Büyüme ve destekleyici duruş görünümü

Fatma MELEK
Fatma MELEK PİYASA GÖZÜYLE fatma.melek@akbank.com

COVID-19’da dünyada toplam vaka sayısı 110 milyonu geçti ancak günlük vaka sayılarında ülkeler tarafından getirilen kısıtlamalar ve aşı gelişmeleriyle belirgin azalmalar görülüyor: Günlük yeni vaka sayısı Ocak ayında 800 bin kişi ile tepe noktasını gördükten sonra 400 bin kişinin altına kadar hızla düşüş gösterdi; Ekim ortası seviyelerine geriledi.

IMF tekrarlayan virüs dalgalarının ve yeni varyantların 2021 görünümü için bir belirsizlik yarattığını belirtmekle beraber 2021 global büyüme beklentisini yukarıya çekti: yüzda 5,5. IMF; ABD ve Japonya’nın 2019 sonu aktivite düzeyine ulaşmasını 2021’ın 2. yarısında bekliyor. Euro Bölgesi ve İngiltere için ise 2019 sonu ekonomik aktivite seviyesine ulaşma süresi 2022’yi buluyor. Bu farklılıklar genelde ülkelerin özellikle son dönemde maliye politikası yoluyla açıkladıkları ek desteklerden kaynaklanıyor.

Dünya ticaretinin de etkileyici bir şekilde toparlandığını görüyoruz. Salgında yaşadığımız resesyon dünya ticaretini 2008-2009 krizinde olduğu gibi etkilemedi. Ekim 2008- Mart 2009 döneminde küresel ticaret hacmi endeksi yüzde 16 geriledi ve eski seviyesine dönmesi 18 ay aldı. COVID’de ise mal ticareti Şubat ile Nisan arasında yine benzer bir oranda geriledi. Ancak COVID başlangıcından 5 ay sonra mal ticareti eski seviyesine gelmiş durumda. 2021 de normalleşme ile hizmet ticaretinin de ivmelenmesi beklenmeli. 2021 yılında gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikaları yine ana destek olarak kalmaya devam edecek. Hedef bu ülkelerde uzunca bir süre, olumlu finansman koşullarını korumak. Ek mali teşvik paketleri de gelecek; Japonya: 1 trilyon $ açıkladı. ABD’de 1.9 trilyon dolarlık paket üzerinde tartışılıyor.

2021 yılı için projekte edilen global toparlanmanın bir yansıması da petrol ve petrol dışı emtia fiyatlarındaki hızlı artış oldu. Emtia fiyatlarındaki artış da kısa vadede enflasyon beklentilerini artırıyor. Ancak gelişmiş ülkelerde fiyatlardaki artışların geçici olması bekleniyor. Zira enflasyonu oluşturan uzun dönemli faktörler -istihdam piyasasının iyileşmesi gibi- henüz zayıf. Beklentilere baktığımızda; petrol fiyatlarındaki artış gelişmiş ülkelerde piyasa bazlı enflasyon beklentilerine hızla artış yönünde yansırken, anket bazlı (makroekonomik beklenti anketleri) enflasyon beklentilerindeki hareketler çok daha ılımlı.

Uzun vadeli bono getirileri 2020’nin ilk çeyreği sonrası genelinde durağan kaldıktan sonra 2021’de büyüme görünümünün olumluya dönüyor olması, enflasyon telafilerindeki artış ve artan likidite söz konusu bono getirilerine yukarı yönlü eğilim vermekle beraber, merkez bankalarının varlık alım programlarının bu artış eğilimini sınırlaması bekleniyor: Japonya halihazırda getiri eğrisi kontrolü yapıyor. ABD’de de Fed, özellikle uzun vadeli dolar cinsi piyasa faizlerindeki artışın, finansal sıkılığı artırmaya başladığı noktada, alım yaptığı varlıkların vadesini artırarak, piyasa üzerindeki faiz riskini azaltmak isteyebilir.”

Vadeli işlemlerdeki oranlar ve beklenti anketleri de faiz oranlarında çok sınırlı bir artışa işaret ediyor. Örneğin; Halen yüzde 0,05’lerde olan Fed fonlama faizinin 2025 sonunda yüzde 0,33 olması bekleniyor; 25 baz puanlık bir faiz artırımı bekleniyor. Enflasyonu da göz önüne aldığımızda piyasalar uzun bir süre Fed’den negatif reel politika faizi bekliyor. Euribor faizlerinin 2025’de yavaş yavaş normalleşmeye doğru yönelmesi bekleniyor. Halen –yüzde 0,54’lerde olan 3 aylık euribor faizinin 2025 sonunda yüzde 0’a yaklaşması bekleniyor; 50 baz puanlık faiz artırımı fiyatlanıyor. Normal koşullarda, kriz/likidite sıkışıklığı dönemleri haricinde Fed fonlama faizi ile Libor arasındaki fark da düşük seyreder. Piyasa fiyatlamaları belirgin bir faiz artışına işaret etmediği ve halihazırda dolar likidite sıkışıklığının olmadığı şu anki koşullarda, LIBOR-Fed Funds ilişkisi korunacaktır. Kredi sıkışıklığının olabileceği dönemlerde dahi başlıca merkez bankaları arasında gerçekleştirilen swap anlaşmaları, 2008’deki yükselişe benzer bir artışın olmasını engeller. Sonuç olarak, 2025 dönemine kadar destekleyici politikaların belirgin şekilde geri çekilmesi, mevcut piyasa fiyatlamaları ile zor görünüyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Yeşil bir dünya 14 Eylül 2021
Sürdürülebilir Kalkınma 29 Haziran 2021