18 °C
Osman Ata ATAÇ
Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini



Geçen yazımda yirmi seneyi aşkın şirketlere yardım maceramı anlatmaya başlamıştım. Şair sormuş ya "Bağıra dayanan hançerden kim kurtaracak?" diye Atatürk de "Bulunur" demiş... İşte bizler de kalkınmakta olan ülkeleri ve onların şirketlerini sıkıntılarınından kurtaracak danışman ve eğitmenler ordusuna "İşte buldunuz" diye katılmıştık. Birleşmiş Milletler yan kuruluşu olarak kâr amacı gütmediğimizden ve projelerimizi parası olan ülkelerin bağışları ile fonladığımızdan "kendimiz için bir şey istiyorsak namerdiz" sloganlarıyla bu konuda iddialı binlerce şirket ve onbinlerce danışman arasında avantajlıydık.

Rahmetli Dedem ebegümecinin kellikten körlüğe her derda deva olduğunu ileri sürerek anneannemin karşı bayırlardan topladığı bu nefis ot yemeğini yemem için ısrar ederdi (bilmiyenler için o zamanlar İstanbul'da üstünde ot biten bayırlar vardı). Baktık ki bu danışman firmalar bir terane tutturmuşlar ne sorarsanız sorun, sorunuz ne olursa olsun aynı malı ebegümeci misali "her derda devadır" diye evirip çevirip satıyorlar. Gerçi çoğu 'tailored' yani üstünüze uygun hizmet diyorlarsa da, hepsinin elinde bir el kitabı var. O el kitaplarının çoğu da o günün popüler modeli neyse, evir çevir onu anlatıyor.  Akil adamlar olarak biz öyle yapmamaya karar verdik ve 'ihtiyaç analizi' yaparak müşteriye uygun hizmet üretmeye soyunduk.

Geçen yazımda anlattım üç model denedik. "Ne istiyorsunuz" diye sorduk olmadı, "bunlardan hangisini istersiniz" diye sorduk o da olmadı. Nihayet yine liste verdik ama "Hangi işi yapmak için hangi kaynağı bulamıyorsunuz? O işi neden yapmak istiyorsunuz?" diye sorduk, o oldu gibi. Zahmetli bir yoldu ama aldığımız cevaplar bir şeyler ifade ediyor, olması gerektiği gibi firmadan firmaya, ülkeden ülkeye, ve zaman içerisinde de değişiyordu.

Bizim lisenin doktoru sorunun ne olursa olsun önce bir aspirin verirdi. Biz sorunları bulduk gibi ama 'bahtı kara maderini kurtaracak' aspirin nerede? Arkamızda koca Birleşmiş Milletler var ama biz hepi topu yirmiki kişiyiz. Bütçemiz de ufacık. Maaş derdimiz yok Allah'a şükür, maaşlar New York'dan geliyor ama herkesin derdine deva olacak projeleri yapmamızın olanağı da yok. Biz de dedik ki "Her derde deva olamayız. Deva olabileceğimiz dert seçelim". Öyle ya doktorlar bile ihtisas yapmışlar. Kimi kellik, kimi nasır sorunlarınızı çözüyor. 'Biz şu derde deva oluruz' diyebilmek için dertlerin bir listesini yapmak gerekir diye düşündük.

Elimizde sizlere aylardır taksit taksit anlatmaya çalıştığımız bir paradigma var . O modelden hareketle İki çeşit dert var diye yola koyulduk.

1. Kaynak yetersizliğinden kaynaklanan dertler

2. Kaynak kullanım becerisi yetersizliğinden kaynaklanan dertler

Okurlarım hatırlıyacaklardır kaynak yetersizliği deyince birbirleriyle örtüşen beş kaynağın veya beş kaynağın hepsinin veya bir kısmının yetersizliğinden bahsediyorum. Mali, insan gücü, fiziki tesisler ve altyapı, bilgi ve know-how, stratejik ilişkiler ve işbirlileri kaynaklarının biri, bir kaçı veya hepsi yetersiz olabilir. Bu yetersizlikler de dert yaratır.

Bir de  kaynak kullanım becerisi yetersizliğinden kaynaklanan dertler  var. Bunlar şirketlerin pazarlama ve üretim işlevlerinin işlerini yapamamaları dertlerini doğuruyorlar.

Yani kaynaklar yeterli olsa bile pazarlama ve üretim yönetimin bu kaynakların kullanımındaki beceri yetersizliğinden yapmaları gereken işleri yapamıyorlar. Yani üretim planlanan ürün ve hizmetleri yeterli miktar ve özelliklerde, arzulanan kalite ve maliyette ve zamanında üretemiyor, pazarlama satamıyor ve şirket kısa ve uzun dönemde kar edemiyor.

Bu becerisizlik yedi konuda olabiliyor:

1. Hangi kaynaktan ne kadarının gerektiğinin hesaplanmasında

2. Kaynakların kalite ve diğer özelliklerinin kararlaştırılmasında

3. Kaynakların ne zaman gerektiği konusundaki kararlarda

4. Kaynakların maliyetlerinin hesaplanılmasında

5. Kaynakların sağlanmasında

6. Kaynakların ihtiyaç duyulan yerlere dağıtılmasında     

7. Kaynak kullanımın takibinde

Kaynak yetersizliği ve kaynak kullanım beceriksizliği, yönetimin yardım duyabileceği konular. Bir de pazarlama ve üretimin dertleri var. Pazarlama, iletişim ve dağıtım nedir, nasıl yapılır bilmiyor. Satış nasıl yapılır, onu da. Üretim, mal nasıl üretilecek, kalite nasıl tutturulacak, üretim nasıl programlanacak, maliyetler nasıl kontrol edilecek, siparişler nasıl yetiştirilecek iyi bilmiyor.

Sorunların bir listesini çıkardık ama sizin şu anda büyük olasılık yaptığınız gibi, kendi kendimize de 'bre aman bu ne iştir, ya bunca soruna cevap bulacak babayiğit nerededir?' diye sormak zorunda kaldık. Yani dostlar, sizin anlayacağınız "bağıra dayalı hançerden sizi biz kurtarırız" diye ortaya çıkarsak adımız babayiğide değil Don Kişot'a çıkacaktı. Tabii bir yandan da "her derde deva ebegümeci bulunur mu acep?" diyerek de merak etmeye devam ettik. Bulup bulamadığımızı anlatacağım ama önce bu egzersizden ne öğrendiğimizi söyleyeyim. Bizimkiler dahil adı teşvik, destek, yardım falan olan programların niye çalışmadığını öğrendik.
Sağlıcakla kalın
 


1 Osman Ata Ataç, Ph.D., The Business Management Grid: Theory and Practice of Competitive Containment, ATIFTAP, 1995