Bireysel krediler ve artan adaletsizliğe katkıları

Emrah LAFÇI
Emrah LAFÇI Ekonominin Doğası dunya@dunya.com

Bu hafta ekonomide gündemi en çok meşgul eden konu bireysel krediler oldu. 3 ayrı haber manşetlere çıktı. Birincisi Türkiye’de kaç kişinin bireysel kredi borcu var haberi. Diğeri geçen yıl salgında kullandırılan kredilerin yeniden yapılandırılmasında uygulanacak görece yüksek faiz oranı. Ve nihayet üçüncüsü de bundan sonra kullandırılacak kredilere ilişkin getirilen kısıtlamalar. Bireysel kredilerin Türkiye ekonomisi için önemine, son dönemdeki gelişimine, diğer ülkelerle de kıyaslayarak biraz daha yakından bakalım. 

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun soru önergesini yanıtladı ve Türkiye’de 34 milyonun üzerinde bireysel kredi müşterisi olduğunu açıkladı, bu rakam oldukça da ilgi çekti. Halbuki bu gizli bir bilgi değil, Türkiye Bankalar Birliği’nin aylık yayımladığı Risk Merkezi Bülteni’nde aynı rakamları bulmak mümkün. Daha detaylı bilgi edinmek isteyenler link’ten ulaşabilirler.

Bunun dışında yine Bankalar Birliği 3 ayda bir, “Tüketici Kredileri ve Konut Kredileri” isimli bir rapor yayımlıyor. En son yayımlanan rapor Mart 2021 tarihli. Ve raporda Mart, Haziran, Eylül, Aralık 2020 rakamları da yer alıyor. Bu rakamlardan özellikle Mart 2020 ile Haziran 2020 raporları arasındaki fark hem çok çarpıcı hem de bizim için çok önemli. Bu köşede de birçok defa şu anda içinde bulunduğumuz ekonomik durumun en önemli sebeplerinden birinin 2020 ikinci çeyreğinde kullandırılan düşük faizli krediler olduğunu yazmıştım. Şimdi bu kredilerin hangi boyutlarda olduğuna bakalım.

2020 başından beri tüketici kredilerinin seyri

İhtiyaç kredileriyle başlayalım. 2020 ilk 3 ayında 4 milyon kişi ihtiyaç kredisi kullanmışken, ikinci çeyrekte bu rakam 5.5 milyon kişiye çıkmış. 3. Çeyrekte 3.4 milyon, 4. Çeyrekte 2.9 milyon kişi tüketici kredisi kullanmış. 2021’in ilk çeyreğinde ihtiyaç kredisi kullanan kişi sayısı ise 3.2 milyon. Gördüğünüz gibi 2020 ikinci çeyrekte diğer çeyreklere oranla 1.5 – 2 kat daha fazla kişi ihtiyaç kredisi kullanmış. Raporda ayrıca aynı tarihlerde ne kadar kredi kullandırıldığı bilgisi de var. Sizi çok rakama boğmamak için ne kadar kullanıldığı konusuna tek tek girmeyeceğim ama önemli gördüğüm bir tespiti paylaşayım. Toplam kullandırılan kredi tutarını, kredi kullanan kişi sayısına böldüğümüzde kişi başı kredi miktarını buluyoruz. Bu bankacılar için önemli bir göstergedir. (kredi bazında bakıldığında “ticket size” olarak da adlandırılır). Buna göre 2020 ilk çeyrekte kişi başı kredi tutarı 24 bin, ikinci çeyrek 15.4 bin, üçüncü çeyrek 23.7 bin, dördüncü çeyrek 18.8 bin ve 2021 ilk çeyreğindeyse 20.7 bin TL olarak gerçekleşmiş. Bu rakamlar da bize 2020 ikinci çeyreğin krediler anlamında ne kadar garip bir dönem olduğunu gösteriyor. Kişi başı kredi tutarlarının bu kadar düşük olmasının temel nedeni kamu bankaları üzerinden belli bir gelir seviyesinin altında olan vatandaşlara kullandırılan kredilerdir. İşte bu haftanın kredilerle ilgili ikinci önemli konusu da tam bununla ilgiliydi. Geçen yıl aylık %0.49 faizle kullandırılan bu kredilere ilişkin vade uzatımları gerçekleştirildi. Bir nevi krediler yeniden yapılandırıldı. Fakat bu sefer faiz oranı %1.42 olarak gerçekleşti. Bu kredilerden kamu bankaları tarafından verilenler geri ödenmezse ortaya çıkacak maliyete hepimizin katlanacağını söylememe gerek yok herhalde. Umarım geçen yıl bu krediler gerçekten ihtiyacı olan kişilere kullandırılmış ve ekonominin canlanması için de tüketime yönlenmiştir. Bahsettiğim krediler de dahil salgın zamanında kullandırılan avantajlı kredilerin tamamının amaca yönelik kullanılmadığını söylemeden geçmeyelim. Kredi kullanıp bu kredilerle altın, döviz alanlar, halka arzlara katılanlar, yatırım amaçlı oto ve konut alanlar, kredi kullanamayan vatandaşlara göre krizden oldukça karlı çıktılar. Bu da toplum içindeki ekonomik adaletsizliği bir miktar daha görükleyen bir unsur oldu.

Bir diğer çarpıcı rakam da konut kredilerine ilişkin. Konut kredisi kullanan kişi sayısı 2020 ilk çeyrekte 127 bin, ikinci çeyrekte 151 bin, üçüncü çeyrekte 230 binken; çok çarpıcı bir şekilde, artan faizlerin etkisiyle, 2020 son çeyrekte 64 bin, 2021 ilk çeyrekteyse 47 bin kişi olarak gerçekleşmiş. 2021 ilk çeyrek sonu itibariyle Türkiye’de konut kredisi olan kişi sayısıysa 2.3 milyon. Toplam konut kredisi miktarı 257 milyar TL seviyesinde. Türkiye’nin toplam üretim miktarı göz önüne alındığında bu oldukça düşük bir rakam.

Borçluluğumuz düşük

Hanehalkı borçluluğunun ülkelerin gayrısafi yurtiçi hasılalarına oranlarına baktığımızda Türkiye’nin çok alt sıralarda olduğunu görüyoruz. Ülkeler ekonomik olarak geliştikçe vatandaşlarının borçluluk seviyesi de artıyor. Bunun da birkaç temel sebebi var. Birincisi gelişmiş ülkelerde faizler çok düşük. Vatandaşlar daha rahat kredi kullanabiliyor. İkincisi ekonomiler stabil, öngörülebilirlik yüksek. Bu sebeple özellikle konut tarafında bizden çok daha uzun vadeli kredi kullanılabiliyor. Üçüncüsü de kişi başı gelir seviyesi yüksek olduğundan borç geri ödeme kapasitesi de yüksek olan kişilere bankalar daha rahat kredi kullandırıyorlar. Birkaç örnek verelim. Hanehalkı borçluluğu/GSYH oranı İsviçre’de %133, Hollanda’da %105, ABD’de %80, Fransa’da %69, Çin’de %62, Brezilya’da %37, Güney Afrika’da %36, Rusya’da %22, Türkiye’de %18. (Kaynak:Tradingeconomics)

Birçok veri ve analiz paylaştım sizinle yukarıda. Bu verilerden daha birçok analiz çıkarılabilir. Ama bana kalırsa Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizlerden her seferinde kredi silahını çekerek kurtulmaya çalışmasının en önemli sonucu şudur; krediye erişimi olmayan kesimler krediye erişimi olan daha varlıklı kesimlere göre bu politikadan olumsuz etkileniyorlar. Bu da zaten halihazırda var olan adaletsizliği her seferinde daha da derinleştirici bir etki yaratıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar