Bu faiz artırımlarına “Enflasyon yükselsin” diye mi gidildi!

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ Enflasyonu düşüreceğiz diye eylülden beri Merkez Bankası faizini indiriyoruz; arzulanan sonuç elde edilemese de amaç bu: "Faiz insin, enflasyon düşsün."

✔ Faizin inmesi enflasyonu aşağı çekecekse, tersi olduğunda, yani faiz arttığında enflasyon da artacak demektir. Öyleyse geçmişte faizi enflasyon artsın diye mi yükselttik?

Türk halkının en önemli özelliği geçmişte olanları çok çabuk unutmasıdır. Ya da, halkımız bazı konuları unutmamakla birlikte unutmuş gibi görünme konusunda çok maharetlidir.

Ülke ekonomisi eylülden bu yana allak bullak oldu. Bunun tek bir sebebi var; Merkez Bankası'nın faizinin indirilmesi. Bu faiz indirimine yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın faize karşı olmasından dolayı gidildiğini düşünmek gelişmelerin pek de iyi okunmadığını gösterir.

Faiz indirimiyle Türkiye ekonomisi aşama aşama yeni bir yola sokuldu. Bu tercihin doğru olup olmadığı tartışılır, o tümüyle başka bir boyut; ama yapılanların el yordamıyla değil, bilinçli bir tercihin sonucu olduğunu görmek gerekir.

Ne yani faiz indirildiğinde dövizin artacağını başta Erdoğan olmak üzere ekonomi yönetimi görmüyor muydu? Döviz artınca bunun fiyatları yukarı çekeceği bilinmiyor muydu?

Erdoğan “Faiz sebep enflasyon neticedir” görüşünü yeni dile getiriyor değil. Bu görüş bu dönemde ortaya çıkmadığına göre geçmiş yıllardaki faiz artışlarını nasıl izah edeceğiz? Yani son indirimlerin ardından ne olacağı biliniyordu. Hem zaten geçmişte Merkez Bankası enflasyona karşı faiz indirmemiş, tam tersine artırmıştı.

Bakın geçmişte neler olmuştu...

Gelin son on yıllık dönemdeki önemli dönemeçleri ve o günlerde Merkez Bankası’nın nasıl bir yaklaşım sergilediğini hep birlikte hatırlayalım:

★★★

28 Ocak 2014: PPK, fonlamayı bir hafta vadeli repo yoluyla yapmayı kararlaştırdı ve faizi de yüzde 4.50’den yüzde 10’a çıkardı. Toplantı açıklamasında “Son dönemlerde iç ve dış piyasalarda risk algılamasını olumsuz etkileyen gelişmeler yaşanmaktadır. Bu süreçte Türk Lirası’nda belirgin bir değer kaybı ve risk priminde kayda değer bir artış gözlenmiştir. Bu çerçevede Kurul, fiyat istikrarını sağlamak amacıyla güçlü bir parasal sıkılaştırma yapmaya karar vermiştir” denildi.

Merkez Bankası bu kararı vererek enflasyonu yükseltmek mi istedi!

★★★

23 Mayıs 2018: O dönem fonlama geç likidite penceresinden yapılmaktaydı ve GLP’de borç verme faiz oranı yüzde 13.50’den yüzde 16.50’ye yükseltildi. Açıklamada “Yakın dönemde piyasalarda gözlenen sağlıksız fiyat oluşumları ve enflasyon beklentilerinde süregelen yükseliş genel fiyatlama davranışlarına dair riskleri artırmıştır” denilerek fiyat istikrarını desteklemek amacıyla güçlü bir parasal sıkılaştırma yapılmasına karar verildiği belirtildi.

Merkez Bankası yine mi enflasyon lehine adım atmıştı!

★★★

7 Haziran 2018: Bir önceki toplantının üstünden henüz iki hafta geçmişti ve PPK yine toplanma gereği duydu. Faizde yeni bir artırıma gidildi ve oran yüzde 16.50’den yüzde 17.75’e çıkarıldı. Şöyle denildi toplantı açıklamasında: “Enflasyondaki yükselişte temelde maliyet yönlü gelişmeler etkili olmaktadır. Bununla birlikte, fiyat artışlarının alt kalemler bazında genele yayılan bir nitelik gösterdiği dikkat çekmektedir. Enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyeler fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir. Bu çerçevede Kurul, fiyat istikrarını desteklemek amacıyla parasal sıkılaştırmanın güçlendirilmesine karar vermiştir.”

Merkez Bankası bir kez daha enflasyon ateşine benzin dökmüştü!

★★★

13 Eylül 2018: Rahip krizi tırmanmakta ve kuru tutmak mümkün olmamaktadır. Merkez Bankası temmuz ve ağustos toplantılarında faize dokunmaz. Ama bunun acısı fena çıkar. 13 Eylül toplantısında faizi tam 6.25 puan yükselterek yüzde 17.75’ten yüzde 24’e yükseltmek kaçınılmaz hale gelir. Bu, Merkez Bankası faizinde görülmüş en yüksek orandır. Faizi yüzde 24’e çıkaran Merkez Bankası “Yakın dönemde enflasyon görünümüne ilişkin gelişmeler fiyat istikrarı açısından önemli risklere işaret etmiştir. Döviz kurundaki hareketlerin de etkisiyle fiyat artışlarının alt kalemler bazında genele yayılan bir nitelik gösterdiği dikkat çekmektedir” şeklinde bir açıklama yapar.

Merkez Bankası yine yapacağını yapmıştır!

★★★

19 Kasım 2020: Bu tarihten önce karmaşık bir hal alan Merkez Bankası’nın fonlamasının bir hafta vadeli repo üstünden yapılmasına karar verildi. Haftalık fonlamada yüzde 10.25 olan faiz oranı da yüzde 15’e çıkarıldı. O dönem, yalnızca faiz oranının artırıldığı değil, aynı zamanda Merkez Bankası Başkanlığı görevine Naci Ağbal’ın getirilmesi ve Berat Albayrak’ın Maliye Bakanlığı’ndan ayrılmasıyla da hafızalarda yer etti. Haftalık fonlama faizini 4.25 puan birden artıran Merkez Bankası’nın açıklamasında “Kurul, enflasyon görünümüne dair risklerin bertaraf edilmesi, enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve dezenflasyon sürecinin en kısa sürede yeniden tesisi için, net ve güçlü bir parasal sıkılaştırma yapılmasına karar vermiştir” denildi.

Sahi Merkez Bankası enflasyonu artırmak için niye böylesine bir çaba sergilemektedir!

★★★

24 Aralık 2020: Bir ay sonra Merkez Bankası politika faizini iki puan daha artırarak yüzde 15’ten yüzde 17’ye çıkardı. Toplantı açıklamasında, salgın döneminde sağlanan yüksek kredi büyümesinin birikimli etkileriyle güç kazanan iç talebin cari işlemler açığını artırdığına dikkat çekildi ve daha sonra şöyle denildi: “İç talep koşulları, döviz kuru başta olmak üzere birikimli maliyet etkileri, uluslararası gıda ve diğer emtia fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyon beklentilerindeki bozulma, fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümünü olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Bu doğrultuda 2021 yılsonu hedefini göz önünde bulundurarak, güçlü bir parasal sıkılaştırma yapılmasına karar verilmiştir.”

Merkez Bankası’nın niyeti yine enflasyonu azdırmaktır!

★★★

18 Mart 2021: Ve geldik son faiz artırımına... Naci Ağbal’ın görevden alınmasıyla da sonuçlanan toplantıya. PPK haftalık repo ihale faiz oranını yüzde 17’den yüzde 19’a yükseltti. Toplantı açıklamasında da daha önceki açıklamalara benzer şekilde “İç talep koşulları, döviz kuru başta olmak üzere birikimli maliyet etkileri, uluslararası gıda ve diğer emtia fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler, fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümünü olumsuz etkilemeye devam etmektedir” denilerek parasal sıkılaştırmaya gidildiği belirtildi.

İşte bu tarih, Merkez Bankası'nın enflasyonu artırmak için son girişimi oldu!

Neyse ki bir daha Merkez Bankası’na “enflasyonu artırma fırsatı” tanınmadı!

Erdoğan’a rağmen yapılamayacağına göre...

Cumhurbaşkanı Erdoğan eski Başkan Murat Çetinkaya için faizi indirmeye yanaşmadığı gerekçesiyle ne demişti:

“Laf dinlemiyor adam!”

Yani Merkez Bankası başkanları için ölçü adeta belliydi:

“Laf dinlemeleri gerekiyordu.”

Peki şimdi sıraladığımız bu faiz artışlarını nasıl yorumlayacağız?

Faizi artıran başkanlar demek ki o dönem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayını aldı.

Yine düz mantık yürütelim: “Demek ki geçmiş yıllarda faiz artışına izin vardı.”

Şimdi düşünelim:

“Ekonomik koşulların gerektirmesi halinde yine faiz artırımına izin çıkar mı, çıkmaz mı?”

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Ne uğruna? 06 Mayıs 2022