Büyüme rakamlarına bakarsanız dünyada işler yolunda!

2025 yılı küresel ekonomik ve siyasi para­digmanın değişime uğradığı yıl olarak ta­rihe geçecek. Artık küreselleşme ve liberal politikalar yerine tersine küreselleşme ko­nuşuluyor.

Ticarette ve siyasette kural baz­lı politikalardan ziyade ihtiyari (keyfe bağ­lı) politikalara doğru bir eğilim var. Bu du­rum birçok açıdan belirsizlik yaratırken yeni yaklaşımın sürdürülebilir olup olmadığı tar­tışma konusu haline geldi. Güçlü ülkenin is­tediği kararları dünyanın geri kalanına da­yattığı bir düzenin yaratacağı katastrofik so­nuçları henüz düşünmek bile istemiyoruz.

Trump yönetimi iktidara geldiğinde uygu­lamaya başladığı tarife politikalarının büyü­me ve enflasyon üzerinde olumsuz etkileri olacağı konusunda birçok ekonomist hem­fikirdi. Üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesi­ne rağmen ABD’de enflasyonda kayda değer bir artış olmadı ve ABD ekonomisi büyüme­ye devam ediyor. IMF’nin tahminlerine göre ABD ekonomisi 2025 yılında %2 büyürken 2026 yılında %2,1 büyümesi bekleniyor. Enf­lasyon uzun vadeli %2 hedefinin üzerinde ol­sa da beklenen sert yükseliş gerçekleşmedi. 2026 yılında da enflasyonda sert bir yükseliş beklenmiyor. Trump yönetimi bu gelişme­lerden destek alarak uygulanan tarife politi­kalarının hazineye sağladığı katkıları ön pla­na çıkartıyor.

Gerçekten işler yolunda mı?

Bu noktada IMF eski baş ekonomisti Gita Gopinath’ın Financial Times gazetesinde ya­yınlanan makalesinin önemli bir uyarı içer­diğini düşünüyoruz. Gopinath politikalarda ortaya çıkan bu tür sert dönüşlerin etkileri­nin kısa vadede görülmeyebileceğini vurgu­luyor. Örnek olarak İngiltere’nin AB’den çı­kışını göstererek İngiltere’nin bu karar ile uzun vadede (on yılda) milli gelirinin %6 ila %8’i arasında kayıp yaşadığını söylüyor.

Bir başka deyişle, uygulanan politikala­rın etkilerini görmek için henüz erken. Ku­ral bazlı politikalardan keyfe göre uygulanan politikalara geçişin maliyeti sonraki dönem­lerde görülmeye başlayacaktır.

Neden kısa vadede etki görmüyoruz?

Kısa vadede işlerin yolunda gittiğine dair bizi yanıltan konu aynı anda birden fazla de­ğişimle karşı karşıya olmamız. Politika belir­sizlikleri artarken diğer taraftan yapay zekâ dönüşümü yaşanıyor. Yapay zekanın verim­liliği ne kadar artırdığını henüz tam olarak ölçemiyoruz fakat ABD ile AB arasında ciddi bir verimlilik farkı oluşmaya başladı.

ABD’de yaşanan verimlilikteki artış süreci ve bu eği­limin devam edeceğine dair olumlu algı ABD ekonomisine dair olumsuz gelişmeleri mas­keliyor. Tüketici ve yatırımcı beklentilerini olumlu yönde etkileyen yapay zekâ sürecinin gerçek sonuçlarını henüz tahmin edemiyo­ruz. Olumsuz senaryoda ise devasa yatırım­lar yapan yapay zeka şirketlerinin beklenen kârlılığı sağlayamadığı bir ihtimal var. Bu ko­nu son dönemde daha çok konuşulur ve tartı­şılır hale geldi. Eğer bu senaryo gerçekleşirse küresel ekonomiyi başka bir katastrofik se­naryonun beklediğini söylemek yanlış olmaz.

Türkiye bu süreçte neler yapmalı?

Türkiye 1980’lerin başından itibaren ihra­cata dayalı büyüme modelini seçti. Bu çerçe­vede tekstil, turizm, otomotiv gibi sektörler­de önemli atılım sağladı. Bu sektörler diğer ekonomiler ile serbest piyasa koşulları çer­çevesinde rekabet etmeyi öğrendiler ve ba­şarı ile uyguladılar. Fakat geldiğimiz nokta­da oyunun kuralları değişiyor. Serbest piya­sa kuralları ve fiyata dayalı rekabet ortamı zayıflıyor. Ticaret politikalarında siyasetin yönlendirmeleri ağır basarken Çin gibi ülke­lerin yoğun devlet desteği ile ihracat yapma eğilimi artıyor.

Bu ortamda Türkiye’nin yurt içi üretim kapasitesini koruması gerektiğini ve stratejik sektörlerde yatırımlarını artır­ması gerektiğini düşünüyoruz. Yanı başın­daki üretim tesisinden satın almak yerine, daha ucuz olduğu için, ara malını Hindistan ya da Çin’den ithal etmenin zamanı geçiyor. Bu çerçevede 30 euronun altındaki vergisiz ithalatın kaldırılmasının önemli olduğunu ve ithal ikamesini destekleyici politikaların kapsamının genişletilmesi gerektiğini düşü­nüyoruz. ABD savunma sanayi şirketlerinin temettü dağıtmasına izin verilmeyeceğini duyurdu. Serbest piyasa sistemini 45 yıldır bize pazarlayan ülke böyle yaparken yerli sa­nayimiz için biz neler yapıyoruz?

Yazara Ait Diğer Yazılar