Büyüme alarm veriyor
Hafta başında TÜİK yılın ilk çeyreğine ilişkin ekonomik büyüme rakamları açıkladı. Geçen yılın son çeyreğine göre büyümenin %2,5 gerçekleşmesi ekonomi yönetimi tarafından memnuniyetle karşılandı. Ancak çeyrekten çeyreğe yıllık büyüme oranına bakıldığında durum böyle bir memnuniyeti boşa çıkarmakta.
Geçen yılın aynı çeyreğine göre yıllık büyüme %0,1 ile neredeyse sıfır. Bir önceki çeyrekten itibaren hesaplandığında ise yıllık büyümenin %0,7 olduğu görülmüştü. Bu durumda açıklanan büyüme rakamları bence hiçbir iyimser yoruma olanak bırakmıyor.
Ekonomi yönetimi ile aynı iyimserliği paylaşmamamın bir başka nedeni daha var. İktisadi faaliyetlerdeki gelişmelere bakıldığında ekonomideki payı %15’lerda olan sanayideki daralma da dikkat çekici. Bu çeyrekte sanayinin %0,8 oranında küçüldüğü görülmekte. %2,5’lük büyümeye beklendiği gibi hizmet, ticaret ve inşaat gibi sektörler kaynaklık etmiş. En büyük kaynak ise %9,5 ile bilgi ve iletişimden gelmiş. Ancak bu sektöründe ekonomideki payı sadece %3’ler seviyesinde.
İhracatta görülmemiş bir daralma
Açıklanan rakamlardaki dikkat çıkan bir gözlem de ihracatta görülen gelişme. Aslında talep açısından büyümenin kaynaklarına bakıldığında büyümeye büyük ölçüde iç talep kaynaklık etmiş. Ama ihracatta ise bugüne kadar görülmemiş bir daralma meydana gelmiş ve ihracat %13’e varan bir oranda daralmış.
Bence ekonomi yönetiminin bunun nedenleri üzerinde düşünmek zorunda. Birçok gözlemciye göre bugün uygulanan kur politikasının böyle bir sonuç çıkmasına rolü büyük. Ama bunun dışında daha önce ihracatçı olan birçok firmanın üretimini başka ülkelere kaydırmasının ve/veya üretimlerini durdurmalarının bunda rolü olabilir. Tekstil sektörü konusundaki tartışmalara ise kamuoyu aşina.
Zaten çok uzun zamandır tekstilciler haksız yere sanayideki birçok sorunun sorumlusu olarak ilan edilmiş durumda. İhracattaki bu daralmayı başka şekillerde telafi edemediğiniz sürece tekstil sektörünün de gözetilmesi şart. Kaldı ki bugün ülkede uygulanan kur politikasının sorumlusu onlar mı? Böyle bir kur politikasını ekonomi yönetimini zorunlu kılan tekstil sektörünün talepleri mi?
Yüzde 2,5 bizim için yeterli değil
Şimdi gelelim ekonomi yönetiminin kamuoyuna yansıyan iyimser yorumunun bize göre en önemli noktasına. %2,5’lik bir büyüme matematik evreninde pozitif bir değer olarak kabul edilse de seviyesi bizim gibi bir ekonomide yeterli değil. Özellikle bu seviyedeki büyüme ülkedeki gelir dağılımının daha da kötüleşmesine neden olacaktır.
Şekilde Türkiye ekonomisinde 2018-2024 dönemindeki büyümenin farklı gelir grupları arasındaki dağılımının nasıl gerçekleştiği görülüyor. Bu büyüme yaklaşık %3’lük bir büyümeye tekabül ediyor. Yani hafta başında açıklanan seviyeden yarım puan daha fazla. Şekilden de görüldüğü gibi öncelikle %2,5’lük büyümenin ülkedeki gelir gruplarının gelirlerine çok daha düşük oranda yansıdığı görülecektir. Ardından da düşük, orta ve üst-orta gelir gruplarının gelirleri ise bu artıştan çok daha düşük oranda artacaktır. Bu büyümeden elde edilen sınırlı miktardaki faydanın yüksek gelir gruplarına gitmesi kaçınılmazdır.
O yüzden bu büyüme rakamlarını bir iktisatçı olarak ben ekonomi yönetimi gibi olumlu bir gelişme olarak yorumluyorum.
