Bostan korkulukları yerine füzesavarlar: Küresel ekonomi bir dönüm noktasında

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

"Avrupa ve Amerika’da histeri yayılıyor. Umudum odur ki Ruslar da çocuklarını seviyorlardır.” Sting

Cuma günü kapa­nış itibarıyla Rus­ya'nın Novorossiysk Li­manı'nda %12,5 prote­inli ekmeklik buğdayın tonu 235 ABD Doları (FOB) seviyesinden satışa çıktı. Aynı gün Fransa'nın Rouen Limanı'nda %11 proteinli buğday 262 ABD Doları seviyesin­de işlem görüyordu. Daha düşük protein oranı. Aynı teslim şekli. Yaklaşık 30 ABD Doları daha yük­sek fiyat. Normal şartlarda itha­latçıların rotasını Karadeniz'e çe­virmesi beklenirdi. Oysa tam tersi yaşanıyor. Rouen'den yapılan sev­kiyatlar bir haftada, fiyat farkına rağmen yaklaşık iki katına çıktı. Tahıl ithalatçılarının "Parizyen" gitmesinde şık giyinme modası­nın ötesinde bir sebep bulunmalı.

Cevabın ipuçlarından biri geç­tiğimiz hafta tamamlanan Tu­nus'un 100 bin tonluk buğday ihalesinde gizliydi. Teslimat­lı (CFR) teklifler ton başına 270 ila 293 ABD Doları arasında şe­killendi. En düşük teklifi veren Grainstar firmasının buğdayı bü­yük olasılıkla Rus limanlarından yüklenecek. Ancak ateşle oynu­yor. Tunus hükümeti sözleşme şartlarına peşinen "force majeu­re" kabul edilmeyeceğini yazdı. Başka bir ifadeyle satıcı yalnızca buğday satmıyor; o buğdayın ger­çekten limana ulaşacağının da ta­ahhüdünü veriyor.

Hürmüz’ün uvertürü: Uç senaryo gerçekleşmedi

Benzer tablo Karadeniz'in batı­sında görülüyor. Romanya ve Bul­garistan'ın Köstence, Varna ve Burgaz (CVB) limanlarından yük­lenen buğday Rusya ve Ukrayna çıkışlı Karadeniz ürününe kıyas­la daha yüksek fiyatlardan alıcı buluyor. Rusya’nın Novorossiysk veya Ukrayna’nın Odessa hattı li­manlarından (POC) yüklenen bir geminin dron saldırısına maruz kalıp kalmayacağı, limandan za­manında ayrılıp ayrılamayacağı ya da rotasını değiştirmek zorun­da kalıp kalmayacağı belirsiz.

Aslında pahalıymış gibi görü­nen şey buğday değil; malın füze yemeden yerine ulaşacağına du­yulan güven. Sigorta primleri yük­seliyor. Riskli rotalarda navlun ar­tıyor. Kaptan ve mürettebat daha yüksek ücret talep ediyor. Sonuç­ta düşük görünen FOB fiyatı, ço­ğu zaman en düşük toplam maliyet anlamına gelmiyor. Fiyat makası­nı buğday arzının kalitesi değil, en yüksek teslimat olasılığı belirliyor.

Hürmüz geriliminin başlangı­cında petrol için varil başına 200 ABD Doları senaryoları dillendi­renler vardı. Yeni konjonktürde en olumsuz senaryolar dahi 120 ila 150 ABD Doları bandında şekille­niyor. Uvertürde korkulan uç se­naryo gerçekleşmedi; risk ise orta­dan kalkmadı. Yeni perde açılırken biçim değiştirerek sahnedeki ye­rini alıyor: Su yollarının kontrolü.

Malaka Boğazı’nda geçişlerin ücretlendirilmesine yönelik En­donezya kaynaklı bir çatlak ses yükseldi. Şimdilik uygulamaya dö­nüşmedi. Panama Kanalı ise tıpkı 2023-2024 El Niño dönemindeki gibi düşen su seviyelerini gerekçe göstererek gemi geçişlerini yeni­den sınırlandırıyor. İç taşımacılık­ta Mississippi, Ren ve Tuna nehir­lerindeki su seviyeleri ayrı bir bas­kı oluşturuyor. Fakat bunlardan da önemlisi, Arabistan Yarıma­dası'nın batısındaki Babülmen­dep Boğazı'nda Husi saldırılarının yeniden başlaması. Kızıldeniz’de korsan faaliyetlerin yoğunlaşma­sıyla birlikte Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı boru hattı ve Yenbu li­manı üzerinden Hürmüz’ü baypas eden koridoru baskı altına giriyor.

Bu durum yalnızca alterna­tif güzergâhları değil, alternatif ulaşım yöntemlerini (mode of transport) de öne çıkarıyor. Ni­tekim Rusya, Azak Denizi’nin fi­ilen kapanması nedeniyle Rostov bölgesindeki tahılın alternatif Karadeniz ve Baltık limanları­na demiryoluyla aktarılmasın­dan doğan ek navlun maliyetinin %90’ına kadarını karşılayacağını açıkladı. Lojistikte de “near-sho­ring”den “friend-shoring”e ben­zer bir refleks güçleniyor: Küre­sel ticaret en kısa rotadan çok, en güvenilir rotayı arıyor.

Bostan korkulukları yerine füzesavarlar: Küresel ekonomi bir dönüm noktasında - Resim : 1

İkinci perdenin yeni antagonisti: Arzın hareket kabiliyeti

Küresel ticaret ağının farklı düğüm noktaları aynı anda bas­kı altında. Hürmüz'ün ikinci per­desi klasik arz-talep dengesinin ötesinde yeni bir dinamiğe sahip. Evvelki hafta incelediğimiz üze­re artık hammaddeye sahip ol­mak yetmiyor; işleyebilmek ve yerine ulaştırabilmek gerekiyor. Rafineri kapasitesi denklemin belirleyici parametrelerinden. ABD'nin Avrupa'dan biyodizel it­hal etmek zorunda kalması, di­zeldeki sıkışıklık ve azotlu güb­reler (N) normalleşirken kükürt (sülfür) girdili fosfat (P) üretimi­nin kesintiye uğraması aynı me­kanizmanın farklı yansımala­rı. Üstelik El Niño'nun getirdiği iklim oynaklığı buna ekleniyor. Hindistan'da Muson, Peru'nun da aralarında bulunduğu Doğu Pasifik kıyılarında ise El Niño yağmurları yalnızca yağış mikta­rını değil, dağılımını da bozuyor. Zamansız ve aşırı yağışlar mah­sul veriminin yanında limanlar, yollar ve yerleşim altyapısı açı­sından da risk taşıyor.

Bu tabloyu Rusya–Ukrayna sa­vaşının başladığı 2022 yılından ayıran temel fark ise rekolte ve stoklar. O dönemde piyasa üre­tim beklentilerindeki bozulma ile sevkiyat kaybını birlikte fiyat­lıyordu. Bugün ise dünya gene­linde tahıl üretimi yüksek seyre­diyor. Türkiye bu sezon yüksek rekoltesi sayesinde görece avan­tajlı bir konumda bulunuyor. Türkiye'nin yanı sıra Fas, Mısır ve Hindistan'da da güçlü hasatlar ithalat baskısını azaltıyor. Sorun üretimde değil, ürünün tüketi­ciye ulaşmasında ortaya çıkıyor. İhracatın yavaşlamasıyla birlik­te Karadeniz’in iki yakasında de­polama baskısı artarken kurulu siloların ve alternatif limanların kapasitesi daha fazla zorlanıyor. Tahıl var; ancak hareket etmek­te zorlanıyor. Küresel bolluk gi­derek hareket edemeyen stoklara dönüşüyor. Miktar bir yana, arzın hareket kabiliyeti de fiyatlanıyor.

Bostan korkulukları yerine füzesavarlar: Küresel ekonomi bir dönüm noktasında - Resim : 2

Hürmüz’ün ilk perdesi kapandı: Gıda krizine dönüşmedi

Hürmüz’ün ilk perdesi, kor­kulan ölçüde kalıcı ve yaygın bir fiyat şokuna dönüşmedi. Fed ve İngiltere Merkez Bankası faizle­ri değiştirmedi. ECB bir faiz artı­şının ardından beklemeye geçti. TCMB de benzer bir rotada iler­liyor. Temmuz ayı İktisadi Yöne­lim Anketi (İYA) girdi maliyetle­ri ve satış fiyatı beklentilerinde gevşemeye işaret ediyor. İngilte­re'deki eşdeğer anketler tabloyu doğruluyor. Şirketlerin yaklaşık %40'ı Hürmüz'ün ilk perdesinin faaliyetleri üzerinde kalıcı bir et­ki bırakmadığı görüşünde. Süper­marketlerin fiyat artış beklentile­ri gerilerken ABD ve Euro Bölge­si'nde hem manşet hem çekirdek enflasyon ile enflasyon beklenti­leri de belirgin şekilde aşağı geli­yor. Türkiye'de ise meteorolojik koşulların desteğiyle Tarım-ÜFE tek haneye inerken Tarım-GFE aylık cüzi %0,44 arttı.

Sonuç: Hürmüz’ün ikinci perdesi açıldı

İlk perde büyük ölçüde enerji fiyatları üzerinden oynandı. Ye­ni açılan ikinci perde ise lojistik üzerinden yazılıyor. Artık tartış­ma yalnızca ne kadar üretildiği değil; ne kadar güvenli, öngörü­lebilir ve kesintisiz taşınabildi­ği. Bu nedenle önümüzdeki dö­nemde küresel emtia piyasaları­nın yönünü yalnızca rekolte ya da arz-talep dengesi belirleme­yecek. Su yollarının güvenliği, lo­jistik ağlarının dayanıklılığı ve alternatif taşıma biçimleri de fi­yatlamanın ayrılmaz bir parçası hâline gelecek.

Ancak Karadeniz'deki gerilimin süresi, yeni bir “Tahıl Koridoru” ihtiyacına gerek duyulup duyul­mayacağı ve sonbahardaki ekim kararları yalnızca bölgeyi değil, 2027 yılı küresel gıda fiyatlarını da şekillendirecek. Çünkü artık piya­sa yalnızca buğdayı değil, buğda­yın yerine ulaşma ihtimalini fiyat­lıyor. Bostan korkuluklarının yeri­ni füzesavarlar alıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.393,85 0,00 %
Dolar 48,5888 0,09 %
Euro 56,5056 0,23 %
Euro/Dolar 1,1616 0,04 %
Altın (GR) 6.787,54 -0,91 %
Altın (ONS) 4.329,43 0,29 %
Brent 104,53 -1,57 %