Bu da bir sanayicinin dert ve ders dolu feryadı!

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ Bir sanayici, "Durumumuz hiçbir zaman Hulusi Kentmen filmlerindeki gibi olmamıştı ama hiç bu kadar da zorlanmamıştık" diyerek sanayinin içinde bulunduğu durumu özetliyor.

✔ En temel sorun güven eksikliği ve bundan doğan önünü görememe. Özellikle kurdaki hızlı artışın yeni yatırımların en büyük engeli olduğuna yapılan vurguya dikkat.

Yaklaşık iki ay önceydi, 21 Eylül günü bir kulak burun boğaz uzmanı hekimin mesleki olarak nasıl zorluk çektiklerine ilişkin mektubuna yer vermiş ve o yazımın başlığını “Bir doktorun şahane feryadı” olarak atmıştım. Dr. Hüsrev Çetin, pandemi sürecinde inanılmaz yıpranan hekimlerin genel olarak neler yaşadıklarını özetliyordu.

Daha yakın zamana gelelim şimdi; ekonomi yönetimindeki iki kilit pozisyonda gerçekleşen görev değişikliğinin nasıl bir güven dalgası yarattığını da 10 Kasım’da yazmıştım.

Bir okurdan mektup aldım. “Eskişehir ve Çerkezköy fabrikalarımızda yaklaşık 400 çalışanımız ile ülke ekonomisine sanayi sektöründe hizmet etmeye çalışıyoruz” diye başlıyor ve “Bizlerin eli değil, gövdesi taşın altında” diye devam ediyordu Metin Saraç’ın mektubu.

Saraç 10 Kasım’daki “Güven” başlıklı yazıma atıfta bulunarak “Aslında güven hayatımızın her alanı için geçerli ama konu ekonomi oldu mu bu daha da önemli başlıklardan biri haline geliyor” görüşünü dile getiriyordu.

Dr. Hüsrev Çetin'in meslektaşları adına adeta feryat etmesi gibi Metin Saraç da binlerce sanayicinin sesi olan mektubunda neler mi söylüyor, okuyalım:

DERS 1: GÜVEN YOKSA NE YATIRIM OLUR, NE İSTİHDAM

Böyle bir dünyada, sanayici de, ticaret erbabı da büyük oranda beklenti satın alarak yatırım yapar, istihdam sağlar, büyümeye gayret eder ve bunları yaparken gelecek on yıllarını ipotek eder. İşte bunların hepsi güven ile başlar. Güven kaybolduğu an tüm sektörler kamlumbağa misali kabuğuna çekilir, beklemeyi tercih eder. Yatırım ve istihdam azalacak, fakirleşme başlayacak ya da daha da artacaktır.

Pandeminin ilk dalgasını hissettiğimiz mart, nisan ve mayıs aylarında üretim kapasitemiz yüzde 20’lere kadar düştü. Kapasite hazirandan sonra kademeli olarak arttı ve şu an mevsim normallerinin de üstünde yüksek kapasite ile üretim yapıyoruz.

Gözlemlediğim kadarıyla birkaç sektör hariç işler iyi, çarklar dönüyor. Ancak aynı durumu esnafımız için söyleyemeyeceğim maalesef.

DERS 2: STABİL OLMAYAN FAİZ VE KUR BÜYÜK SORUN

İki ay sonrasını görebiliyor muyuz? En azından ben göremiyorum. Başta pandemi olmak üzere ekonomide bir süredir stabil olmayan faiz ve kur değişimleri büyük sorun yaratıyor. Ayrıca politik riskler maalesef belirsizliğe yol açıyor.

Bunca sorun arasında karlı da çalışamıyoruz. Genel giderlerimiz artıyor. Elektrikti, doğalgazdı, finansal maliyetlerdi, kur artışlarının amortismana etkisiydi... Bu artışları müşterilerimize yansıtamadığımız için karlılık her geçen gün düşüyor.

DERS 3: KUR ARTIŞI SANAYİCİYİ EZİYOR

Bir süre önce gazeteniz Dünya’da güzel bir analiz vardı. Son beş yılda ihracat yüzde 20 artarken kilogram başına ihracat tutarı yüzde 15 gerilemiş. Dolayısıyla katma değerli ürün üretemediğimiz sürece TL’nin aşırı değer kaybı sadece adet bazlı ihracatı artırıyor ama karlar düşüyor.

Bu arada yurtdışı müşterilerin bizdeki kur değişimlerini en az bizim kadar takip ettiğini ve adetlere bağlı olarak indirim istediğini belirtmekte fayda görüyorum.

Kısacası daha çok çalışıp daha az kazanıyoruz, amiyane tabirle hamallık yapıyoruz.

Yatırımlarda bunu çok net hissediyorum. 2015 yılında dolar kuru ortalama 3 lira civarındayken 200 bin dolara ithal ettiğim makineye 600 bin lira ödüyordum. Bugün ise aynı makineye 1.6 milyon lira ödemek durumundayım.

Bu artışı müşterilerime aynı ölçüde yansıtamıyorum. Yansıtmak istediğimde rekabetçiliğim ortadan kalkıyor. Mecburen sermayeden yiyoruz.

Bu şartlar altında yeni yatırım yapamayacağım için makineler ekonomik ömrünü tamamladığında yerine yeni yatırım yapmamız zor. Bu durumda zaten yeni teknolojileri takip edip yatırım yapmak hayal olacağı için küçülmeye başlarım. Benim özelimdeki bu şartları ülke sanayisine örnek teşkil edebilecek bir kesit olarak görebilirsiniz.

DERS 4: FABRİKALARIMIZI KİRAYA VERSEK DAHA RAHAT EDERİZ

Sanayicilik hiçbir zaman Hulusi Kentmen filmlerindeki gibi olmamıştır ama ayakta kalmak için böylesine mücadele etmek gerekliliğiyle de hiç bu kadar yüz yüze gelinmemiştir.

Samimiyetle söylüyorum; birçok işletme üretime son verip fabrikasını kiraya verse çok daha iyi kazanç elde edebilecek durumda. Hem de hiç strese girmeden. Ama ben ve benim gibi birçok sanayici arkadaşım bu işi ülke sevdası için yapmaya gayret ediyoruz.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar