Bir efsane
Hakan Peker 1989 çıkışlı şarkısı gibi, başta sosyal medya ekonomisi olmak üzere, ana akım ekonomiye dair efsaneler hala dillerde. 1989’da “32 Sayılı Karar” ile finansal liberalleşme dünyaya paralel başlamıştı. 1989 Washington Konsensüs, 1990 iki Almanya’nın birleşmesi, 1991 SSBC’nin dağılması, gelişmekte olan pazarlar için küreselleşmenin başladığı yıllardı. Neoliberal politikalar ve yapısal reformlar ile özelleştirmeler, merkez bankası bağımsızlığı, para arzı miktar kontrolü, serbest piyasa ekonomisi, sermaye akımları serbestisi, reel faiz (1993), denk bütçe, kambiyo rejiminde yumuşama ile ithal müsaadelerinin kalkması, hazine merkez bankası avans hesabının kapanması gibi birçok gelişmenin dönemi.
Amma velakin
1980’lerde çelik krizinde Fransa’da kamu şirketi Usinor kuruldu ve 2002’de Lüksemburg, İspanyollarla birleşip Arcelor oldu. Hintli milyarder Lakshmi Mittal 2006 yılında satın alınca, Fransa’da ArcelorMittal kangren bir konuya dönüştü. 2012 sonrası başlayan fırınları kapama kararı, karbonsuzlaşma süreci ile iyice verim ve kârlılık sorunu yaratıp stratejik üretim riske girince, Haziran 2026’da Fransa Ulusal Meclisi’nde ikinci kez kabul edilen kamulaştırma kararı Senato’ya gitti. Fransa’nın bütçe sorunu nedeni ile Senato ve Macron kanadında hala büyük tartışma konusu. Neoliberal yapısal reformlara hızla devam eden Arjantin’de, Milei’nin tersine kendisine bu politikaları öneren gelişmiş ekonomilerde, Dünya Kupası’nın mucize son dakikaları gibi bir haber İngiltere’den geldi. İngiltere Çinli yatırımcıya ait British Steel’e el koyarak, ulusal güvenlik ve istihdam için stratejik alan görerek kamulaştırma kararı aldı. 2026 sonu operasyonel birleşmeyi tamamlayacak UBS-Credit Suisse vakasında, İsviçre Federal Konseyi birleşmeyi hızlandırmak için normalde aylarca süren antitröst (rekabet) incelemelerini ve hissedar onayı alma zorunluluğunu acil durum kararnameleriyle askıya alırken, AT1 tahvilleri de sıfırlandı. Soğuk Savaş döneminden kalma ve 73 yıldır hiç kullanılmamış olan “Mal Teminatı Yasası” (Goods Availability Act) yürürlüğe sokularak, Hollanda’da Çin yatırımcısına ait çip üreticisi Nexperia’ya el konulmuştu. Ambargolar ile Rus sermayesine yönelik el konulanlar da cabası. Yapısal reform derken şimdi bunlar blog yazısı, manşet gerektiren reform değil mi?
Ateşini yolla bana
Merih Demiral için Avusturya maçından hemen sonra, Hollanda maçından önce 2 maç ceza vermişti UEFA. İngiltere maçı sonrası pankart açan Arjantinli futbolcular için FIFA’ın “Disciplinary Code” Mayıs 2026 dokümanı madde 17.2 gayet açık ve net. Bir telefonla örneğin kırmızı kart iptalinin mümkün olmasını Nobel Ekonomi Ödülü alan “Kurumların Önemi” kapsamında nasıl okumak gerekir. Kapsayıcı kurumların kalitesi değil miydi zenginliğin kaynağı. Mesela İranlı oyuncular Hürmüz için pankart açsa neler olurdu sorusunun cevabı, aslında FIFA, UEFA, Riksbank ve Nobel Akademisi için özeleştiri konusu olmalı, eğer kapsayıcılarsa tabii. Gösteriş tüketimi yine gündemdeydi. Ev ve araba almakta zorlananların AVM’leri doldurması, cep telefonunu yenilemesi yine manşetlerdeydi. Thorstein Veblen “Aylak Sınıfın Teorisi” kitabı 1899 yılı. Ancak Veblen’e göre gösteriş tüketimi esas zenginler (aylak sınıf) arasındadır. Çünkü çalışmalarına gerek yoktur. Mülkiyet ne kadar çok geçmişten (mirastan) gelirse o kadar gösterişli, prestijli sayılır, çünkü para vererek almamışsındır. Ayrıca rasyonel insan kabulü ve gelir Veblen’de dikkate alınmamıştır. Neoliberal, neoklasik ezberler ile literatür eksikliği dünyada ve akademide sürekli eleştirilerek ve sorgulanarak heterodoks tarafın büyümesindeki en önemli etkenlerden.
Hey Corç
Bir başka neoklasik efsane. Kamu harcamalarının enflasyonist olması. Maliye politikasının para politikasına eşlik ederek harcamalarını kısması. Denk bütçe ve para arzı miktarı kabulüne dayalı. Merkez bankalarının para arzı miktarını kontrol etmekten vazgeçeli uzun zaman oldu. Karadeniz (2025) Türkiye için 1979-2023 döneminde kamu harcamaları ve enflasyon arasındaki nedensellik makalesinde aynen şöyle yazmış: “Elde edilen bulgulara göre incelenen dönemde kamu harcamalarının enflasyonist olmadığını; buna karşılık enflasyonu düşürmek için elverişli bir araç olduğunu söylemek mümkündür.”