BM Masada duyarlı, peki ya adada?
Bugün dünyada 2,2 milyar çocuk yaşıyor. Dünya nüfusunun neredeyse üçte biri. 400 milyondan fazla çocuk, çok boyutlu yoksulluk içinde. Yani mesele yalnızca para değil. Aynı çocuk hem aç hem eğitimsiz hem sağlıksız hem güvencesiz. Bu grubun 118 milyonu, üçten fazla temel ihtiyacını hiç karşılayamıyor.
Hayata başlarken eşit değiller; baştan dışarıdalar. Oysa Birleşmiş Milletler çocuk hakları konusunda çok iddialı. En yüksek perdeden beyanları vermiş, en kapsamlı sözleşmeleri imzalamış. Ama çelişki tam da burada başlıyor. Eski bir BM Genel Kurul Başkanı’nın, çocuklara yönelik ağır suçların işlendiği Epstein ağıyla doğrudan e-posta temasları olduğu görülüyor. Çocuklara karşı masada hassasiyet var, peki ya adada?
Açlık, şiddet, yoksulluk
Birleşmiş Milletlere göre Dünya genelinde çocukların üçte biri ya yetersiz besleniyor ya da sağlıksız biçimde besleniyor. Verileri ortaya koyan da hassasiyeti gösteren de Birleşmiş Milletler. BM diyor ki: 5 yaş altındaki milyonlarca çocuk, doğru besine ulaşamadığı için hayati risk altında. Yine aynı BM, durumun şiddet tarafının da son derece vahim olduğunu söylüyor.
Bugün dünyada yaklaşık 1 milyar çocuğun; fiziksel, duygusal ya da cinsel şiddetle karşılaştığını belirtiyor. 400 milyon küçük çocuğun ise, ev içinde sert disiplin ve fiziksel cezaya maruz kaldığını… Yani çocuklar, en güvende olmaları gereken yerde en çok zarar görüyor. Cinsel istismar rakamları ise ne yazık ki bu tabloyu daha da perçinliyor. 370 milyondan fazla kız çocuğu ve kadın, 18 yaşından önce cinsel saldırı ya da istismara uğradığını bildiriyor.
Fail, meşru düzenin kendisi
Ekonomik sömürü de farklı bir yüzü değil aynı düzenin devamı. Dünyada 138 ila 160 milyon çocuk, çalışmak zorunda. Bunların 54 milyonu, sağlığına ve hayatına doğrudan zarar veren işlerde. Çocuk işçiliğinin yaklaşık yüzde 60’ı tarımda. En “doğal”, en “zararsız” görünen alanlarda.
Göç ve yerinden edilme çocuklar için ayrı bir kırılma. Milyonlarca çocuk savaş, yoksulluk ve şiddet nedeniyle yaşadığı yerden koparıldı. Yüz binlercesi mülteci kamplarında doğdu. Savaşlarda öldürülen çocuklar ise yine BM tarafından soğuk rakamlarla anılıyor. BM kayıtlarına göre son yıllarda çatışma bölgelerinde on binlerce çocuk öldürüldü ya da sakatlandı. Bu tabloya rağmen dünya, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden söz etmeye devam ediyor.
Çocukları kimlere emanet ettik
Bakın BM başka ne diyor: Dünya genelinde tespit edilen insan ticareti mağdurlarının yaklaşık yüzde 38’i çocuk; yani her dört mağdurdan neredeyse biri çocuk. Yaklaşık 2 milyon çocuk, küresel ticarette ticari cinsel sömürü için sömürülüyor veya fuhuş amaçlı çalıştırılıyor. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, çocukları korumaktan söz ediyor ama dünyanın gerçek gündemi bu rakamlarla örtüşmüyor. Barış ve adalet iddiası, çatışma bölgelerinde on binlerce çocuğun öldüğü bir tabloda havada asılı duruyor.
Ve tam bu noktada, son günlerde yeniden açılan Epstein dosyaları, bu çelişkinin neden bu kadar kalıcı olduğunu gözler önüne seriyor. Bu dosyalar yalnızca bireysel suçların değil, çocuk meselesinin küresel güç ilişkileri içinde nasıl görünmez hale geldiğinin de kaydı aslında. Bir yandan Çocuk hakları üzerine evrensel metinler imzalanırken, diğer yandan da Epstein dosyaları; dünyanın en güçlü ağlarının çocuk meselesini nasıl örttüğünün, ertelediğinin ve sistemin merkezine oturttuğunun aynası niteliğinde.
Ve Epstein dosyaları açılmaya devam ettikçe şu gerçek çarpıcı bir şekilde insanlığın karşısına çıkıyor: çocuk hakları konusunda küresel hassasiyet beyan eden bu düzenin suskunluğu, çocukları koruyamadığı için değil, bizzat düzenin kendisi olduğu içinmiş. Ve bu durum ne yazık ki şu gerçeği gözler önüne seriyor: imzalara bakınca Birleşmiş Milletler, masada oldukça duyarlı. Adaya bakınca durum pek de öyle görünmüyor.