Bir revizyon klasiği – “Aslında o kadar da kötü değilmişiz”

Emrah LAFÇI
Emrah LAFÇI Ekonominin Doğası dunya@dunya.com

Kısa vadeli dış borç istatistikleri uzun süredir tartışılan ve Türkiye için çok önemli bir konu. Bir ülkenin finansal anlamda bağımsızlığını koruyup, başka kurumlara ya da ülkelere muhtaç olmaması için döviz giriş ve çıkışlarını iyi yönetmesi gerekir. Kamu, Merkez Bankası, bankalar ve diğer sektörler şeklinde, Merkez Bankası yöntemine bağlı kalarak bir sınıflandırma yaptığımızda; bu ekonomik aktörlerin döviz ihtiyaçları ve döviz yaratma kapasitelerini birlikte değerlendirmek gerekir. Böylece ülkenin toplu döviz ihtiyacını bulmuş oluruz. Bu ihtiyacın 1 yıldan kısa vadeli olan kısmı Merkez Bankası tarafından her ay yayımlanıyor. Yukarıda bahsettiğim ekonomik aktörler de bir şekilde bu döviz ihtiyacını çevirmeye çalışıyorlar. Çeviremedikleri zaman en son başvurulacak merci olarak Merkez Bankası’nın rezervleri kalıyor. Eğer orada da yeteri kadar döviz yoksa ülke bir ödemeler dengesi problemiyle karşılaşıyor.

Günümüzde ödemeler dengesi problemi yaşayan ülkelerin problemlerini çözmek için kaynak sağlayan uluslararası kuruluş IMF’dir. Hatırlarsanız 128 milyar dolar rezerv tartışmasının yoğun olarak yaşandığı dönemlerde IMF tartışması hemen beraberinde gelmişti. Rezervlerin yeterli olup olmadığının farklı ölçüm yöntemleri var ama bunlardan en önemlisi rezervlerin bu yazının da konusu olan kısa vadeli dış borçların toplamına oranı. Bu oran doğal olarak ne kadar yüksekse ülke o kadar daha az riskli olarak görülüyor. Rezerv tartışması içinde brüt rezerv-net rezerv tartışması da çokça yapılmıştı. Merkez Bankası’nın rezervlerinin bir kısmı bankalardan aldığı ödünç dövizlerken bazıları da son dönemde Kore örneğinde gördüğümüz gibi başka merkez bankalarından SWAP’la ödünç alınan dövizlerdir. Kısa vadeli borçlar hesaplanırken ülkenin bütün aktörlerinin borçları dikkate alındığı için rezerv hesabı yapıldığında ve bu iki büyüklük birbiriyle kıyaslanırken ülkenin bütün dövizlerinin dikkate alınması daha doğru ve adil olacaktır. Yani rezerv/kısa vadeli borçlar hesabı yapılırken ödünç olup olmadığına bakılmaksızın Merkez Bankası’ndaki brüt rezervlere bakılması daha anlamlı olacaktır. Diğer taraftan merkez bankası rezervleri her ne kadar yabancı merkez bankalarından SWAP’la alınan borçlarla suni olarak şişirilse de diğer taraftan kısa vadeli borçlar da aynı miktarda artıyor. Dolayısıyla SWAP hem rezervleri artırırken diğer taraftan kısa vadeli borçlarımızı da artırdığından rezerv yeterlilik oranı üzerindeki etkisi sınırlı oluyor. Brüt rezerv de dikkate alınsa Türkiye’nin rezerv yeterlilik rasyosunun muadil ülkelerine göre oldukça düşük seviyelerde olduğunu söylemekte fayda var.

Geçtiğimiz hafta içinde Merkez Bankası kısa vadeli dış borç istatistiklerinin ölçümünde revizyona gittiğine ilişkin bir not yayımladı. Çalışmanın sonunda aslında o kadar da borçlu olmadığımız ortaya çıktı. Borç rakamlarında ortaya çıkan değişikliğin en önemli kısmı ihracat alacakları ve ithalat borçlarından kaynaklandı. Önceki yöntemde bu rakamlar bankalardan ve idari kayıtlardan derlenen verilerle bulunuyordu. Yeni yöntemdeyse Merkez Bankası direkt olarak firmalardan aldığı rakamlar üzerinden bir veri yayımlıyor. Bu çalışmaya göre aslında şimdiye kadar çok da doğru olmayan bir veri üzerinden analizler yaptığımızı fark ettik. Diğer taraftan TÜİK ve Merkez Bankası üzerindeki son dönemde gözlemlediğimiz kurumsal kapasite erozyonu her türlü revizyona şüpheyle bakmamıza neden oluyor. Doğaldır ki firmalardan alınan verinin doğruluğunu teyit edecek bir kaynak elimizde yok. Fakat yapılan her türlü hesaplama revizyonunun sonucunda, “Aslında durumumuz o kadar da kötü değilmiş, biz yanlış ölçüyormuşuz. Bakın metodu düzeltince durumumuzun da iyi olduğu ortaya çıktı.” mesajıyla zımni olarak karşılaşmamız ister istemez insanda bir soru işareti yaratıyor. Bu soru işaretlerinin temelinde de kurumlardaki sık kadro değişiklikleri ve bunların yöntemleri olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir. Revizyon metninde 2 yöntem değişikliğine daha yer verilmiş. Merkez Bankası sitesinde “Ekonomi Notları” bölümünden revizyonun detaylarına ulaşabilirsiniz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Birinci Şahsın Şiiri 20 Kasım 2021