Biz susalım veriler konuşsun

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Bilmeyenler ve merak edenler için söyleyeyim, Türkiye’de her yıl ortalama 100 bin civarı yeni şirket kuruluyor. 2020 yılında pandemiye rağmen kurulan şirket ve kooperatif sayısında da önemli bir artış sağlandı. Tüm şirketlerin istatistiğine baktığımızda ise yaklaşık 128 bin firmanın ihracat yaptığını görmekteyiz. Hiç de fena bir sayı değil. Bunların kaçı e-ihracat yapıyor konusunda ise net bir veri elde edemedim, sanıyorum yakında öyle bir bilgiye de ulaşabiliriz. Mikro ihracatın tanımının biraz daha net yapılabilir, mikro ürün satışlarının numune kapsamında ürün gibi gönderilmesinden vazgeçilir hale gelindiğinde de, tam bir e-ihracat rakamı tespit ederiz diye umuyorum. Ha bu olur mu pek de emin değilim, nedenine gelince Avrupa Birliği’nin 1 Temmuz’dan itibaren devreye aldığı, 22 Euro’ya kadar olan KDV istisnasını kaldırması ve sadece numune olması halinde muafiyete devam etmesi önemli bir etken olacak. Hal böyle olunca e-ihracat yapan firmalarımız, kıymeti düşük tutacak ve gönderimler büyük ölçüde numune gibi karşıya gidecek. Söylemeliyim ki, bu sürdürülebilir bir durum değil. Bu kapsamda gönderim yapan firmalar, KDV’lerini iade alamadıkları gibi, biz de hiçbir zaman gerçek e-ihracat rakamlarımıza ulaşamayacağız. Öte yandan gerçekten numune gönderen firmaların da muafiyetten yararlanmalarını zor hale getirmiş olacağız.

Verilere göz atmaya devam edelim. Ülkemizde yaklaşık 88 bin firma ihracat yapıyor ve ihracatın ne olduğunu biliyor. Ancak acı tablo işte tam burada başlıyor. 2020 verilerine göre toplam ihracatımızın %58’ini ilk 1.000 firma gerçekleştirmiş. İlk 2 bin firmanın payı %68. İlk 5 binin ise %80 civarı. Yani tüm ihracat yapan firmaların hemen hemen %5,5’i ihracatın %68’ini gerçekleştiriyor. 9 bin firma ise, yani toplamın hemen hemen % 10’u, ihracatın yüzde 88’ini gerçekleştirirken kalan 79 bin firma ise ancak %12’sini gerçekleştirebilmekte. Tabloya baktığımızda bu 79 bin firmanın ihracattan aldığı pay gerçekten çok düşük. Ve dağılım eşitlikten son derece uzak. Oysa ki bu 88 bin firmanın tamamı ihracatı test etmiş ve ne olduğunu bilen firmalar. Dolayısı ile sıçrama yapabilmeleri de bir o kadar mümkün.

Bardağın iyi tarafından bakalım, bu firmaların inanılmaz bir büyüme potansiyeli var ve gidebilecekleri yol aslında çok. Negatif taraftan bakarsak da dağılımın sağlıksız olduğunu söylemek mümkün. Birçoğu halinden memnun; çark dönüyor, çorba çıkıyor, kazan kaynıyor gibi söylemler ile kadere razı bir durum söz konusu. Oysaki ürünlerini daha fazla katma değerli hale getirip, yeni pazarlara ve müşterilere ulaşmaları hiç de sandıkları kadar zor olmasa da, birçok firma buna cesaret edemez durumda. Sonra ben fason ülkesiyiz dediğimde eleştiriyorlar. 

Bir başka veri de ülkemizin ihracatında kilo değeri ile ilgili. Yukarıda bahsettiğim çarpık düzene bir de bu açıdan bakalım, resim tamamlansın. İstatistiklere göre son 5 yılda yüzde 15’lik kayıp ile birim değer 1,44 dolardan 1,23 dolara geriledi. 2020’de de süren değer kaybı ile birim başı ürün fiyatı 1,09 dolara kadar düştü. Yalnızca mücevher, savunma ve havacılık ile hazır giyim sektörlerimiz kg. bazında ihracatımız 10 doların üzerinde. Diğer sektörlerin tamamı ise bu eşiğin ne yazık ki altında.

Veriler yalan söylemez. E-ihracatın artması daha değerli ürün gruplarında da ihracat şansımızı yükseltecek ve gerek ihracat yapmayı bilen, gerekse hiç denememiş pek çok firmayı harekete geçirebilecek kadar pozitif bir gelişme olur. Fakat asıl almamız gereken mesaj 88 bin ihracatçımız var gibi görünse de neredeyse 10 bin firmanın ihracatımızın tamamına yakınını gerçekleştiriyor olması. Risk dağılımı açısından dahi sağlıksız bir tablo. Uzmanlar konuya bu pencereden baktılar mı, bakıyorlar mı bilmiyorum. Umuyorum yeni bir pencere açmayı başarabilmişimdir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Bir iki üç çip 08 Ekim 2021
Ortaya karışık program 10 Eylül 2021
Haydi büyüyelim 03 Eylül 2021
Bozulan tedarik zinciri 13 Ağustos 2021
Dönelim ekonomiye 06 Ağustos 2021