28 °C
Ömer Faruk ÇİFTÇİ
Ömer Faruk ÇİFTÇİ BURSA'dan omer.faruk@dunya.com

Bursa'nın üniversite-sanayi işbirliği gerçeği…

Bilgiyi üretime dönüştüremediğinizde gelişme ve refahtan söz etmek zordur. Bilginin üretime dönüşmesinin aracı da iyi kurgulanmış Üniversite-sanayi işbirliğidir. Biri geliştirecek diğeri uygulayacak. Ülkemizde uzun yıllardır konuşulan konudur Üniversite-sanayi işbirliği. Gelişmiş ülkelere baktığınızda gelişimin kaldıracı olmuştur. Biz de ise durum maalesef beklentilerin çok altında kalmıştır.

Bursa 3 milyonluk nüfusu ile sanayi, üretim ve ihracatın merkezi. 2 adet devlet üniversitesi bulunuyor. Uludağ Üniversitesi ve Bursa Teknik Üniversitesi. Kent üniversite ile ne kadar entegre? Özel sektör üniversiteden ne kadar yararlanıyor? Yeterli olduğunu söylemek kolay değil.

Meslek hayatım boyunca bilmem kaç yüzüncüsü idi önceki gün katıldığım üniversite-sanayi işbirliği geliştirme toplantısı. Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saim Kılavuz, kentin siad temsilcileri ve bazı iş insanları ile çok sayıda akademisyenin yer aldığı bir toplantı organize etmiş. Amaç üniversite-sanayi işbirliğini güçlendirmek. Toplantıda sanayiciler sorunlarını ve beklentilerini, akademisyenler de mevcut durumu ve geleceğe dönük planlarını anlattılar. Aslında herkes topu karşısındakine attı. Bilmediğimiz bir konu konuşulmadı. Bu tür konuşmaları çok sayıda toplantıda da dinlediğim için şu soruyu sordum. “Üniversiteden kaç akademisyen özel sektörde görev alıyor?” Rektör bey akademisyenlere dönerek, “50 kadar vardır değil mi?” dedi ama karşı taraftan somut onay gelmedi. Sorunun cevabı aslında üniversite-sanayi birlikteliğinde ne durumda olduğumuzu gözler önüne seriyor. Uludağ Üniversitesinde 2500 akademik kadro var. Kentte BTSO’ya kayıtlı 40 binin üzerinde işletme, 128 resmi Ar-Ge merkezi, 26 tasarım merkezi faaliyet gösteriyor ama üniversiteden özel sektörle işbirliğinde bulunan akademisyen sayısı 50 bile değil! Sorun sadece Üniversite ve yönetimlerinde mi? Asla. Sanayicilerimizin de elbette eksiği var. Olanları tenzih ederim ama kaç işletmemizde bilim insanı var tartışılır. Bir işletmede bilim insanı olmadan o işletmeden sürdürülebilir yeni şeyler beklemek de hayaldir. Olsa olsa günü kurtarırsınız.

Özel sektörün sorunu üniversiteden gelen niteliksiz eğitimli kadro. Üniversitelerin gelişimi ve seviyeleri özel sektörle aynı düzeyde değil. Büyük oranda teorik olarak alınan eğitim pratikte karşılığını bulmuyor. Mühendis olarak çalışma hayatına yeni başlayan çalışana firmanın ustabaşısı yeniden iş öğretiyor. Bu zaman kaybının yanında maliyeti artırıyor. O halde öncelikle Üniversiteler akademik kadrolarını özel sektör seviyesine getirmek için çaba harcamalı. Sonrasında o akademik kadroların öğrencileri özel sektörün beklentilerini karşılayacak donanımda eğitmelerinin zemini hazırlanmalı. Bunun için yasal düzenleme gerekiyorsa ki gerekiyor biran önce gündeme getirilip kamuoyu oluşturulmalı.

Bir sanayici dostumla geçtiğimiz günlerde sohbet ederken konu üniversite sanayi işbirliğine ve yaşadığı zorluklara geldi ve “Gelişim için ürün veya teknoloji transferinin doğru olmadığını düşünüyorum. Varmak istediğimiz noktaya bizleri götürecek bilim insanı eksiğimiz var. Firma olarak bilim insanı ithal edeceğim” dedi. Önce şaşırdım ve garipsedim ama anlattıklarını dinleyince hak vermeden de edemedim. Belki uç bir örnek ama ne yazık ki iş dünyası eğitim ve bilimde üniversiteleri yeterli görmüyor.

Son bir not da Rektör beye olsun. Konuşmalarının tamamında bir önceki Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay’a göndermelerde bulunuyor. Yaptıklarını neredeyse yok sayıyor. Evet eski rektör Ulcay hocanın eksiği vardır, tepki çekecek çok uygulaması olmuştur ama bu durumun onu ve dönemini yok saymayı gerektirmediğini düşünüyorum. Kaldı ki iki rektör de aynı dünya görüşü ve çizgiden geliyor. Bunun nedeni olsa olsa egodur. Egolarından ilk kurtulması gerekenler de geleceğimizi şekillendirmesi beklenen eğitimcilerdir.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap