Buyrun BDDK’dan yakın

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Alışılagelmedik ekonomik tedbir önerileri her zaman Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan gelecek değil ya, bu kez karşımıza BDDK, yani Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu çıktı. Adı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu olunca bir kurumun, ondan beklediğiniz eylemlerin, doğrudan bankalar ile ilgili düzenlemeler olmasını beklersiniz, normal olan da budur. Ama 24 Haziran’daki düzenleme, her ne kadar banka kredisi alınmasıyla ilgili görünse de, gerçekte doğrudan piyasaya ve reel sektöre ilişkin bir karar alındığını söylemek mümkün.

BDDK, aldığı kararla, döviz varlığı 15 milyonun üstünde olan şirketlerin Türk Lirası kredisi kullanmalarının yasaklandığını, sınıra yaklaşan firmaların da aşmaması gerektiğini duyurdu ilk olarak. Bunu 24 Haziran Cuma, yani piyasaların kapanmasına yakın zamanda gerçekleştirdi. Karara göre döviz nakit varlığı 15 milyon liradan fazla olan ve toplam aktiflerin veya yıllık satışların yüzde 10'unu aşan bir şirket yeni lira kredisi alamayacak. Ardından bir açıklama daha geldi ve bağımsız denetime tabi bir şirket olması, şirketin yabancı para (YP) nakdi varlıklarının TL karşılığının 15 milyon liranın üzerinde olması ve şirketin YP nakdi varlıkların TL karşılığının aktif toplamından veya son 1 yıllık net satış hasılatından büyük olanının yüzde 10'unu aşması gerektiği açıklandı. Herhangi bir şirketin karar kapsamına girebilmesi için söz konusu üç şartın hepsinin birden sağlanması gerektiğinin de altı çizildi. Biraz zihni sinir projesi halini aldı desem abartmış olmam herhalde. Bankalar bu işin içinden nasıl çıkacak o da ayrı bir kaos tabi. Gidiş yolları farklı olsa da, yapılmak istenilenin dövizi düşürebilmek ve bunun için de piyasadan döviz toplayabilmek olduğunu çok iyi biliyoruz. Ancak bu tür kararları alırken, ülke içi dengelere ve ihracat-ithalat dengeler yapan firmaların nasıl etkilendiğine de bakmak gerekiyor. Ben de biraz o açıdan ele alayım istedim konuyu.

Hepimizin bildiği gibi biz bir ithalat ülkesiyiz. Ürettiğimiz ürünlerin girdisinde de, tükettiğimiz pek çok üründe de önemli ölçüde ithalat yapıyoruz. Eh ithalatçı da ödemelerini döviz ile gerçekleştirdiği için yoğun bir şekilde dövizi mevduatında tutmak mecburiyetinde. Zaten tüm parasını TL tutup, her transferinde döviz satın almak zorunda kalırsa ticaretini sürdürmesi mümkün olmaktan çıkar. Şimdi biz ithalat yapan, ister ihracatçı olsun ister olmasın, firmalara diyoruz ki, döviz varlığın evet 15 milyon TL, yani yaklaşık 900 bin doların üzerinde olabilir, ama bu durumda Türk Lirası kullanamazsın. Yani firmaları ellerindeki dövizi boşaltmaya zorlar haldeyiz. Ha unutmadan söyleyeyim, sadece ithalatçı değil kendisini enflasyona karşı korumak isteyen bireyler de, ithalatla hiç işi olmayan firmalar da yoğun bir şekilde döviz satın almakta.

Bahse konu uygulama ile firmalar ellerindeki dövizi bozmak istemeyecekleri için, ithalata ağırlık vererek dövizi boşaltmaya çalışırlar ise, ülkeden fazladan döviz çıkışına sebebiyet vermiş olacaklar. Bu da elbette ithalatın daha da artmasına sebebiyet vermiş olacak. Ve hatta yurtdışında firma kurup, oradan peşin ithalat yaparak gerçek tedarikçilerine yine aynı vadeyi korumayı sürdürecekler, ama ülkeden döviz çıkışı artmış olacak. Üzgünüm ki bu uygulama firmaları ithalat yapmaya daha fazla zorlayacak gibi görünüyor.

Enflasyona ilişkin en klasik korunma yönteminin bu tür tasarruflarla sağlandığını hepimiz biliriz. Merkez Bankası dövizi düşürebilmek için piyasadan bol döviz toplamak zorunda, bunu kabul etmekle birlikte, gidiş yolunun kalıcı olmadığını ve bu türde uygulamaların aslında bir kısır döngü yarattığını söylemek durumundayım. Zaten kur korumalı mevduat sonrasındaki sert düşüşün ancak üç ay sürdüğünü ve dövizin yeniden yukarıya geldiğini; ihracatçıların getirdiklerini döviz bedellerinin önce yüzde 25’ini sonra da yüzde 40’ını Türk Lirası’na çevrilmesi zorunluluğu getirilmiş olmasına rağmen, kur üzerinde bir etki yaratmadığını düşündüğümüzde de üzülerek haklı çıktığımı söylemek durumundayım. Buyrun BDDK’dan yakın.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Putİn mi, PutOut mu? (2) 19 Ağustos 2022
Bir bu savaş eksikti 12 Ağustos 2022
Eğitimde “mış” gibi 05 Ağustos 2022