Bir şeyler değişiyor. Kime göre, neye göre?

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Global dünyada bir hareketliliğin olduğu, normalleşmeye; belki de pandemi öncesine doğru bir dönüş hazırlığının olduğunu görebilmek mümkün. Örneğin çarşamba günü gazetemizde yer alan bir haberde küresel navlunun düşmeye başladığından söz edilirken, bir başka kaynakta da hammadde tedarik problemlerinin 2022’nin başından itibaren eski değerlere yaklaşacağından söz ediliyor. Öte yandan ABD’de pandeminin 2022’den itibaren etkisinin neredeyse en alt seviyeye ineceğinden ve hızla normalleşme yaşanılacağından bahsediliyor. Bir şeylerin değişime uğradığı kesin de, kime göre ve neye göre olduğu; bundan kimin nasıl etkilendiği ve etkileneceği ise belirsiz. Belirsizliğin çok olduğu bir nokta da, sisli havada gemiyi yürütmeye benziyor.

Küresel krizler aslında her ülke üzerinde aynı etkiyi yaratmıyor; ekonomisi güçlü ve eskilerin tabiri ile ambarında yeterli stoğu olanlar çok daha rahatlar. İşte tam bu noktada, bir ülke için tarımın önemi ortaya çıkıyor. En önemli enerji kaynağı nedir deseniz, ben gıdadır derim. Çünkü insanların yaşamlarını sürdürebilmek için evvela beslenmeye ve karnını doyurmaya ihtiyaçları var. Tarımda güçlü olmak ve sürdürülebilir politikalar, pandemiyle mücadelede ülkelerin en önemli göstergelerinden bir tanesi oldu. Pek çok unsur sayılabilir, ama ben tarımla birlikte üç tane öne çıkan noktaya değineceğim ve asıl varmak istediğim yere geleceğim. Çünkü bu göstergeler, aslında normalleşiliyor diye baktığımız süreçlerde nasıl hareket etmemiz gerektiğini de işaret eder türde.

Süreçte önem arz eden göstergelerden bir diğeri ise sağlık sektörleri oldu. Bu konuda ülkelerin ne yaptıkları kadar, ileriye dönük ne tür tedbirler aldıklarını konuşmamız gereken bir evreye girdik. Pek çok ülke, yine ekonomilerinin de gücü kadar tedbirler alabildiler. Normalleşme için yeterli denilecek düzeyde mi, bence tartışılır. Ekonomisi güçlü olmayan, görece güçsüz denilecek ülkeler, yenidünyada daha az seyahat edilir ve dolayısı ile daha dezavantajlı ülkeler konumunda yer alacaklar. Şöyle bir haritayı gözünüzün önüne getirdiğimde eminim ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Şimdi bu bahsettiğim iki sektöre ilişkin olarak, ülkemizle ilgili bir yorum yapmayacağım, belki son sektörü de söyledikten sonra hepsini bir arada değerlendiririz.

Üçüncü olarak pandemi ile başlayan bu süreç lojistiğin ne denli önemli olduğunu gösterdi bize. Dağıtım ağının gücü, devletlerin dış ticareti durdurmadan devam ettirebilmeleri, navlunlardaki dalgalanma hep; ürünlere erişebilme olarak tüketiciye yansıdı. Ve tabi tüketicinin tüketeceği fiyatlara. Örneğin bugün Avrupa şoför istihdam krizi yaşamakta ve bunu yönetemiyor. Türkiye’den de pek çok şoför başta İngiltere olmak üzere Avrupa’da çalışabilmek için müracaatta bulunuyor. Tabi öte yandan ülkemizde baş gösteren şoför krizinin tam da farkına varamadık veya yeni yeni varıyoruz. Sektör farkında olsa da, yansımalarını çok yakın zamanda daha fazla fark edeceğiz. Lojistiğin maliyetler üzerindeki ve halkın satınalma gücü üzerindeki etkisi yadsınamaz. Ama emin olun burada en az suçlu yine sektörün kendisi.

Özetle, dünya değişmeye, yeniden eski günlere dönmeye gayret ederken, yenilen bu büyük dayak sonrası ringden ayağa kalkış her ülke için aynı şekilde ne yazık ki olmuyor ve olamayacak. Geçmişte izlenilen doğru politikalar, ekonomideki üretim gücü, tarıma, sağlığa ve elbette eğitime verilen önem ile bu tür büyük bir afeti yönetebilmek çok daha kolay olurken, aksi durumdaki ülkeler için ise çok daha zor günler bekliyor. Bu olumsuzluklar kimi ülkelere sağlık problemi, yeterli gıda temin edememe şeklinde dönerken, kimi ülkelere ise kişi başına düşen gelirin her geçen gün daha fazla düşmesi, yüksek enflasyon ve işsizlik olarak dönmekte. Kimi devletler ekonomilerinde verdikleri açığı kapatmak için, başta ithalat girdilerine olmak üzere, pek çok farklı yolla yüksek vergiler uygularken, güçlü ekonomisi ve rezervi olan ülkeler ise tam tersini yaparak, halkın alım gücünü arttırarak ekonomiyi hep canlı tutmayı başardılar. Güçlüler daha fazla güç kazanırken, zayıflar ise uzun sürecek bir toparlanma dönemine girmiş oldular.

Bir şeyler değişiyor, değişmeye devam edecek. Biz bu değişimden nasıl çıkacağız, inanın kestirmesi güç. Başta da dediğim gibi; değişim var ama kime göre, neye göre. Asıl önemli olan da bu değil mi zaten.

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Sen neymişsin FED abi… 17 Aralık 2021
Şu işsizlik meselesi 03 Aralık 2021
Ben ekonomiyi bilmiyorum 12 Kasım 2021