Büyümede son çeyrek yüzde 8 yıllık yüzde 2.6 olabilir mi?

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ Pazartesi günü açıklanacak son çeyrek büyümesinin yüzde 7, hatta 8'i bulması, yıllık oranın da yüzde 2.5-2.6 gelmesi şaşırtıcı olmayacak.

✔ Yabancı borsadan çıkmaya devam ediyor. Çıkış beşinci haftayı buldu, tutar da 980 milyon dolara ulaştı.

✔ Merkez Bankası bankalara ATM'lere 200 liralık banknot koymayın çağrısı yaptı. Cebine 200'lük banknotu koyan vatandaş kendini zengin hissedip harcamaya koşmasın ve böylece enflasyon düşsün diye mi!

TÜİK tarafından 1 Mart Pazartesi günü açıklanacak 2020’nin son çeyreğine ve dolayısıyla yılın tümüne ilişkin GSYH verileri için geri sayım başladı. 2020’yi büyümede nasıl kapatmış olabiliriz, bu soruya yanıt bulunmaya çalışılıyor.

Sanayi üretimindeki seyrin büyümeye ilişkin en belirgin öncü gösterge olduğunu zaman zaman vurguladık. Dolayısıyla büyümeye ilişkin tahmin yaparken sanayi üretiminin son çeyrekte nasıl bir değişim gösterdiğine bakmakta yarar var.

TÜİK verilerine göre sanayi üretimi son çeyrekte bir önceki yıla göre yüzde 10.2 arttı. Bu oran, herhangi bir arındırma işlemine konu olmamış ham endeksle bulunan değişimi gösteriyor. Zaten GSYH’de esas alınan değişim de bu.

Sanayi üretimi ile GSYH değişimi arasındaki bağ grafiğimizde çok somut olarak görülüyor. Yön her çeyrekte aynı ama iki oran arasındaki makas yılın ikinci çeyreğinde olağandışı bir şekilde açılmıştı. Bu da, o çeyrekte sanayinin pandemi yüzünden bir anda çok büyük bir darboğaza girmesinden kaynaklanmıştı. Hiç hesapta olmayan, hiç beklenilmeyen bir durum ortaya çıkmıştı çünkü.

Üçüncü çeyrekte ise oranlar birbirine yaklaştı, zaten daha önceki dönemlerde de birbirine yakın oranlar görmüştük.

İkinci çeyrekteki istisnai makas açılması hariç tutularak iki oran arasındaki genel bağı dikkate aldığımızda söyleyebileceğimiz şu:

Sanayi üretiminin yüzde 10.2 arttığı son çeyrekte GSYH’deki artışı yüzde 7, hatta 8 olabilir.

Yıllık yüzde 2.6

Son çeyrek oranı belli olduktan sonra yıllık gerçekleşmeyi hesaplamak yalnızca bir aritmetik işleme kalıyor.

Son çeyreğe ilişkin yüzde 8’lik bir büyüme, 2020’nin tümündeki büyümenin yüzde 2.6’yı bulacağını gösteriyor.

2021-2023 dönemine ilişkin yeni ekonomi programında 2020’nin büyüme tahmini yüzde 0.3 olarak yer almış; program açıklanırken pandeminin çok olumsuz bir tablo ortaya çıkarması halinde yılı yüzde 1.5 küçülmeyle kapatmanın kaçınılmaz olabileceği de vurgulanmıştı.

Bu tür programlarda ortaya çıkan sapmaların genellikle olumsuz yönde olmasına alışkınız. Ama artık 2020’nin büyüme hızında tahmin edilene göre olumlu yönde bir sapma olacağı kesin.

YABANCI BEŞ HAFTADA BİR MİLYAR DOLARLIK HİSSE SATTI

Yabancı yatırımcının borsadan çıkışı devam ediyor. 12-19 Şubat haftasında 123 milyon dolarlık daha satış yapan yabancıların böylece beş haftada sattıkları hisse senedinin tutarı 980 milyon doları buldu.

Yabancı yatırımcılar bir anlamda pozisyon değiştirip hisse senedinden iç borçlanma senetlerine geçiyor. Son beş haftalık dönemde hisse senedinden 980 milyon dolarlık çıkış yaşanırken, devlet iç borçlanma senetlerindeki yabancı alımının tutarı net 915 milyon dolar oldu.

Aslında içinde bulunduğumuz haftanın verilerini merak etmemek mümkün değil. Son birkaç gündür dolarda yaşanan hızlı artışta yabancıların çıkışlarının yoğunluk kazanması mı rol oynadı, bunu bir hafta sonra göreceğiz.

DTH’deki düşüş fiktif!

Bankalardaki döviz tevdiat hesapları 19 Şubat’ta 264.4 milyar dolara indi. 12 Şubat’taki yaklaşık 265 milyar dolara göre 534 milyon dolarlık bir azalma var.

Ama bu azalma yanıltmasın, döviz hesaplarında gerçek anlamda bir düşüş yok. Bu düşüş tümüyle altın fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklandı. 12 Şubat’ta 26.8 milyar dolar olan kıymetli maden depo hesapları, 496 milyon dolarlık azalmayla 19 Şubat’ta 26.3 milyar dolara indi. Söz konusu bir haftalık dönemde altın fiyatlarında yüzde 3 dolayında bir düşüş yaşanınca bu hesaplar da doğal olarak gerilemiş göründü.

MB’DEN BANKALARA:”ATM’LERE 200 TL’LİK BANKNOT KOYMAYIN!”

Birkaç yıl önce Dünya’da mevcut köşe yazımdan ayrı olarak “Lambamın Cini” adlı bir köşe hazırlıyordum. Orada enflasyonun nasıl düşük algılanacağına ilişkin tipik bir örneğe yer vermiştim. Ankara’da oturduğum semtte yıllardır alışveriş yaptığım Kervanlar Kuruyemiş’in sahibi iki kardeş fiyat etiketlerini 100 gram üstünden yazmışlardı, halen de öyledir ya... Fındık almak mı istiyorsunuz, fiyat örneğin 6 lira, 7 lira, ama 100 gramının. Psikolojik olarak ne kadar etki doğurdu, bilemem.

Şimdi Merkez Bankası bankalara “ATM’lere 200 liralık banknot koymayın” diye bir yazı göndermiş. Bu enflasyonla mücadeleye katkıda bulunması amaçlanarak kaleme alınmış bir yazı mıdır, yoksa başka bir amaç mı söz konusudur, doğrusu tam anlayamadım.

Yazıda “Kupür dağılımı dengesinin enflasyon beklentisine etkisi” şeklinde bir ifade geçiyor. Acaba bu ifadeyle “İnsanlar cebine 200’lük banknotu koyup kendini zengin hissederek harcamaya koşmasın” mı denmek isteniyor?

Yoksa küçük kupürler çoğaltılmak suretiyle insanların 200’lük tek banknot yerine 40 adet 5’lik banknotla kendini zengin hissetmesi mi amaçlanıyor? Ama vatandaş kendini zengin hissederse bu sefer de çok harcar!

Dedim ya, yazıdaki amaç nedir, tam anlayamadım, diye...

Özetleyelim Merkez Bankası'nın yazısını:

“Enflasyonla mücadele kapsamında fiyat istikrarını etkileyen tüm unsurlar ve bu unsurların etkileşimini temel alan bir analiz çerçevesinde emisyon politikasının şekillendirilmesi önem arz etmektedir. Bu doğrultuda, piyasadaki kupür dağılımı dengesinin enflasyon beklentisine etkisi de dikkatle takip edilmektedir.

Nakit para ile yapılan alışveriş ve ödemelerin kolay, hızlı ve kesintisiz olarak sürdürülebilmesi için düşük kupürlü banknotların (5, 10, 20 TL) yeterli miktarda dolaşıma verilmesi gerekmekte olup bu hususların sağlanması ise ancak bankacılık sisteminin katkısı ve işbirliği ile mümkün olmaktadır. Bu kapsamda Bankamızdan yapılacak nakit çekilişlerinde küçük kupürlü banknot talebinin artırılması, hanehalkının doğrudan nakde ulaşım kanallarından olan ATM'lerde 200 TL'lik kupürlere yer verilmemesi ve küçük kupürlü banknotların ulaşılabilirliği için bu banknotlara daha fazla yer verilmesi Bankamız politikalarına katkı sağlayacaktır. Bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmesi..."

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar