Bir mental iyi oluş kaynağı olarak merak
PROF. DR. TAYFUN DOĞAN (Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü)
Merak, en faydalı zihin hali ve niteliktir.
Richard Hill
Dışsal koşullara bağlı olmayan ve şartlara göre değişmeyen bir mutluluğa sahip olmak, yaşam süresi içerisinde bir insanın ulaşabileceği en büyük başarılardan biri olarak görülebilir. Kişi böylesi bir iyi oluş haline ulaştığında, yaşamın getirdiği sıkıntılardan sonra sarsılsa bile yıkılmaz. Hiçbir fırtınanın sonsuza kadar sürmeyeceğini ve er ya da geç dineceğini bilir. Filozof Epiktetos da sürekliliği ve engeller karşısında kolayca yıkılmaması, gerçek mutluluğun göstergeleridir demiştir. Peki böylesi bir mutluluğa ya da mental iyi oluş haline nasıl ulaşılabilir?
Bu tür bir mutluluğa ulaşmanın yolu Frederic Lenoir’e göre, “sahip olma” anlayışından çıkıp “olma” anlayışına geçmekle mümkündür. Bu da umut, şükran duyma, sevgi, cesaret, mizah, yaratıcılık gibi karakter güçlerimizi geliştirmekle mümkündür. Merak da pozitif psikolojinin üzerinde çalıştığı karakter güçlerinden biridir. Ama nedendir bilinmez mutluluk ve iyi oluşun belirleyicileri ele alınırken biraz göz ardı edilir. Oysaki merak, doğuştan sahip olduğumuz güçlü bir duygudur ve mutluluğun önemli yordayıcılarından biridir. Meraktan mutluluğa giden bir yol vardır diyebiliriz.
Merak kediyi öldürür mü?
Alanyazında merakın önemli, faydalı, özenilesi bir özellik ve karakter gücü olduğu vurgulansa da günlük kullanımda durum böyle değildir. İngilizcede “merak kediyi öldürür” şeklinde bir atasözü bulunmaktadır. Benzer şekilde Türkçemizde de bir insanın başına gelen sıkıntıların meraktan geleceğini ifade eden sözler bulunmaktadır. Yine 80’li yıllarda yayınlanan Perihan Abla dizisindeki “Meraklı Melahat” karakteri de merakın pek de tasvip edilen bir şey olmadığına yönelik bir algı oluşturmuştur.
Merak neden önemlidir?
Merak yeni ve zorlayıcı bilgi ile deneyimleri tanıma ve bulma eğilimini içeren, yoğun keşfetme ve öğrenme arzusunun olduğu zevk veren bir motivasyonel durum, bilgiye açlık hali olarak tanımlanmıştır. APA Sözlüğüne göre ise merak, araştırma, gözlemleme veya bilgi toplama dürtüsü veya arzusu olarak tanımlanmıştır. Tanımlardan da anlaşıldığı üzere merak, bilme ve anlama ihtiyacımızla doğrudan ilişkilidir diyebiliriz.
Merak entelektüel iyi oluşumuza katkı sağlar. Yaratıcılığımızı artırır. Dikkatimizi odaklamamıza yardımcı olur. Meraklı olduğumuzda daha hızlı öğreniriz; öğrendiklerimizi daha iyi hatırlarız; daha yaratıcı oluruz; daha motive hissederiz. Merak, akış durumuna geçmemizi sağlar. Belki de en önemlisi, daha iyi ve mutlu hissetmemizi sağlar.
Merak ve mutluluk (mental iyi oluş) arasında olumlu yönde bir ilişki vardır. Araştırmalar merak düzeyi yüksek bireylerin mutluluk ve yaşam doyumlarının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu durum birkaç farklı açıdan ele alınabilir. Öncelikli olarak, merak büyük oranda doğuştandır. Hepimiz meraklı olarak doğarız. Doğamızda var olan bu duygunun doyurulması da bizi mutlu eder.
Matthias Gruber, merak bilişsel bir ödülü arzuladığımız ve beklediğimiz bir durumdur der. İnsan için bedensel ve ruhsal hazlar kadar bilişsel hazlar da önemlidir. Oluş halinde bir canlı olarak öğrenme yetimiz bizi diğer canlılardan ayıran en önemli niteliklerden biridir. Diğer canlılar dünyaya öğrenmiş olarak gelirken biz daha çok öğrenmek üzere buradaymışız gibi görünüyor.
Dolayısıyla öğrenme eyleminin kendisi bize bilişsel anlamda haz verir. Bu noktada merak da bilişsel hazlarımızı tatmin etmeye aracılık eden bir duygudur diyebiliriz. Nörobiyolojik açıdan baktığımızda ise merak, somut dışsal ödüllerle aktive olan aynı beyin bölgelerini harekete geçirmektedir. Yeni bir şey öğrendiğimizde ya da bir belirsizliği giderdiğimizde beynimizdeki ödül sistemi devreye girer ve mutluluk verici çeşitli nörokimyasallar salgılanır.
Dopamin gibi bu nörotransmitterler, ödülü aldığımızda salgılandığı gibi ödülün peşindeyken de salgılanır. Aslında dopamin daha çok bir arzu, motivasyon ve istek molekülüdür ve bir şeylerin peşindeyken salgılanır ve bu da kendimizi iyi hissetmemize yardımcı olur. Ayrıca beyin belirsizliği sevmez, merak yoluyla belirsizliğin giderilmesi kendimizi daha güvende hissetmemize yardımcı olur. Bu durum da meraklı olduğumuzda stres ve kaygı gibi olumsuz olarak nitelendirilebilecek ruhsal durumları daha az yaşamamıza yardımcı olur.
Merak yaşantı zenginliğini artırır
Yaşantı zenginliği; farklı, yoğun ve bireyin bakış açısını zenginleştiren deneyimlerin olduğu bir yaşamı anlatmaktadır. Yaşantı zenginliğine sahip kişiler, derin ve yoğun duygular yaşamanın yanı sıra, farklı, ilginç, zorlayıcı ve heyecan verici tecrübeler edinirler. Yaşantı zenginliğinin zayıflığı ise rutin, tek düze ve renksiz bir hayata işaret eder. Merak zihinsel canlılık yaratır; merak eden beyin sürekli bağlantılar kurar, sorular üretir ve keşfeder.
Bu da kişiyi, pasif bir seyirci ya da gözlemci olmaktan çıkarır ve yaşamın aktif bir katılımcısı haline getirir. Çünkü meraklı kişi daha çok okur, gezer, farklı deneyimler yaşar, farklı tatlar dener ve farklı kültürler tanır. Kısacası, merak eden kişi pasif kalamaz, yaşama dokunur ve yaşam sevinciyle dolar. Merakın yokluğu ya da yetersizliği durumunda ise birey yaşadığını hissedemez ve hayata karışamaz. Yaşantı yoksulluğu olarak nitelendirilebilecek bu durumu İlhan Kemal, “Hep kıyısında yürüdüm hayatın, ortasına meydan diyorlardı, hiç uğramadım” diyerek anlatır.
Merak konusuna devam edeceğiz…