Bir söylem analizi çalışması: Merkez Bankası tutanakları ne söylüyor?

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Tamer KÜTÜKÇÜ

Son birkaç ayın hiç tartışmasız en önemli gündem maddelerinden birini, Merkez Bankası’nın para politikası kararları oluşturuyor. Kararlar, ekonomistler, siyasetçiler, iş insanları, teknokratlar, bürokratlar ve gazetecilerden müteşekkil çok geniş çaplı bir kitle tarafından, çoğunlukla da “doğru-yanlış” ekseninde, tartışılmaya devam ediyor. Her ne kadar tartışmalardan ortaya bir tarafın (daha) haklı olduğu yönünde bir sonuç çıkıyor gibi idiyse de, neticede ekonomist olmadığım için, işin bu tarafına girmek niyetinde değilim. Buna karşın, “dil-retorik-söylem analizi” konularında çalışan biri olarak, karar metinlerinin sosyal-siyasal iletişim boyutuna ilişkin altının çizilmesi gereken kimi noktaların bulunduğunu düşünüyorum.

Öncelikle meselenin söylem/retorik kısmının pek az –ve bu pek az örnekte de esasen çok da ayrıntılı olmayan bir biçimde- tartışıldığı kanaatindeyim. Öyle ki, bu tartışmalarda Merkez Bankası’nın iletişim hususunda “iyi” ya da “kötü” bir performans sergilediği yönünde, iki ayrı kutupta ve net değerlendirmeler dikkat çekiyordu. Bir de, Merkez Bankası’nın bir sonraki toplantıya ilişkin somut bir şeyler söylemeyerek, -mesela FED gibi- yönlendirici olmadığı eleştirileri oldukça fazlaydı. Nitekim “acaba karar ne olacak?” sorusu etrafındaki tartışmaların medya kanallarında kararın hemen öncesinde bile hararetle sürmesi, bu eleştirilerin pratikte karşılık bulmuş halleri gibiydi. Oysa dil ve söylem (retorik) alanında çalışan biri olarak, Merkez Bankası’nın tutanaklarına baktığımda, benim gördüğüm manzaranın iki parçalı, bununla beraber kimi tüyoları fısıldama hususunda retorik bilenler için çok da ketum olmayan bir durum ortaya koyduğunu söylemek mümkündü.

Tutanaklara bu bağlamda ayrı ayrı bakmakta fayda var.

2021 Ağustos ayı metninde şu ifadeler yer alıyor: “TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar politika faizi, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecektir.”

Bu açıklamanın sonrasında, Eylül ayı toplantısında ise, faiz indirimleri silsilesine başlanmış. Bu metin itibariyle, yönlendirme noktasında sorunlu bir durumun varlığı çok açıktır. “Enflasyon”la aslında reel enflasyonun değil, çekirdek enflasyonun kastedildiği yönünde bir savunma yapılacak olsa bile (ki bu, netleştirilmeliydi); metinde yer alan diğer tüm cümlelerin içerdiği retorik, öncelikli olanın (büyüme değil) enflasyon ve fiyat istikrarı olduğunu kesin bir biçimde ortaya koymakta, ısrarla bu bağlamda bir söylemi aktivize etmektedir. Dolayısıyla bu söylem alanı üzerine bir faiz indirimi, pek tabii olarak -çok net bir- “sürpriz” teşkil eder. Üstelik sorunun, bununla da bittiğini söylemek bir parça zordur. Zira bu durum, okur (muhatap) nezdinde, ya “faiz indirimine -bu geçen bir aylık zaman zarfında birtakım telkinlerle- sonradan karar verildiği” ya da “karar önceden belli olduğu halde metinde bunun özellikle kamufle edildiği” izlenimi oluşmasına neden olur ki her iki durumun da (farklı nedenlerle de olsa) söz öznesine - Merkez Bankası’na karşı bir güven kaybına yol açması kaçınılmazdır.

Eylül tutanağına bakalım: “Kurul, para politikasının etkileyebildiği talep unsurları, çekirdek enflasyon gelişmeleri ve arz şoklarının yarattığı etkilerin ayrıştırılmasına yönelik analizleri değerlendirmiştir. Bu çerçevede para politikası duruşunda güncellemeye ihtiyaç bulunduğu değerlendirmesi yapılmış ve politika faizinde indirim yapılmasına karar verilmiştir.”

Bu ifadelendirmede ise retorik sorunu şudur: Değerlendirilen analizler nelerdir ve bunlardan ortaya nasıl bir sonuç çıkmıştır; bu, metinde yer almalıdır. Elbette PPK metninde bunun ayrıntılarına girilmesi beklenmeyebilir, ancak aksi takdirde nedenselliğin somutlaşamayacağı ve tatmin edicilik kazanamayacağı da öngörülmelidir. Dahası, bu bilgilerin eksikliği, söz öznesine ilişkin “hesap vermek durumunda olmadığı” gibi bir tutumun varlığına dair bir izlenimin oluşmasına neden olur; bu da bir önceki ayın metninden kaynaklı mevcut güvensizliği daha da besleyebilir. Yalnız bu metinde (muhtemelen hedefte olmadığı halde, zira sentaktik açıdan yeri bir parça sorunludur, kendisine yer bulmuş) kritik bir ipucu yer almaktadır. Metinde “güncellenmeye ihtiyaç bulunduğu” ifade edilmektedir. Burada “ihtiyaç” kelimesi önemlidir. Bu, Merkez Bankası adına, “gelişmelerin ya da buna bağlı sonuçların, indirim noktasında bir zaruriyeti doğurduğu” inancını ortaya koymaktadır ki, bu “şartların zorlayıcılığı”, -yine Merkez Bankası adına- gelecek toplantılara ilişkin “gelişmelerden kaynaklı (elbette ki indirim yönünde) bir motivasyonu, hatta kaçınılmazlık düşüncesini” ima eder. Bir sonraki toplantıda indirim artık sürpriz olmaktan çıkarılmıştır.

Ekim aynı metni: “Kurul, para politikasının etkileyebildiği talep unsurları, çekirdek enflasyon gelişmeleri ve arz şoklarının yarattığı etkilerin ayrıştırılmasına yönelik analizleri değerlendirmiştir. Bu çerçevede politika faizi 200 baz puan indirilerek yüzde 16 olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, arz yönlü arızi unsurlardan kaynaklı olarak politika faizinde yapılan aşağı yönlü düzeltme için yıl sonuna kadar sınırlı bir alan kaldığı Kurul tarafından değerlendirilmiştir.”

Özellikle son cümle, çok sayıda söylemsel göstergeyi içerir durumdadır: Bir kere (esasen bir dönüşü, bir gidişatı ibraz eden) “yön”, -“aşağı yönlü” ifadesi üzerinden- artık çok açık bir biçimde işaretlenmektedir. Öte yandan metinde çok kritik bir biçimde yer alan “düzeltme” ifadesi (pekâlâ bunun yerine “saptama”, “ayarlama”, “tayin etme” gibi ifadeler de kullanılabilirdi, ama bunlar tercih edilmemiş) hedefte olanın hâlâ tam/istenilen/gereken düzeyde oluşmadığı imasını fazlasıyla barındır mahiyettedir. “Düzeltilmesi” gereken bir durum söz konusudur ve bu henüz tam olarak “düzeltilmiş” değildir. Bunun yanında, “yılsonuna kadar sınırlı bir alan kaldığı Kurul tarafından değerlendirilmiştir” ifadesi ise, çok fazla bir alan kalmamakla beraber, bunun yılsonuna kadar olan sürece yayılacağı bilgisini ifade ettiği gibi, bunun “değerlendirildiği” ifadesi (geçmiş zaman aspektinden dolayı) “aslında karara bağlandığı” anlamını da içerir. Kaldı ki söz konusu ifade (“değerlendirilmiştir”), “karar” anlamına açılmamış, salt “toplantıda konuşuldu” anlamında kullanılmış olsaydı (ki gramatik açıdan böyle bir anlamı içerme potansiyeli vardır), o zaman bunun karar metninde yer almasına gerek duyulmazdı. Zira bu noktada, metnin, toplantının “gündem maddelerini” değil, “kararını” ortaya koyduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla bu cümleden net bir sonuç çıkarılamayacağı yönündeki değerlendirmeler, söylem analizi noktasında çok da geçerli değildir. Aslında artık Kasım ve Aralık aylarında ne yapılacağı gayet açıktır.

Kasım ayı metni: “Kurul, arz yönlü ve para politikası etki alanı dışındaki faktörlerin fiyat artışları üzerinde oluşturduğu geçici etkilerin 2022 yılının ilk yarısı boyunca da etkisini sürdürmesini beklemektedir. Kurul, bu etkilerin ima ettiği sınırlı alanın kullanımını Aralık ayında tamamlamayı değerlendirecektir.”

Aslında bir önceki metinde iki aylık yönlendirme hâlihazırda yapılmış olduğundan olsa gerek, bu metinde yeni pek de bir şey söylenmemiştir. Aralık ayında sürecin tamamlanacağı kararının gündeme alınacağı, hayata geçirileceği ifade edilmektedir. “Değerlendirmek” yine burada “konuşulmak, görüşülmek”ten ziyade, uygulamaya konmak anlamında kullanılmak durumundadır, çünkü bağlam yine bunu gerektirir, zaten böyle olduğu sonradan açıklanan faiz kararınca da onanmıştır. Nitekim, bir önceki cümlede konuşlandırılan “geçici” ifadesi de, programın uygulanmamasını gerektiren herhangi bir durumun oluşmadığı düşüncesini, bir açıklama mahiyetinde, ortaya koymaktadır. Ama bundan da önemlisi, bu “geçici etkilerin” 2022’nin ilk çeyreği boyunca sürmesinin ve sonrasında -geçiciliklerine binaen- ortadan kalkmasının beklentisine ilişkin “örtük bir söylemin” de bu noktada varlığıdır. Bu açıdan, Aralık ayının sonrasına ilişkin bir yönlendirmenin bile burada mevcut olduğunu ileri sürmek olasıdır.

Ve son toplantının (Aralık) metni: “Kurul, politika faizinin 100 baz puan indirilerek, arz yönlü ve para politikası etki alanı dışındaki arızi faktörlerin fiyat artışları üzerinde oluşturduğu geçici etkilerin ima ettiği alanın kullanımının tamamlanmasına karar vermiştir. Alınmış olan kararların birikimli etkileri 2022 yılının ilk çeyreğinde yakından takip edilecek ve bu dönemde fiyat istikrarının sürdürülebilir bir zeminde yeniden şekillenmesi amacıyla geniş kapsamlı politika çerçevesi gözden geçirme süreci yürütülecektir.” 

İlk cümlede, çok açık bir bildirimle, sürecin tamamlanmasına ilişkin önceki kararın teyit edildiği söylenmektedir. Fakat bu cümle içinde “geçici etki” ifadesinin bir kez daha yer alması,  kim ne derse desin, ilginçtir. Zira bir politikanın tamamlanması söz konusu ise, politikayı gerekçelendirici bir ifadenin, politikayı sonlandırma aşmasında hâlâ varlığını koruması anlamlı değildir. Bu, açık bir biçimde, alttan alta, “tamamlanmayan bir şeylerin varlığını” ima eder. Sonraki cümle ise, iki ayrı segmentten/parçadan oluşur: İlk segmentte/parçada cümlenin odağında öznelik vasfıyla “alınmış kararların birikimli etkileri” yer almaktadır. Her ne kadar bunları gözlemleyecek “Merkez Bankası” ise de, yeni kararları belirleyecek, “söz konusu etkilerin sonuçları” olacaktır ve “faillik” esasen “bu etkilerdedir”. Bu, açıkçası, bir sorun ortaya çıkarmadığı takdirde, bu programın idamesini güçlü bir biçimde imler, çünkü sürecin öznesi bellidir. Aslında neyin sorun oluşturabileceği de, -ilk cümlede açık edilen “hedefin” bir kez daha vurgusu ile birleştirilerek- cümlenin ikinci segmentinde işaretlenmiştir. Bu da, “fiyat istikrarının sürdürülebilir bir biçimde yeniden şekillenmesi” durumudur. Burada “yeniden” kilit bir sözcüktür. Bunun anlamı esasen açık bir biçimde fiyat istikrarının artık eski algılarıyla değil, yeni bir zeminde biçimleneceği, yalnız bu noktada  “sürdürülebilir” olmasının kritik bir nokta olarak görüldüğü belirtilmektedir. Bu yeniden teşekkülün sınır ya da ölçütlerini belirleyecek olan ise “geniş kapsamlı politika çerçevesi” olacaktır. Özetle ortaya çıkan retorik, yeni ekonomi ve maliye politikası içinde, süreci akamete uğratacak riskleri gözetmek kaydıyla, (yeni) para politikasının temkinli bir biçimde yürütüleceği biçimdedir. Karar metninde “Merkez Bankası tarafından üç ay beklenip tüm kararların ondan sonra üç ihtimale de açık bir biçimde verileceği” bağlamında bir belirsizlik söz konusu değildir aslında. Metin, engelleyici olabilecek değişkenlere bağlı olarak bir politikanın devamı noktasında sadece bir bekleme süresi beyan etmektedir.

Tutanak metinlerine bakıldığında, genel olarak dikkat çeken söylemsel durumları da şu biçimde işaretlemek mümkündür:

1) Ağustos metni, diğerlerinden çok ayrı bir yerde durmakta ve bir sonraki toplantıya dair hiçbir yönlendirmede bulunmayışı (hatta tersi bir beklentiyi yapılandırması) ile söz öznesinin duruşu noktasında bir “sorun”u imlemektedir. Daha önce de belirtildiği gibi, ya karar bu bir ay içinde yön değiştirmiştir, ya da bu ayın metnine ilişkin olarak şu veya bu sebeple bilinçli bir kamufle etkin kılınmıştır.

2) Yine oldukça ayrıksı duran Ağustos metnini dışarıda tutacak okursak, metinlerin -tümü itibariyle- alınan karara göre daha yumuşak bir söylemi içerdikleri söylenebilir. Metinler “sıfat”,  özellikle de “zarflardan” büyük ölçüde arındırılmış haldedirler ki, bu ikisi de bir metnin söylemsel vurgusunu azaltıp çoğaltmada hayli etkindirler. (Örneğin “programımız başarılı oldu” cümlesi programın “bütünüyle”, “programımız oldukça başarılı oldu” cümlesi ise programın “büyük oranda” başarılı olduğunu ifade ettiği halde; zarf etkisi nedeniyle, genelde ikinci cümlenin “programın başarılı olduğuna” dair daha coşkun bir kanaat uyandırdığı görülür.) Özetle, piyasa diliyle ifade edilecek olursa, metinler eylemlere göre daha “güvercin” bir karakteristik sergilemektedirler. Bu durum da, bundan sonraki metinlerin “okunmasında” bir ön bilgi yerine geçebilir.

3) Yine Ağustos metni hariç, metinlerde görünür özne pek tabii olarak Merkez Bankası ise de, kararın alınmasında “failliği” elinde bulunduran “gizli özne” -yürütülmek durumunda olan- bir program olarak öne çıkmaktadır. Karar cümlesinin hemen öncesinde yer alan, bu açıdan sentaktik olarak kritik bir konum elde eden, sürekli olarak bu programa ilintili koşullar ya da durumlardır. Hâlbuki Ağustos metninde karar cümlesini dolayımlayan, daha ziyade fiyat istikrarı ve enflasyondur. Bu durumda, Eylül ayından itibaren kararı belirleyenin, bir program ve buna bağlı koşullar olduğunu, sentaktik açıdan da onayan metinlerle karşılaşılmıştır ve bu durum kesinlikle –bundan sonrasına gönderge oluşturan- son (Aralık ayı) metni için de geçerlidir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
19 Mayıs: Umuda yolculuk 19 Mayıs 2022