Bölgeselleşmeyi ekonomimize uyguladığımız gün kazanırız

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Türkiye 81 ilden oluşan koca bir ülke. Ve biliriz ki ülkemiz yedi coğrafi bölgeden oluşur. Bölgelerin ekonomik gücü, ekonomiye kattığı değer, yaşayan insan sayısı gayet net bilinir.

Güzel.

Ülkemizde bölgeler arası dengenin olduğunu söylemek son derece güç. Örneğin coğrafi açıdan en büyük bölge yüzde 21’lik kapladığı alan ile Doğu Anadolu olmasına rağmen, toplam nüfusun ancak yüzde 7,5’u bu bölgede yaşamakta. Öte yandan Marmara Bölgesi’nin kapladığı alan yüzde 7,5 iken, nüfusun neredeyse yüzde 33’ü, yani üçte biri bu bölgede yaşamakta. Bu tür örnekleri arttırmak mümkün ve görülen o ki dağılım hiç de doğru orantılı değil. Tabi bu dağılım aynı şekilde, yaşamın pahalılığını, geçim standartlarını da önemli ölçüde etkilemekte. Yani diğer bir deyişle İstanbul’daki yaşam pahalılığı ve koşullar ile, Erzurum veya Malatya’nın, yahut Isparta’nın geçim standartları asla aynı olamaz ve değildir de.

Bölgesel bazlı var olan önemli bir uygulama var ki adı Yatırım Teşvik mevzuatı. Yatırım teşvik mevzuatı açısından bakıldığında, ülkemiz 6 bölgeye bölünmüş durumdadır. 1.bölge gelişmiş ve en çok yatırımın olduğu illerden oluşurken (İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara, Tekirdağ gibi), 6.bölge yatırıma en çok ihtiyaç duyulan illerden meydana gelmiştir. (Adıyaman, Bitlis, Diyarbakır, Şırnak gibi toplam 16 il ve Gökçeada ile Bozcaada’nın ilçeleri)  

Bu da güzel.

Bu resim bize gösteriyor ki, illerimiz aslında ekonomik durum ve ihtiyaçlarına göre zaten kategorize edilmiş ve yatırım yapmak isteyenler, bölgesel olarak aynı şekilde teşvikten yararlanmıyor ve bölgenin özelliklerinden faydalanıyor. Peki o halde; neden bölgesel ekonomi uygulamasını sadece yatırımların teşviklendirilmesi noktasında kullanıyoruz ve neden bununla sınırlandırıyoruz? Neleri mi bölgeselleştirebiliriz, hemen birkaçını sıralayayım:

Şirketlerin ödediği Kurumlar Vergisi, çalışanların ücretlerinden ödenen Gelir Vergisi, asgari ücret, çalışanlara ödenen günlük yemek ücreti, damga vergisi vs. İstanbul’un yaşam şartları ile Erzincan’ın Hakkari’nin yaşam şartlarını aynı kabul ederek tüm vergileri ve maliyetleri eşit tutmak böylesine farklı bir yapıya sahip ülkemiz için asla doğru bir yaklaşım olmadığı gibi, ileriye dönük olarak da mevcut sorunların çözümüne katkı sunmamakta.

Özellikle vergilerin ve asgari ücretin bir an önce bölgeselleşmesi aynı anda iki çok önemli faydayı beraberinde getirir. İlki, insanların yaşadıkları bölgenin ekonomik koşullarına bağlı olarak gelir elde edebilmesi, ikincisi ise yatırımların böylelikle ihtiyaç duyulan bölgelere daha fazla kayması ve yıllardır konuştuğumuz büyük şehirlere göç ve sanayileşmenin yalnızca belli bölgelerde gerçekleştirilmesi ile ilgili sorunun önüne geçilmesi. Sadece teşvik belgesi verilmesi esnasında bu hususu göz önünde bulundurmak yerine, bahsettiğim düzenlemenin gerçekleşmesi artık ülkemiz için kaçınılmaz. Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile Gelir İdaresi Başkanlığının ajandasında ve önceliklerinde bu husus var mı bilmem ama, konunun önemine bir parça da olsa dikkat çekebilirsem ne mutlu bana.

Rusya-Ukrayna krizinin, Ülkemize yarattığı transit ticaret fırsatı

Geçtiğimiz gün Ticaret Bakanı’mız Sn.Mehmet Muş’u ziyaret ettim. Görüştüğümüz pek çok konunun yanında, Rusya-Ukrayna krizinin ülkemizin transit ticaret merkezi olabilmesi açısından yarattığı fırsata dair de atılması gereken adımlardan söz ettim. Zira önümüzdeki dönemde yeniden inşa, hammadde veya ana ürünlerin bu ülkelere sevki ve ihtiyaçların karşılanması konusunda ülkemize çok iş düşeceği kesin. Şu anda krizin etkisi ile Türk limanlarda önemli miktarlarda geçici depolama sahalarında transit hükmünde bekleyen havayolu, karayolu ve denizyolu malzemeleri mevcut. Bu ürünlerin ardiye ve demuraj ücretleri sürekli artmakta. Lojistik sektörünün önemli STK’larından Utikad’ın da bu konuda önemli bir çaba verdiğini ve doğru bir noktaya işaret ettiğini söylemeliyim. Bu konuda adım atılmaması, bu bedellerin yurt dışındaki acentelere ödenecek olması, ülkemize döviz yönünden de zarar verecek.

Utikad’ın da bu yöndeki talebi ve bence de olması gereken, geçici bir süreliğine Ukrayna kargoları için taşıma işleri organizatörlerin veya nakliyeci firmaların alıcı kabul edilmesiyle aktarma işlemlerinin sağlanması için gerekli düzenlemenin yapılması. Sayın Bakan hemen konuyla ilgileneceğini işaret etti ki bu sevindirici. Kaçan trene el sallamamak için, umuyor ve diliyorum bu konuda kısa sürede olumlu adımları izliyor olacağız.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Buyrun BDDK’dan yakın 01 Temmuz 2022
Enerjide kriz var 03 Haziran 2022
Ey halkım, arz ederim 20 Mayıs 2022