Büyükşehir tarımcılığı

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

İrfan o. Hatipoğlu

Denizli Tarım Platformu Başkanı

Gıda fiyatlarındaki hızlı artış, hükümeti zincir marketler/aracı kuruluşlarda denetim yapmaya zorladı. Buna ek olarak gıda piyasasını düzenlemek için, kontrolünde zincir market kurdu. Tüm bu çabalara karşın gıda fiyatlarında gerileme sağlanamadı. Oysa gıdanın ulaşılabilir ve yeterli olmasının koşulu; üretimin arttırılması ve dağıtım ağının kısaltılması/kontrol edilmesidir. Bunun içinde orta ve uzun süreli ulusal tarım politikasının oluşturulması, üretimin planlanması, girdilerin ulusal kaynaklardan sağlanması, yeterli desteğin verilmesi, çiftçi örgütlenmesinin önünün açılması ve alınan kararların bütüncül şekilde uygulanmasıdır. Ülkeyi yöneten hükümetlerin tarımsal üretime yaklaşımı, bütüncül olmadı. Ulusal tarım politikası oluşturmak yerine, neo-liberal anlayışla yaklaşarak kontrol/yönlendirme dışı bıraktı. Kontrol/yönlendirme dışılık, tarımda geleneksel üretim modelini parçalandı. Girdi/tohum üzerinden dışa bağlandı. Ulusal/uluslararası şirketlerin, yapılan düzenlemelerle değişik kamu kurumlarının müdahalesine açık duruma getirildi. Bunun tipik örneği 6360 sayılı Büyükşehir Yasası’dır. Yasanın 7. maddesinin f bendinde “Büyükşehir ve ilçe belediyeleri tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla her türlü faaliyet ve hizmette bulunabilirler” denilerek, büyükşehirlere sınırı çizilmeyen görev yüklenmesidir.

Büyükşehir Yasası ile ülke de ekilebilir tarım arazilerinin yüzde 56,81’i kentleştirildi. Toplam köylerin yüzde 47’si ortadan kaldırılarak, kentin bir mahallesi yapıldı. Köylerin tüzel kişiliklerine mal varlıklarıyla birlikte el kondu. Mera, yaylak, otlak vb. hayvancılık ile ilgili araziler büyükşehir belediyelerinin mülkiyetine geçti.

Büyükşehirlerin tarımla ilgili görevlerinde sınır çizilmemesi, belediye üst yönetiminin söylemine uygun, farklı uygulamaların önünü açtı. Üretim planlaması yerelleşti. Üretim deseni parçalandı. Dönemsel popüler olan bitkilerin, sebzelerin, meyvenin –ceviz, avokado, tıbbi aromatik bitkiler vb.- ekimine/yetiştirilmesine öncülük yapılarak topraklar verimli kullanımın dışına çıkartılmakta. Hayvancılık sürdürülemez duruma geldi. Örneğin su, enerji kullanımı pahalandı. Bazı meralar satıldı, bazıları imara açıldı. Sabit hayvancılık yatırımları (ahır, ağıl, samanlık, depo, hangar vs.) için proje ve imar izni istemeleri, çevre duyarlılığı nedeniyle köy yerleşim alanlarında bulunan ahırların köy dışına çıkartma girişimi hayvancılığı olumsuz etkilemekte. Hayvancılığın yem sorununun aşılması için mera ıslahı yapmak, yem bitkisi yetiştirilmesine özendirmek yerine, doğrudan yem desteği yapılarak palyatif çözümler üretme yoluna gidilmekte. Kontrollerindeki kooperatifler, üretici pazarları üzerinden sanal başarı öyküleri oluşturmaya çalışılmaktadır. Kısacası kırsal yaşam ve tarımsal üretim ile ilgili bilgi/deneyimden yoksun belediye yönetimlerinin uygulamaları, tarımda 30 farklı “büyükşehir tarımcılığının” oluşmasına neden oldu.

Ülkemizde yeterli/ulaşılabilir gıdaya ulaşmak, devamlılığını sağlamak, tarımsal üretimin ulusal düzeyde bütüncül yaklaşılmasıyla mümkündür. Büyükşehir tarımcılığı ise bütünlüğü bozdu. Üretimi yönlendirme ve desteklemede ikili yapının oluşmasına neden oldu. Tarım topraklarının hızla üretim dışına çıkmasının önünü açtı. Yeterli/ulaşılabilir gıda için öncelikle üretimde oluşan ikili yapı ortadan kaldırılmalıdır. Devamında büyükşehir tarımcılığı deneyimlerinden yararlanılarak, demokratik/şeffaf tarım kooperatiflerinin etkin görev yüklendiği ulusal tarım politikası oluşturmaktır.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Zam“An” yönetimi (1) 06 Ağustos 2022