Bir yılın ardından; 2025
Avrupa Birliği kurulduğundan beri bütün kararlarda “oybirliği şartı” aradı. Türkiye’nin AB sürecinde neredeyse her aşamasında bazen Fransa’nın, bazen Almanya’nın, bazen İsveç’in, bazen Yunanistan’ın ve çoğu zaman da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin “vetosu” ile hep ertelendi, engellendi.
AB liderlerini bir araya getiren son Brüksel Zirvesi’nde Ukrayna’ya destek vermek isteyen AB, ilk kez “oybirliği şartı” yerine “istekliler koalisyonu” yönetimi ile aştı. AB üye ülkeleri arasında “oybirliği şartı”nı devre dışı bırakarak, Ukrayna’ya 90 milyar euro destek kredisi verdi. Anlaşmaya karşı çıkan Macaristan, Slovakya ve Çekya borçlanmanın dışında tutularak yeni bir anlaşma zemininin de yolunu açtı. Yeni yıl ile birlikte aşılması zor konularda “oybirliği şartı” yerine “istekliler koalisyonu” devreye girecek.
AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, bir süre önce “oybirliği şartı”nın kaldırılmasını önermişti. Ancak bu değişiklikte de “oybirliği” gerektiği için Macaristan’ın “veto etmesi” ile kabul edilmemişti.
Küçük AB üye ülkeleri için büyük üyelere karşı bir denge unsuru olarak görülen “oybirliği” ve “voto hakkı” artık “istekliler koalisyonu” çözümü ile ortadan kaldırılacak olması yeni yılda yeni tartışmaları da beraberinde getirecek.
Bir yıl biterken AB, 2025 yılını savaşlarla, seçimlerle, yolsuzluklarla, gensorularla, aşırı sağ partilerin tehditleriyle ve AB dışından gelen düzensiz göçle mücadele ile geçirdi.
AB geçen yılın neredeyse her günü mutlaka ama mutlaka bir Ukrayna meselesi ile geçirdi. Ukrayna’yı ayrı tutarsak, dönüp 2025 yılına baktığımızda hafızalarımızda kalan, en azından benim aklımda kalan AB fotoğrafını sizlerle de paylaşmak istedim…
Avrupa Birliği, 2025 yılı Avrupa Parlamentosu’nda yürütülen büyük bir yolsuzluk soruşturmasıyla başladı. Belçikalı savcılar, AP milletvekilleri ve yardımcıları ile Çinli teknoloji şirketi Huawei arasındaki iddia edilen bir yolsuzluk ilişkisini soruşturduğunu açıkladı. Sekiz kişi hakkında yolsuzluk, kara para aklama ve suç örgütüne katılım dahil çeşitli suçlamalar yöneltildi.
Belçikalı Savcılar, iki Hıristiyan demokrat EPP İtalya milletvekilleri, bir Malta sosyal demokrat S&D milletvekili ve bir Bulgaristan liberal Renew Europe milletvekili olmak üzere toplam dört Avrupa Parlamentosu üyesinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını talep etti.
Huawei lobicilerinin Brüksel, Strazburg ve Lüksemburg’daki parlamento binalarına girişini yasaklayan AP’nin Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri Komitesi, dört dosyayı hâlen görüşüyor. Dokunulmazlıkların kaldırılıp kaldırılmayacağına ilişkin kararın yeni yılın ilk aylarında verilmesi bekleniyor.
Von der Leyen’e güvensizlik oylamaları
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, üç kez “gensoru önergesi”yle düşürülmek istendi. AP milletvekilleri tarafından verilen önergelerle daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde AB Komisyon Başkanı için güvensizlik oylamaları yapıldı.
AP’de toplam milletvekili sayısının üçte ikisinin “evet” oyunu almak zorunda olan gensoru her defasında “ret” ile karşılaştı. Ancak, aşırı sağ ve aşırı sol partilerin verdiği gensoru önergelerine Başkan von der Leyen’in mensubu olduğu muhafazakâr Hıristiyan demokrat milletvekillerinden bazılarının da “evet” oyu vermesi “siyasi mesaj” olarak yorumlandı.
Avrupa siyasetinin aşırı sağa kaymasıması
AP’de muhafazakâr Hıristiyan demokrat EPP, sosyal demokrat S&D ve liberal Renew Europe’tan oluşan Avrupa yanlısı ve hukukun üstünlüğünü savunan geleneksel çoğunluğa alternatif yeni oluşum kendini hissettirdi.
Bazı kritik oylamalarda Avrupa Halk Partisi (EPP), geleneksel müttefiklerinin aksine sağcı Avrupa Muhafazakârlar ve Reformistler (ECR), aşırı sağcı Avrupa için Vatanseverler (PfE) ve Egemen Uluslar Avrupası (ESN) gruplarına mensup milletvekilleriyle aynı yönde oy kullanmaları dikkat çekti.
Bir de AB’nin Türkiye’ye en çok ihtiyaç duyduğu “düzensiz göçle mücadele” 2025 yılının en çok konuşulan konusu oldu.
Bütün bu şartlar altında ve hatta şartlara rağmen yarın yeni bir yıla giriyoruz; her şeye rağmen yine de (u)mutlu yıllar…