Bir jeopolitik fay hattı kırıldı
Öncelikle 2026 yılının tüm okurlarımız için huzurlu ve bereketli geçmesini temenni ediyoruz.
Yeni yıla girdiğimiz şu günlerde dünya ABD’nin Venezüella’ya yaptığı müdahale ile uyandı. Ülke başkanı yargılanmak üzere ABD’ye götürülürken Venezüella açısından önemli bir belirsizlik söz konusu.
Daha önceki yazılarımızda dünyada jeopolitik fay hatlarının olduğunu ve bu fay hatlarında kırılmalar yaşanmasının zaman meselesi olduğunu belirtmiştik. Bu fay hatlarından birisi de ABD ve Venezüella arasındaydı. Son gelişmeler bu fay hattının kırıldığını gösteriyor. Fakat bu kırılmanın yaratacağı etkiler konusunda henüz net bir tahmin yok.
ABD tarafına bakarsanız ABD için farklı açılardan tehdit yaratan bir yönetime son verildi ve ABD çıkarları ile uyumlu bir yönetim ülkeyi yönetmeye devam edecek. Bu arada ABD Venezüella’nın doğal kaynaklarına erişim sağlayacak. Bu konuda en çok tartışılan kaynak petrol. Bilinen rezervler açısından dünyanın en zengin ülkesi Venezüella. Bu ülkeyi Suudi Arabistan, İran ve Irak takip ediyor. Diğer taraftan Venezüella yüz ölçümü olarak Almanya’nın iki katı büyüklüğünde. 912 bin kilometre kare ile Türkiye’den (785 bin kilometre kare) de daha fazla toprağa sahip. Nüfusunun 31 milyon civarında olduğu düşünülürse kişi başına düşen kaynak bolluğu açısından da zengin bir ülke.
Her ne kadar Venezüella’nın mevcut lideri kolaylıkla görevden uzaklaştırılsa da ülkenin yönetimi açısından önümüzdeki dönemin zor bir dönem olacağı açık. ABD’nin daha önce bu tarz müdahaleleri sonrasında istikrarlı bir yönetime ulaşan ülke olmadığını söyleyebiliriz. Bu nedenle önümüzdeki dönem Venezüella halkı için çalkantılı bir dönem olacağa benziyor.
Gelişmelerin piyasalara yansımaları
Venezüella her ne kadar en büyük petrol rezervine sahip olsa da günlük üretimi yaklaşık bir milyon varil. Günlük küresel petrol üretiminin 85 milyon varil olduğu düşünüldüğünde bu haberin petrol fiyatları üzerinde sınırlı etkisi olması beklenir. Petrol üreten diğer ülkelerin ortaya çıkabilecek açığı telafi edecek kapasiteleri bulunuyor.
Diğer taraftan Venezüella petrolünü özellikleri gereği her rafineri kullanamıyor. Rafinasyonu zor ve pahalı bir petrolü var. Bu petrol türünü rafine edebilen rafineriler daha ziyade ABD’nin güneyinde ve Çin’de bulunuyor. Bu da petrol fiyatları üzerinde sınırlı etki yapmasının başka bir neden olabilir.
Risk algısı açısından kısa vadede önemli bir etki yaratacağını da düşünmüyoruz. ABD batı yarımküredeki hegemonyasını artırmaya ve Çin’in yükselişini önlemeye çalışmaya devam edecektir. Bunları yaparken Çin ile doğrudan karşı karşıya gelmediği sürece risk algının sınırlı olacağını değerlendiriyoruz.
Fakat bahsettiğimiz jeopolitik fay hatlarından birisi de Tayvan ve Çin arasında. Çin’in Tayvan üzerinde iddia ettiği hakları nedeniyle bir gün ABD ile karşı karşıya gelecektir. Bu noktadan şimdilik uzak olduğumuzu fakat ihtimalin gelecekte gerçekleşeceğini düşünüyoruz.
Bütün bunlar olurken…
ABD bir yandan jeopolitik hegemonyasını korumaya çalışırken Çin ekonomik hegemonyasını artırmaya devam ediyor. Son veriler Çin’in yıllık dış ticaret fazlasının bir trilyon doları aştığını gösteriyor. 2024 yılında dünya imalat sanayi üretiminin %27’sini üreten Çin’in Mart ayında açıklanacak 15. Beş Yıllık Planda (2026-2030) bu oranı %40 olarak hedefleyeceği konuşuluyor. 2017 yılında küresel ticarette payı %13 seviyesindeyken son dönemde %15’e yükselmiş durumda. Çin para birimi yuanın euro karşısında bu yıl %8 değer kaybetmesi de Çin ekonomi yönetiminin elini ihracatı artırmak açısından kolaylaştırıyor. Çin’in agresif ihracat politikası karşısında ABD’nin vergi politikaları da çok etkili olmadı. Çin nadir metaller ihracatını durdurma tehdidi ile hem ABD’yi hem de AB’yi önlem alma konusunda engelleyebiliyor.
Çin tehdidi karşısında Türkiye olarak biz ne yapıyoruz? Küresel kutuplaşmanın arttığı, jeopolitik risklerin yükseldiği bir dönemde yerel sanayimizi korumak, kollamak zorundayız. 2021 yılından beri sanayi üretiminin sadece %6 civarında artması üzerinde derin düşünmemiz gereken bir konu.