizi daha fazla dinlemeye, ihtiyacı olanlara el vermeye ve dayanışmaya ihtiyacımız var. Daha sabırlı ve hoşgörülü olmaya da elbette.

Yazımı, 23 Nisan olması nedeniyle Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklar için söylediği bir sözle noktalayayım. “Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğindir. Çocuklar geleceği yapacak adamlardır. Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı ve faydalı olabilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa yetiştirmek lüzumuna inansınlar! Okullardan başka; gazeteler, küçük dergiler köylere kadar yayınlanıp dağıtılmalıdır. Bizim köylümüz ne gazete ne dergi okumaz. Bilenler bilmeyenleri toplayıp, okutmayı, onlara okumayı anlatmayı bir vazife bilmelidir.” Hepimizin Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Üretimi sevsek mi? 16 Nisan 2021
Dış ticaretin yönü 09 Nisan 2021
Globalizmden glokalizme 02 Nisan 2021
Suez 26 Mart 2021
“Adamlar yapmış” 12 Mart 2021