BYD kime küstü?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Belki de asıl soru, BYD’yi ikna etmek için ge­rekenleri yapabildik mi? Dünyanın en bü­yük elektrikli araç üreticilerinden biri olan BYD’nin Türkiye’de kurmayı planladığı 1 milyar dolarlık yatırımın askıya alındığına yönelik ha­berler iş dünyasında doğal olarak büyük yankı uyandırdı.

Reuters’a konuşan BYD Başkan Yar­dımcısı Stella Li, şirketin önceliğinin şu anda Macaristan olduğunu, Türkiye yatırımının ise beklemeye alındığını ve üretim için herhangi bir takvim bulunmadığını açıkladı. Bu gelişme üzerine birçok kişi aynı soruyu sormaya başla­dı: BYD kime küstü?

Ancak bana göre doğru soru bu değil. Asıl sor­mamız gereken soru şu: Türkiye, BYD gibi küre­sel yatırımcıların ihtiyaç duyduğu yatırım orta­mını yeterince güçlü biçimde sunabiliyor mu?

BYD’nin kararı bir şirket kararı değil, bir strateji kararıdır

Öncelikle konuyu duygusal zeminden çıkar­mak gerekiyor. BYD’nin kararı Türkiye’ye kar­şı alınmış siyasi veya duygusal bir karar değil. Bu tamamen küresel üretim ve tedarik zinci­ri stratejilerinin sonucu.Şirketin Avrupa’daki ilk fabrikasını Macaristan’da kurduğu ve kay­naklarını öncelikle bu tesisin devreye alınma­sına yönlendirdiği görülüyor. Şirket yönetimi de açık biçimde önceliğimiz Macaristan” açık­laması yaptı. Küresel şirketler ülkeleri sevmez veya sevmezlik yapmaz, Küresel şirketler yatı­rım getirisine bakar.

Sermaye duygularla değil, verimlilikle hareket eder. Peki Türkiye neden tercih edilemedi?

Burada dürüst olmamız gerekiyor. Türkiye bu­gün hâlâ Avrupa’nın en önemli üretim üslerinden biri. Güçlü bir otomotiv yan sanayisine, yetişmiş insan kaynağına ve stratejik coğrafi konuma sa­hip. Ancak yatırım kararlarında artık yalnızca bu avantajlar yeterli olmuyor. Bir yatırımcı için şu sorular çok daha önemli hale geliyor:

Enerji maliyetleri ne kadar öngörülebilir, fi­nansmana erişim ne kadar kolay, hukuki süreç­ler ne kadar hızlı, gümrük ve lojistik süreçleri ne kadar verimli, tedarik zinciri ne kadar istikrar­lı, uzun vadeli yatırım planlaması yapılabiliyor mu? Küresel yatırımcılar artık sadece bugünü değil, önümüzdeki 10-15 yılı satın alıyor. Belir­sizlik arttıkça yatırım iştahı azalıyor.

Macaristan neyi doğru yaptı?

Macaristan son yıllarda Avrupa’nın elektrik­li araç üretim merkezi olma yönünde ciddi bir strateji izledi. Çinli üreticiler için Avrupa Birli­ği içinde üretim yapabilme imkânı sunarken ay­nı zamanda yatırım süreçlerini hızlandırdı, alt­yapı yatırımlarını tamamladı ve üretim kümeleri oluşturdu. BYD'nin Avrupa önceliğini Macaris­tan'a vermesinin temel nedenlerinden biri de bu.

Aslında burada Türkiye ile Macaristan arasın­da değil, iki farklı yatırım ekosistemi arasında bir rekabet yaşanıyor.

Konunun elbet bir de gümrük ve ticaret bo­yutu var. Bir gümrük müşaviri olarak meseleye biraz da dış ticaret penceresinden bakıyorum. Artık yatırım kararları sadece fabrika kurmak­la ilgili değil. Şirketler aynı zamanda ürettiğim ürünü en hızlı ve en düşük maliyetle hangi pa­zarlara ulaştırabilirim sorusunun da cevabı­nı arıyor. Bu noktada gümrük süreçleri, lojistik altyapı, serbest ticaret anlaşmaları ve ticaret koridorları yatırım kararlarının ayrılmaz par­çası haline geliyor. Bugün dünyada üretim ka­dar ticaretin hızı da önem taşıyor. Bir fabrika­nın rekabet gücü sadece üretim hattında değil, gümrük kapısında da belirleniyor.

Belki de küsen BYD değil

Aslında ortada bir küskünlük olmayabilir. Bel­ki de BYD yalnızca kendi önceliklerini yeniden sıralıyordur. Fakat bu gelişme Türkiye açısın­dan önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Zira küresel sermaye artık ülkelerin anlattıklarına değil, sun­dukları koşullara bakıyor. Bir yatırımcı için teş­vik kadar öngörülebilirlik, coğrafi avantaj kadar operasyonel verimlilik, pazar büyüklüğü kadar sürdürülebilirlik de önem taşıyor.

BYD’nin Türkiye yatırımını askıya alma­sı yalnızca bir otomotiv yatırımı haberi ola­rak okunmamalıdır. Bu gelişme, küresel yatı­rım rekabetinin ne kadar sertleştiğini gösteren önemli bir işarettir. Sorulması gereken soru BYD kime küstüden ziyade, biz küresel yatı­rımcıların gözünde neden ilk tercih olamadık. Çünkü bu sorunun cevabı yalnızca bir fabrika­nın geleceğini değil, Türkiye'nin önümüzdeki on yıldaki sanayi, ihracat ve dış ticaret perfor­mansını da belirleyecektir.

Dünyada elektrikli araç pazarı hızla yükse­liyor ve tercih edilen sınıfın başında geliyor. TOGG’da bunun en önemli örneklerinden birisi. Konunun siyasi boyutuna ve Çin ile olan ilişkile­rimize etkisine girmeyeceğim. BYD’nin ülkemi­ze bu zaman zarfında çok sayıda araç sattığını ve yatırım taahhüdü ile Yatırım Teşvik Belgesi sa­yesinde %40 ilave gümrük vergisini ödemeyerek avantaj elde ettiğini hepimiz biliyoruz. İşin bu tarafına ilişkin yorumu kamu otoriterleri elbet yapacaktır. Ticarette küslüğün yeri olmdığını ve her zaman yatırım için güçlü bir potansiyel ülke olduğumuzu aklımızdan çıkarmamamız gerekti­ğini hatırlatıp noktayı koyayım.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.251,29 1,22 %
Dolar 47,0551 0,04 %
Euro 53,9262 0,01 %
Euro/Dolar 1,1435 -0,26 %
Altın (GR) 6.059,11 -1,45 %
Altın (ONS) 3.983,68 -1,89 %
Brent 83,7140 -1,18 %