Bozacının şahidi şıracı: Arz–talep perspektifinden güven endeksleri ve rasyonelleşen tüketici

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

“Lüküs hayat. Yan gel de yat. Oh ne Rahat.” Cemal Reşit Rey / Ekrem Reşit Rey, 1933

Geçtiğimiz yıl enflasyon ra­porunda TCMB Başkanı Dr. Yaşar Fatih Karahan’ın enflas­yon beklentilerine yönelik söz­leri tartışma çıkarmıştı. Litera­türde “sık karşılaşılan” (salient) diye geçen fiyatların hane halkı psikolojisini daha çok etkilediği belirtilmişti.

Örneğin dayanıklı tüketim mallarında enflasyon düşmesi­ne rağmen tüketiciler her gün ye­ni bir dayanıklı mal alışverişine çıkmadıkları için bu düşüşü göz­lemleyemiyorlar. Buna karşın gı­da fiyatlarındaki oynak seyir, ne­redeyse her gün beslenme ihti­yacının giderilmesi nedeniyle algılar üzerinde yüksek tesir gü­cüne sahip. Keza enerji fiyatları. Konuyu, akademik tartışmasıy­la birlikte 18 Ağustos 2025 tarih ve “Santim Santim” başlıklı yazı­mızda kapsamlı incelemiştik.

Tüketici har vurup harman mı savuruyor?

TÜİK’in açıkladığı güncel ve­riler, akademik literatürle uyum­lu bir görünüm sunuyor. Tüketici güven endeksi 87,9 değerini ala­rak 2023 yılından beri en yük­sek seviyesine ulaştı. Ancak bu­rada zaman serisini dikkatli sü­züp değerlendirmek gerekiyor. 2023 yılında tüketici güveni 79,3 ortalama değerinde açıklandı. Üç ay gibi kısa bir süre içerisinde 91 değerinde zirve yapıp hızla geri çekildi.

Tüketici güveni daha önce gün­cel seviyeleri istikrarlı anlamda 2018 yılında görmüştü. O dönem Sayın Mehmet Şimşek Hazine­den Sorumlu Başbakan Yardım­cısıydı. 2023 yılında yeni dev­let teşkilatlanmasında bu sefer Hazine ve Maliye Bakanı göre­vini devralırken rasyonel vurgu­su yapmıştı. Uygulamaya giren program zamana yayılacak bir dez-enflasyon idi ve toplumda karşılık bulması sanılandan uzun sürdü. İç ve dış çeşitli gelişmeler programın tam anlamıyla ritim tutmasını geciktirdi.

Geldiğimiz noktada tüketici güveninin 2018 seviyelerine ye­niden yönelmesi, programın top­lumsal algısındaki direncin azal­maya başladığına işaret ediyor.

Rasyonel davranışın şahidi: Uluslararası yatırımcılar

Sayın Şimşek’in programı ile Dr. Karahan’ın açıklamalarını birleştirebiliriz. Tüketici güve­nindeki toparlanmayı açıklayan başlıca unsurlar şöyle sıralana­bilir:

1 Gıda fiyatları iki aydır gerili­yor - sık karşılaşılan fiyatlar teorisi.

2 Akaryakıt fiyatları düşmeye başladı - sık karşılaşılan fiyat­lar teorisi.

3 Küçük ödül kültüründe tüke­tim harcamalarının sürmesi - kur yönetimi.

Artan yalnızca tüketicilerin güveni değil. Uluslararası yatı­rımcıların da güveni artıyor. Bu­nu, CDS primindeki düşüş üze­rinden izleyebiliriz. Güncel 220 baz puan seviyesi mali çıpanın sağlamlığını yansıtıyor. Program, yüksek getiri kanalıyla uluslara­rası yatırımcıya cazip zemin su­narken, kur istikrarı ve küçük ödül kültürü tüketici tarafında seçici harcamaları canlı tutuyor. Buna karşın reel kesim aynı he­yecanı hissedemiyor. TCMB’nin açıkladığı reel kesim güveni za­yıf. Arındırılmış 102, arındırıl­mamış 103,5 yalnızca tarihi orta­lama ile uyumlu değerler. Zaten kapasite kullanımın %74 oranın­da seyri âtıl kaynakları yansıtı­yor. Halbuki tüketici güveni ve CDS, grafikte yer alan z-değerle­ri üzerinden standardize edildi­ğinde tarihi ortalamaların üstün­de konumlanıyor. Geçti­ğimiz haftaki #Hashtag yazısında ekonomideki arz ve talep uyumsuzlu­ğunu değerlendirmiştik.

Ayrışmayı basit bir faktör analiziyle de sı­nayabiliriz. Otomobil ve beyaz eşya satışları, yurt içi uçuşlar ve dayanık­lı tüketim malları üreti­minden türetilen tüketimle iliş­kili ortak hareket faktörü, özel tüketimin büyümeye katkısıy­la yaklaşık %64 oranında pozitif korelasyon gösteriyor. Başka bir ifadeyle tüketicinin davranışını aynı anda ölçen farklı göstergeler tek bir ortak eksende birleşiyor ve milli gelirdeki özel tüketim dinamiğiyle anlamlı ölçüde ör­tüşüyor. Tüketici güven endeksi ise bu ortak talep faktörüyle aynı senkronizasyonu sergilemiyor.

Faktör analizi, güven anketle­rinin tek başına harcama davra­nışını açıklamakta her zaman ye­terli kalmadığını düşündürüyor. Hane halkı enflasyon, kur bek­lentileri ve finansal koşullar ne­deniyle fiili harcama kararların­da farklı davranabiliyor. Hizmet sektörüne yönelen yeni tüketim kalıpları, dayanıklı tüketimdeki faiz ve kur hassasiyetine rağmen iç talepte seçici bir direnç doğu­ruyor. Yarı dayanıklı tüketim, son dönemde ekonomiye kıyasla da­ha dirençli bir çizgi sergiliyor.

Sanayici neden moralsiz?

Aynı tabloya reel kesim pers­pektifinden bakabiliriz:

1 “Küçük ödül kültürü” nede­niyle tüketicilerin hizmet sek­törüne ya da yarı dayanıklı ürün­lere yönelimi.

2 Yüksek faiz hadleri ve makro ihtiyati kısıtlar nedeniyle iş­letme ve yatırım sermayelerinde çekilen zorluklar.

Dolayısıyla reel sektör açısın­dan çıkarılabilecek sonuç farklı. Mevcut veriler, talebin tamamen ortadan kalkmadığını; yalnızca bileşiminin değiştiğini gösteri­yor. Hane halkı harcamaları yük­sek faiz ortamında daha seçici hale gelirken, hizmetler ve belirli bir kısım mal tüketim kalemleri görece güçlü kalmayı sürdürüyor. Bu nedenle sanayi kesiminin yal­nızca finansal koşulların normal­leşmesini beklemesi yeterli ol­mayacaktır. Üretim planlaması­nın değişen tüketim tercihleriyle daha uyumlu hale getirilmesi, stok yönetiminin güçlendirilme­si ve verimlilik odaklı yatırımla­rın öne çıkarılması giderek daha önemli hale geliyor.

Başka bir ifadeyle, önümüz­deki dönemin rekabet avantajı­nı yalnızca faizlerin düşmesi de­ğil, değişen talep yapısına en hızlı uyum sağlayabilen firmalar be­lirleyecektir. 30 Haziran 2025 ta­rihli “Sanayi” başlıklı yazımızda “aradaki farkı bul” dedirtircesine aynı fotoğrafı çekmiştik. Aradan bir yıl geçmesine rağmen hane halkı ve uluslararası yatırımcıla­ra karşın ayrışma sürüyor. Hane halkı göstergelerinde toparlan­ma belirginleşirken, uluslarara­sı yatırımcılar da sürece dönem dönem sermaye akımlarıyla eşlik etti. Tüketici deneyim ekonomisi içinde seçici harcama alanı bul­du; yatırımcı yüksek getiri kana­lından nemalandı. Zaman mali­yeti sanayi tarafında birikiyor.

Bozacının şahidi şıracı: Arz–talep perspektifinden güven endeksleri ve rasyonelleşen tüketici - Resim : 1

Sonuç: Rasyonelleşen talebin peşinden

Bu tablo, mevcut programın ilk aşamasında dış güven, rezerv tamponu ve enflasyon beklenti­leri hattını öne aldığını düşün­dürüyor. Önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminin iki başlı­ğı birlikte gözetmesi beklenebi­lir. İlk olarak dış güven ve rezerv tamponu istenen seviyeye ulaştı­ğında finansal koşulların üretim tarafını destekleyecek şekilde kademeli normalleşmesi günde­me gelebilir. İkinci olarak ise sa­nayi kesiminin değişen tüketim kalıplarına uyum sağlayacak ya­tırım hazırlıklarının teşvik edil­mesi önem kazanacaktır. Bugün­kü veriler tüketici cephesinde rasyonelleşmenin belirginleşti­ğini, üretim tarafında ise bekle­me ve uyum sürecinin henüz ta­mamlanmadığını gösteriyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.172,26 0,28 %
Dolar 47,8818 0,13 %
Euro 55,4009 0,47 %
Euro/Dolar 1,1570 0,36 %
Altın (GR) 6.674,97 -0,44 %
Altın (ONS) 4.376,30 0,58 %
Brent 87,2175 1,58 %