Bir yokoluş öyküsü: İklim-Sıcaklık-Kuraklık

Osman AROLAT
Osman AROLAT AROLAT'tan osman.arolat@dunya.com

İklim değişiminde yeni etken kuraklık... 2025 yılında atmosferdeki sera gazı oranı maksimum orana erişecek. Bunun anlamı okyanuslarda deniz seviyesinin 20 metre yükselmesi, Antarktika’da ekim yapılması, kuraklık nedeniyle meydana gelen büyük bir gıda açığı…

Bill ve Melinda Gates Vakfı’nın “Global Socities” adlı projesinin sonuçları korkunç:

2025 yılında ppm olarak ölçülen atmosferdeki sera gazı oranı maksimum orana erişecek. Bunun anlamı okyanuslarda deniz düzeyinin 20 metre yükselmesi, Antarktika’da ekim yapılması, sel ve kuraklıklar ve büyük bir gıda açığı.

Bu sera gazında en büyük etken C0 2 salımı. Ama fosil yakıt üretimi ve aşırı gübrelemenin payı da büyük.

2005’deki Paris İklim Anlaşması’nın hedefi ortalama sıcaklığı sanayileşme öncesi döneme göre 2 C düşürmek. Oysa NASA verileriyle, 2020 Ağustos bazıyla, 1880- 2015 döneminde 2.1 C’lik yükselme var.

Etkin Eczacılar Derneği‘nin 2021 takvimi, ekosistem bozulmasına bağlı olarak mikro organizmaların yer değiştirmesiyle, yeni salgın hastalıklar arasında ilişki kurmamız gerektiğini söylüyor.

Yeni yayınlanan “Türkiye Kuraklık Haritası” ülke alanlarının % 80‘ini “şiddetli kurak bölge” içinde tasnifliyor. İklim değişikliği bir etken, ama tatlı su kaynaklarının yokoluşu en az bunun kadar önemli. Vahşi (sondajlı) sulamanın bu denli yaygın, damla sulamanın bu denli hor görüldüğü bir ortam için bu sonuçlar şaşırtıcı değil. The Economist’e göre 2030’da su talebi arzdan % 40 daha fazla olacak. Suyun gerçek maliyeti, Kaliforniya ile Sahraaltı Afrikası’nda eşitlendi. Trump döneminde Alaska milli parkı içinde 100 milyon m2‘lik alan, m2’sini 0.50 centten petrol aramasına açılmıştı, ama 6 Ocak ihalesine Alaska Devleti dışında neyse ki bir teklif veren olmadı.

Bu sonsuz kâr hırsını dizginlemenin yolu insanların bilinç ve duruşundan geçiyor. 15 Ocak’ta 20. yaşına basan Wikipedia gibi özgür bilgilendirme kaynaklarının varlığı bu nedenle çok önemli. Fransa’da geçtiğimiz hafta “iklim taahhüdünü yerine getirmediği” gerekçesiyle 2 milyon insanın devlete karşı açtığı davayı kazanması, yükselen özgür sesler olmadıkça, devletlerin sosyal yarar yerine, şirket çıkarlarını dinleyeceğini söylüyor. Zemberek koptu, sürekli çalan alarm zili “6. Büyük Kitlesel Yokoluş Çağı”nın sinyalini veriyor.

GÜNÜN NOTU:
OECD’nin 2021 Türkiye Raporu bir ekonomik analiz olduğu kadar, hukuk devletinin gereklerini anlatan kutlanası bir memorandum olmuş.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar