Bir kıvılcım ve ilk 11 dakika
Ormanlarımız... Hayranlıkla seyre daldığımız bir manzaranın aslında çok daha ötesi… Su depomuz, iklim sigortamız… İklim değiştikçe, sıcaklar kavurdukça, kuraklık aç bıraktıkça hatırladığımız... Yanan ciğerlerimiz... Artan sıcak dalgaları, azalan nem ve sert rüzgarlar… Hepsi birleşince sadece bir kıvılcıma bakıyor. Ve o kıvılcımın sebebi de çoğunlukla insan... En çok “Ormanlar satılıyor, imara açılıyor”, “Uçak neden yok?”, “Yangına müdahale edilmiyor!” diyenler de bu kıvılcımı çakanlar çoğu zaman... Hayatları pahasına yangınla mücadele eden kahramanlarımızı değersizleştirenler hem hiçbir şey yapmayan hem de yangını sosyal medyaya taşıyanlar oluyor maalesef...
Orman yangınlarına karşı teknik kapasitemiz
Şimdi güvenilir kaynaklardan işin aslını ortaya koyalım. 23,4 milyon hektar orman varlığımızla, FAO’ya göre, ağaçlandırmada dünyada 3. ve Avrupa'da 1. sıradayız. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) verilerine göre, 2002'den bu yana orman alanlarımızı %12,5 oranında artırmışız. Tek başına bu rakam ormancılıktaki başarımızı tescillemeye yeterli değil mi sizce? Bunlar elbette ki her yıl toprakla buluşan 500 milyon tohum ve fidanın sonucu. Dünyada orman alanları dört bin yılda %60’tan %30 oranına gerilerken ülkemizdeki bu pozitif artış takdir edilmeli, değil mi? Yine son OGM verileri; 28 yangın söndürme uçağı, 119 helikopter, 14 İHA, 6 bin kadar kara aracı ve 28 bin personel ile orman yangınlarıyla mücadele edildiğini söylüyor.
Ormanlarımızı ne kadar koruyabiliyoruz?
Yangında kritik hedef yangını büyümeden yakalamak. Yangına ilk müdahale süresi 2002’deki 40 dakikadan bugün yapay zekâ desteğiyle 11 dakikaya düşürülmüş. Yangın başına düşen alan, yangınla mücadelede yine önemli bir kriter. Bu değer 2002’de 6,62 hektar iken bugün 0,38 hektara kadar gerilemiş. Uçak yok, müdahale yok diyenlere verilecek en anlaşılır cevap ise 2002’deki 73 tonluk su atma kapasitesinin 6,3 kat artarak 462 tona çıkmış olması.
Yanan alanların toplam orman alanlarına oranı ise bir başka somut gösterge. EFFIS başta olmak üzere uluslararası kaynaklardan OGM’nin hesaplamalarına göre, 5 Ağustos 2026 itibariyle, Kanada %1,07, Portekiz %0,80, İspanya %0,81, ABD %0,69, Fransa %0,53 iken bu oran Türkiye’de sadece %0,06. 2021-2025 ortalamasında da Fransa’dan sonra en iyi ülkeyiz.
OGM, uluslararası alanda da yangınlarla mücadelede sorumluluk üstleniyor. Geçtiğimiz ay, İspanya ve Fransa’da çıkan yangınlarda görev alan 4 uçağımızın yurda döndüğünü ve 2020 yılından bu yana 8 ülkeye 24 uçak ve 23 helikopter desteği sağladığımızı belirtiyor OGM yetkilileri.
Başarının sırrı: Yangın Koordinasyon Merkezi
Orman yangınlarıyla mücadelede sadece uçak, helikopter ve ekipmanlara sahip olmanız elbette ki yeterli olmaz. Tüm mesele kaptan köşkünden, ülkenin dört bir yanında bir anda çıkan yangınları yönetebilmekte. OGM’nin 7/24 çalışan Yangın Koordinasyon Merkezi; İHA'lar ve izleme kuleleriyle risk haritaları üzerinden erken uyarıları yapmak, iklim ve yer örtüsü başta olmak üzere birçok parametreye göre işleyen karar destek sistemlerini çalıştırmak ve nihayetinde hava ve kara araçlarını ve insan kaynaklarını bölgeler arasında kaydırmak gibi en optimum yangın mücadelesinin ana karargahı. Bazen günlerce uyumadan bu koordinasyon merkezinin başında, her ayrıntıyı takip eden ve OGM kurmayları ile en iyi mücadeleyi vermeye çalışan bu devasa geminin kaptanı ise Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı. Ezcümle; ormancılıkta en iyi performansı gösteren, yangınlarla mücadelede en başarılı, risk büyüdükçe teknik kapasitesini artıran, koca yürekli orman kahramanları ile Yeşil Vatanımızı koruyan büyük bir ülkeyiz.