Büyüsek mi büyümesek mi?

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Bugünlerde katıldığım hemen her programda bu konunun konuşulduğuna ve tartışıldığına tanık oluyorum. Türkiye büyüyor mu, büyüyecek mi, büyüdük mü, büyümesek mi? Açıklanan büyüme oranları güzel de toplum bunu ne kadar hissediyor veya halkın bir işine yarıyor mu? Bu sorulara cevap arayalım istedim bugün, ancak önce işe ekonomik büyümenin tanımından başlayalım.

Büyüme en yalın hali ile üretim artışı anlamına gelmekte. Genelde bir ülke veya bölgede, bir yıl içinde meydana gelen mal ve hizmet üretimindeki yüzde artış olarak da ifade edebiliriz. Üretimler neticesinde oluşan satışı, ülkenin yıllık cirosu gibi düşündüğümüzde, ertesi yıl aynı ürünlerden daha fazla üretim ile daha fazla satış elde edilmesi hali, bir önceki yıla göre elde edilen kazanç daha fazla olduğu için, yıllık ekonomik büyüme olarak nitelendirilir. Eğer bir yıl sonraki üretim daha düşük ve kazancı daha az olursa, o vakit ekonomik küçülme yaşanmış anlamına gelmektedir. Büyüme, kapitalist ekonominin vazgeçilmezidir. Dolayısı ile büyüme asıl hedef olduğu için büyümekten çok büyümemeye şaşırmak gerekiyor. Mevcut konjonktürde ülkelerin büyüme hedeflerinde ana rol ise ihracata düşmekte.  

Sürdürülebilir ekonomik büyüme ise ekonomik büyümenin uzun vadeye yayılmış bir haline denir. Sürdürülebilir ekonomiyi yakalayabilmek için, uluslararası çapta pek çok farklı değişken süreç içerisinde yer alır. Ülkenin kaynakları, üretim kapasitesi, gücü ve para biriminin gücü gibi birçok unsur söz konusu olur.

Nominal büyüme oranının enflasyondan arındırılmış haline ise reel ekonomik büyüme denmektedir. Nominal büyüme ise bu konuda ilk bakışta görülmüş olan büyüme şeklinde ifade edilir. Aynı zamanda anlık olarak gerçek büyüme şekilde ifade etmek de mümkün. Bizim ülke olarak genelde zorlandığımız ve tartıştığımız nokta işte burası. Yani enflasyonun da yukarı doğru seyri, bizlere büyümeyi önemli ölçüde sorgulatır hale getiriyor.

Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 7 büyüdü; ancak ne işsizlikte ne de enflasyonda bir düşüşün yaşanmaması aslında büyümenin gerçek manada değere dönüşmediğinin göstergesi ne yazık ki.  Son 1 yıldaki tüketici fiyat artışının yüzde 17, üretici fiyat artışının ise yüzde 35 olduğu bir ortamda; düşük enflasyondan söz etmek mümkün olamaz. İşsizlik ise ilk çeyrekte yüzde 22’den 28’lere çıkmış durumda.

Başlangıçta da söylediğim gibi büyümeyi ihracata dayandırmak elbette oldukça sağlıklı bir yöntem. Peki, bizde durum öyle mi diye baktığımızda, aslında ihracatımızda da ciddi bir artışın olduğunu söylemek gerekiyor. Haziran ayı ihracat rakamımız, geçen yılın aynı ayına göre %46,9 artarak 19 milyar 773 milyon dolara ulaşmış durumda. Bu elbette sevindirici. Şimdi bir de madalyonun arkasını çevirelim. Aynı dönemde ithalat ise %38,9 artarak 22 milyar 661 milyon dolara, ihracatın ithalatı karşılama oranı ise % 87,3’e ulaşmış durumda. Verileri Ticaret Bakanı Sn. Mehmet Muş geleneği bozmadan bizzat açıkladı. İhracat rakamlarımızın yüksek gelmesi her ne kadar sevindirici olsa da, yatırım ve üretimi yeterince arttıramıyor olmamız, halen hammaddede büyük ölçüde yurtdışına bağımlı olmayı ve dış ticaret fazlası vermemizi engeller seviyede.  Büyümenin ihracata dayalı olması ile ortaya bir üretim fazlasının çıktığını söylemek gerekiyor. Gelir seviyesinin de, insanların üretilen ürünleri, o fiyatlardan ve o miktarda almaya yetmesini gerektiriyor. Aksi durumda, ürünlerin bir kısmı satılamaz ve üreticiler, üretimi kısma yoluna giderler, büyüme yavaşlar. Bu durum yeni yatırım yapmanın da önüne geçer. 

Bundan çıkan sonuç nedir diye baktığımızda, gerçek manada büyümenin yaşanabilmesi hem üretimin hem de insanların gelirlerinin sürekli artmasına bağlı. Üretimin artması için de yatırıma, yatırım için de istikrara ihtiyaç var. Büyüme; içerisinde yaşayan toplumların refah seviyesini ve yaşam kalitesini arttırıyor ise değerli ve anlamlı. Aksi durum, büyüyen ve sürekli cirosunu arttıran bir işletmenin gelirini paylaşmadığı bir duruma benzer, içindekiler büyümenin bir parçası olmazlar ve büyüme pek de umurlarında olmaz. Onlar için asıl olan kendi yaşamlarıdır. Hepimizde olduğu gibi.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Ortaya karışık program 10 Eylül 2021
Haydi büyüyelim 03 Eylül 2021
Bozulan tedarik zinciri 13 Ağustos 2021
Dönelim ekonomiye 06 Ağustos 2021