23 °C
Uğur CİVELEK
Uğur CİVELEK ARKA PLAN dunyaweb@dunya.com

Bol sıfırlı paketler yetersiz kalmaya devam edecek!

Küresel ölçekte, riskten kaçınma paniğini dindirmek ve güven bunalımını aşarak günü kurtarmak adına çok şey yapıldı. Yaklaşık çeyrek asırdır, giderek daha yıkıcı dalgalanmalar yaratan benzeri açmazları daha sık yaşamak zorunda kalıyoruz. Kalıcı düzelme gelmiyor ve sorunlar ağırlaşıyor. Aldatılmışlık algısındaki yaygınlaşma nedeniyle, etkili ve yetkili kesimler ile süreçten olumsuz etkilenen çoğunluk asındaki gerginlik istikrarsızlıkları besleyecek seviyeleri zorluyor.

Bu yılın ikinci çeyrek dönemi boyunca yaşanan yalın gerçeklere çok aykırı gelişmeler, bu açıdan çok özel bir önem taşıyor. Günü kurtarmak adına hayali eğilimler dayatılarak geniş kitleler geçici olarak sakinleştiriliyor; sonrasında ise köşeye sıkışılıyor ve çok daha büyük kuyruklu yalanlarda teselli aramak zorunda kalınıyor! Çözülme ve çöküş sürecinin yıkıcı ve uzun süreli olma olasılığı hızla güçleniyor.

Bu milenyumun hemen başında ABD ekonomisinin de durgunlukla tanışması ile birlikte, dünyamızda büyüyen ekonomi kalmamıştı. 1995 yılında küresel eğilimler sürdürülebilir olmaktan çıkmıştı; yine aynı yıl ABD’nin seri bir şekilde geleneksel olmayan politikalara geçiş yapması 2001 yılına kadar etkili olacak kriz fırtınasını başlatmıştı. Önce Asya ile başlayan, devamında Rusya ve Latin Amerika ile genişleyen ve son olarak ABD’yi sarsan olgunlaşmış sorunlar yumağı ile hiçbir şeyin göründüğü gibi olmayacağı bir döneme geçiş yapılmıştı.

2002 sonrasında küresel ölçekte devreye sokulan eğilimler, sorunların ağırlaşması pahasına günü kurtarmaya yönelikti. Nihai sonucun sistemik çöküş olacağı biliniyordu; kitleleri ve sermayeyi yönlendirebilmek için kısa vadeli spekülatif çekicilikler temel içgüdü olacak şekilde aktif bir şekilde pazarlanmıştı. Para politikaları bir daha sıkılaşmayacakmış gibi gevşetilmeye başlanmış ve kredi muslukları sonuna kadar açılmıştı; büyüyen çaresizlikler orta vadede devreye girecek yan tesirlerin ve ağırlaşacağı kesin olan sorunların, görmezden gelinmesini gerektirmişti.

2008 yılında patlayan, ABD merkezli küresel kredi krizi sürpriz değildi; dört yıl öncesinden başlayan sarsıntıyı yumuşatma çabalarına rağmen çok yıkıcı oldu. Bireysel ve kurumsal düzeyde borçluluğun çok anormal seviyelere tırmanmış olması, balonculuğun enflasyon ve gelir dağılımı üzerindeki olumsuz etkileri, görece güçlü olanların evdeki hesaplarının tutmayışına bağlı gerginlikler kötü miraslar olarak insanlığın geleceğine ipotek koyar hale geldi.

Küresel krizi takip eden dönemde, çok şey yaşandı ve günü kurtarma pahasına sorunları daha da ağırlaştırmak dışında bir şey yapılamadı! Bireysel ve kurumsal borçlar bir kat daha büyüdü, ekonomik ve finansal yapı iyice kırılganlaştı, balonculuk yine devredeydi; gelir ve servet dağılımındaki bozulma hızlanmış, küresel kutuplaşmalara bağlı gerginlikler böyle gidilemeyeceği algısını pekiştirmeye başlamıştı.

Artık salgının da bardağı taşırmış olması nedeniyle, çok farklı bir sürece geçildi! Bireysel ve kurumsal düzeydeki özel borçların kamulaşması ve normalleşme yollarının tümü ile kapanması gerçeği kapıyı çaldı. Geniş kitleleri oyalayarak aldatacak masalların büyük ölçüde tüketilmiş olması, etkili ve yetkili kesimler arasındaki ilişkileri düzelemeyecek şekilde bozdu. Geniş kitleleri geçici de olsa aldatmak, artık kesinlikle yeterli olamamaya başladı!

Para ve maliye politikaları açısından devreye sokulan çok bol sıfırlı garantilere rağmen, profesyoneller fırsat buldukça risklerini azaltmaya çalışıyor. Durum böyle olunca, gelişmiş ve gelişen tüm ekonomilerde kamu borç stokunun kontrolsüz bir şekilde artması, kimsenin almadığı riskleri üstlenmek zorunda kalan para otoritelerinin ise temel görevlerini başarı ile yerine getiremeyecek kadar itibarsızlaşması süreci devreye girdi. Bu olumsuzlukları biraz olsun yavaşlatabilmek için yapılan yapay zorlamalar ise muhtemelen sonucu etkilemeyecek!

Bol sıfırlı para ve maliye politikası paketleri, artık riskten kaçınma eğilimini durduramıyor! Normalleşme mümkün olamıyor! Aldatılanların uyanma vaktinin geliyor olması, tüm hesapların yeniden yapılmasını gerektiriyor! Bu yılın üçüncü çeyreği çok yorgun, direnmeye çalışanları dinlemiyor!

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap